ÇALIKAKICI
Reklam
İrfan Hatipoğlu

İrfan Hatipoğlu

ÇALIKAKICI

01 Aralık 2017 - 12:32

Ege kültüründe ve sosyal yaşam örgüsü içinde efelik, zeybeklik, kızanlık tanımlamaları önemsenir. Bu kavramlardan biriyle tanımlanmaktan keyifte alınır.

Ama o kavramlar kadar bu kültürün içinde yer alan çalıkakıcılık yok sayılır.

Efeliği, zeybekliği ve kızanlığı bir yana bırakalım. O tanımlamalarla bir sorunumuz yok.

Yanımıza önümüze bakalım. Binlerle ifade edilen çalıkakıcıların türediğini tanıklık edersiniz.

Merak ettiniz çalıkakıcılık ne diye…

Çalıkakıcı, Zeybeklik kültürü içinde: “Zeybeklik töresine uymayan, her türlü pisliği, eşkıyalığı, itliği, soygunu ve şerefsizliği yapanlar için kullanılan bir tabirdir. Zeybekler sosyal isyancı rolünü üstlenirken, çalıkakıcılar bencil birer eşkıya” anlamına gelir.

Binlerce yıllık ege kültüründen süzülüp gelen zeybeklik olgusunu deformasyona uğratan etken ne olabilir. Neden çalıkakıcıların sayısı sürekli artıyor?

Düşündünüz mü? Ben uzun zamandır düşünüyorum.

Genetik şifremize bir müdahale var. Neo-liberal politikalar. Terlemeden, yorulmadan sahip olma uğraşı. Yağmacılığın meşrulaşması, toplumda genel kabul görmesi. Zihinlerin karanlığa tutsaklığı...

Örnekten gidelim.

Akademinin başı oluyorsunuz; ilk işiniz alanınızla uzaktan yakından ilgisi olmayan bir kuruluşa kendinizi genel müdür olarak atıyorsunuz. Uçuk miktarda maaş bağlıyorsunuz.

Söğüşleme işi yalnız olmaz düşüncesiyle yandaşlarınızı, danışmanlarınızı hak etmedikleri “ulufeleri” veriyorsunuz.

Karınızı mutlu etmek için “tek taş” yüksük almak yerine çalıştığı okulun helâlarının temizliği için egemen olduğunuz kurumun kaynaklarından temizlik malzemeleri alıyorsunuz.

Sosyal medya üzerinden sahte hesaplar açarak, “ne oluyoruz yahu…” diyenleri saldırmayı kahramanlık olarak görüyor, kağıttan kaplan olmayı seçiyorsunuz.

Neo-çalıkakıcı; neo-ibrikçibaşılarıyla düne göre bugün daha tehlikeli. FETÖ/PDY terör örgütü ile sarmaş dolaşken, bugün yüksek perdeden küfür ediyor. Ahlaktan söz ediyor. Hiçbir şey olmamış gibi aramızda dolaşıp parmağını sallıyor.

Sonuç.

Görünen tablo o ki kent olarak; kentimizin en büyük KİT (Kamu İktisadi Teşebbüsü) çalıkakıcısını teslim olmuş durumdayız.

Üzüntümüz…

Bu şehrin akil adamları, sivil toplum liderleri, değerleri kendinden menkul mühim adamlar kendilerine atılabileceğini düşündükleri kemikleri yalamak adına sallanan parmağın uygun yerlerine kaçmasını beklemeleri.

Denizli bunu hak etmiyor.

Bu nedenle çalıkakıcıya karşı mücadelemizi sürdüreceğiz.  

 

 

 

 

 

 

YORUMLAR

  • 0 Yorum
Henüz Yorum Eklenmemiştir.İlk yorum yapan siz olun..

Son Yazılar