Kamu-iş Denizli Temsilcisi Namık Kemal Aydoğan yapmış olduğu
açıklama şu şekilde:
‘‘Bilindiği üzere 1 Ağustos’ta başlayan Sözde Toplu Sözleşme
görüşmeleri uyuşmazlıkla sonuçlanarak görüşmeler Hakem Kuruluna havale
edilmiştir. Yandaş konfederasyon üzerine düşen tiyatroyu fazlasıyla oynayarak sorumluluğu
Hakem Heyetine bırakıp meydanlardan kaçmıştı.
Bugünden geriye Sözde Toplu Sözleşme süreçlerine ve Hakem
Heyetine baktığımızda kara tablo çok iyi anlaşılmaktadır.
Birleşik Kamu-İş Konfederasyonu olarak; milyonlarca kamu
emekçisinin ve emeklisini ilgilendiren Sözde Toplu Sözleşmenin, Hakem Kuruluna
bırakılmasını ve bu kuruldan çıkacak kararların kamu emekçilerinin mesleki,
ekonomik ve sosyal haklarına olumlu yönde katkı sağlamayacağının farkındaydık.
Siyasi iktidarın arka bahçesi konumuna gelmiş sözde
konfederasyon ile Sözde Toplu Sözleşme masasının çarpıklığı bilinmekteydi,
Hakem Heyeti’nin bağımsız olmadığını da öğrenmiş bulunmaktayız.
Davulda, tokmak da AKP iktidarında, siyasi iktidar kamu
emekçilerine ne teklif ederse yandaş konfederasyon kabul etmekte Hakem Heyeti
onaylamaktadır.
AKP iktidarı, Hakem Heyeti ve yandaş konfederasyon günlerdir
danışıklı görüşmeler yaparak ve pazarlık etmiş gibi davranarak kamu
emekçilerinin aklıyla dalga geçmişlerdir. Ancak tüm kamu emekçileri; satıcıyı,
tüccarı ve noteri günlerdir oynadıkları kötü tiyatrodan tanımaktadır.
Hakem Kurulu’nun iktidarın elinde olması nedeniyle sonucun
günler öncesinde değişmeyeceği belliydi. Bu nedenle üretimden gelen
gücümüzü kullanarak tüm iş yerlerinde 26 Ağustos Pazartesi Saat 13.00’de yarım
gün, 27 Ağustos Salı günü tam gün iş bırakma kararı uyguladık.
Kamu emekçilerinin zammını belirleyecek Hakem Heyeti 11 kişiden
oluşurken kurulda 4 kişi sendikalardan, 7 kişi ise Cumhurbaşkanı tarafından
belirlenmektedir. Bu haliyle pazarlık masası satış masasına dönüşmüştü.
Yandaş konfederasyon her zaman olduğu gibi yine kamu emekçilerini yüz üstü
bırakarak üzerine düşeni fazlasıyla sergilemiştir.
Sözde Toplu Sözleşme masasının adaletli olmadığı bildiğimiz gibi
Hakem Heyetini de adil görmediğimizi açıklamıştık. Sözde Toplu Sözleşme
masasında yapıldığı gibi Hakem Heyeti Kurulu da; enflasyonu, vergi dilimlerini,
açlığı-yoksulluğu, 3600 ek gösterge talebini, grev hakkını, zam talebini,
kamu emekçilerinin ekonomik, mesleki, örgütsel ve sosyal haklarını, temel gıda
ürünlerini ve temel giderleri yok saymıştır.
Belirlenen söz konusu kuruldan adil kararlar almasını ve kamu
emekçileri lehine kararlar çıkmasını zaten beklemiyorduk.
AKP iktidarının, ilk teklifini revize ederek 2020 yılı için
yüzde 4+4, 2021 için ise yüzde 3+3 zam teklifi etmesi ile Hakem Heyeti
Kurulunda kamu emekçilerinin ekonomik ve sosyal haklarına ilişkin karar
çıkmasının paralel olacağına günler öncesinde dikkat çekmiştik.
Yaşam şartlarının ağırlaştığı, işsizlik ve pahalılık koşullarının
mutfakları kavurduğu ülkemizde, doğal gaza, elektriğe, benzine, gıda
maddelerine, ulaşıma vs. fahiş oranlarda zam yapılırken, Türk Lirası Dolar ve
Euro karşısında erirken, yurttaşların alım gücü günden güne azalırken AKP
hükümeti, kamu emekçilerine reva gördüğü bu zam oranlarıyla kursağımızdan
geçecek lokmaları saydıklarını göstermektedir.
Ülkemizdeki kriz koşullarının mutfakları yaktığı, tüm
çalışanların kemer sıkma politikasına kurban gittiği, işçinin ve kamu
emekçisinin yaşam şartlarının zorlaştığı koşullarda insanca yaşam şartları 11
kişilik kurulun taraflı Hakem Heyeti’nin sağlayamayacağı ortadaydı.
Hakem Heyetinin, kamu emekçilerinin kölelik koşullarındaki
yüzdelik dilimleri onaylayarak kamu emekçilerinin alın terini ve haklarını yok
saymıştır. Hakem Heyeti bağımsız olmadığını kanıtlayarak bizleri
şaşırtmadı ve emek düşmanlığı ortaklığını kanıtladı.
Birleşik Kamu-İş
Konfederasyonu olarak; Hakem Heyeti Kurulunun 2020-2021 yılları için AKP
iktidarının yüzdelik zam oranlarını onaylamasını meşru görmüyoruz. AKP
iktidarının istihdam ve teşvik paketleriyle patronların cebini doldururken; tüm
kamu emekçilerine dayatılan sefalet oranlarını örgütlü mücadelemizle karşı
çıkacağımızı, tüm konfederasyonları genel direnişe davet ettiğimizi, gerekirse
iş bırakma ve genel grev kararı alacağımızı ilan ediyoruz.’’




