• Künye
  • İletişim
  • Çerez Politikası
  • Gizlilik İlkeleri
Anasayfa
  • Yaşam
  • Denizli Haberleri
    ÇameliPamukkale MerkezefendiAcıpayamBeyağaçBozkurtÇalÇardakGüneyHonazKaleSerinhisarTavasBuldanÇivrilBekilliBabadağBaklanSarayköy
  • Gündem
  • DENİZLİ BŞB
  • Siyaset
    Adalet ve Kalkınma PartisiCumhuriyet Halk PartisiİYİ PartiMilliyetçi Hareket PartisiDiğer Partiler
  • Ekonomi
  • Asayiş
  • DTO
  • Spor Dünya Sağlık Kültür-Sanat Bilim ve Teknoloji Magazin Eğitim Genel
  • Ara
A
Büyüt
A
Küçült
  1. Haberler
  2. Genel
  3. Altını Buldular Mı?
Genel
Yayınlanma: 11 Haziran 2022 - 12:51

Altını Buldular Mı?

Genel
11 Haziran 2022 - 12:51
6 dk okunma süresi
A
Büyüt
A
Küçült
Altını Buldular Mı?
“Toplumun, kendini tehdit eden bütün tehlikelerden haberdar olmaya hakkı var.”
E. Şevardnadze , Gelecek Özgürlüktür ( ss: 64, AFA –Ekim 1992) kitabında böyle buyurmuş..Sahiden de hakkımız var mı?
Mesela arazi toplulaştırma bir tehdit mi yoksa gereklilik mi? Ülkem çiftçisinin en önemli sorununa geçmeden önce yukarıdaki sorumla bağlantılı bir soru daha sorup başka önemli bir konuya daha değinmeden geçmek istemiyorum.
Kuş uçmaz kervan geçmez köyler/mahallelerde at hırsızı kılıklı tiplerin ne işi var?
Yasal olan yollarla yasadışı organize işler..ya da? Yasal olan madencilik faaliyeti çerçevesinde yapılan arama işlemleri sayesinde ülkenin hemen hemen her yerleşkesi maden sahası olma yolundayken onlarca yıldır bildiğimiz, engellenemeyen bir faaliyet daha var, adı da definecilik! Bir sabah tarım yaptığınız bağ veya tarlanızın herhangi bir köşesinde çukur görüyorsunuz veya çevresindeki hazine arazisinde öbek öbek taş toprak yığınları.. İlk aklınıza gelen “yarın mahsul ne olacak” endişesi oluyor. Çünkü, elini kolunu sallaya sallayabalık avı,..domuz avı veya sözde arazi alım satımı adıyla dolaşan, gelen/giden yabancıların aslında çok da yabancı olmadığı, “Geçen gün bostana girmişler, domatesimizi toplamışlar” diyenlere de yerden göğe hak veriyorsunuz.  Asıl olan mı? Yaşadığın toprakların altındaki medeniyetler ve o medeniyetlerin gün yüzüne çıkarılması gerekliliği..Ve o milli servet sayılan tarihi/arkeolojik buluntuların birinin iştahını kabarttığı gerçeği!
Birkaç yıldır kendi köyümde iki bin hektar bir alan da altın aranacak söylentisi (MAPEG 140. Grup İhale İlanı ve 4. Grup Detay Arama ) devam ederken derin kuyu sondaj yapılan alanlar, Büyük Menderes üzerinde kurulu Adıgüzeller Barajı toplama havzasına neredeyse sıfır 2 yeni su toplama alanı kurulması kadar belli başlı yerlerde köstebek misali biri/lerinin kazı yaptığı da dikkatimizden kaçmıyor. Peki, yasal veya yasadışı devam eden kazılarda aranan bulundu mu? Yasal olan istimlâk işlemleri başladığında, yasadışı süren ise pay etme kavgası çıktığında netleşecek lakin o güne kadar bir karşı konulmaz gerçek ile kırsalda yüzleşmek zorundayız; GÜVENLİK! Bu bağlamda Necip Hablemitoğlu’nun öldürülmesinden sonra okuduğum Köstebek kitabında aklıma kazınan şu cümleyi paylaşmak istiyorum;
“Bir ülke, büyük bir ülke olarak kalmak istiyorsa, önce iç güvenliğine koşulsuz sahip çıkmak zorundadır. Bunun olmazsa olmaz koşulu askeri-sivil tüm istihbarat kuruluşlarındaki “çürük elmaların” ayıklanmasıdır. … Bir başka ifadeyle tam bağımsızlıkla güvenlik kavramlarını birbirinden ayırmak olanaksızdır. Bunlardan birini kaçırırsanız, sonuç “ su kevgirine” ya da “yolgeçen hanına” benzetilen şimdiki Türkiye görüntüsüne dönüşür.”
Güvenlik önemli bir konu..ve “ne kadar güvendeyiz?” sorusuna çok çeşitli cevap vermek mümkün.  Karakolların kırsalda belli merkezlere çekileceğini, bağ veya bahçelerimizde küçükbaş hayvan otlatması sonrası kamera kaydı, görgü tanığı istendiğini de hatırlarsanız yazmıştım. O halde sorunun yanıtı açık! Çal’daki Bağ Yetiştiriciliği seminerinde Prof. Dr. İsmet Yıldırım sunusunu yaparken bir fotoğrafta durdu ve şunu söyledi;
“Dilerim bir gün burada bulunan tüm çiftçilerimizin de böyle bir yeri olur”
Hocanın sözünü ettiği fotoğrafta yer alan yüzlerce dekara kurulu bir bağ ve o bağ içinde görünen görkemli bir evdi, yani benim de hayalim olan şeydi. Tek parça ve  güvenlikli..
Tarımsal üretimin devam edebilmesinin olmazsa olmazı ekonomik göstergeler ve bu göstergelerde maliyetin az olabilmesi için yapılan faaliyet ne olursa olsun yakınlık çok önemli! Tıpkı büyük parsellerde tarım yapabilmek gibi. Hadi gelin bu haftaki konumuz olan arazi toplulaştırmasına geçelim.
Antalya Narencilik ve Seracılık Araştırma Enstitüsü’nden E.Işıl DEMİRTAŞ ve Akdeniz Üniversitesi Ziraat Fakültesi Toprak Bölümü’nden Mustafa SARI’nın yazdığı “Arazi Toplulaştırması” makalesinde
“Dünya’da ilk defa 16. yüzyılda uygulanmaya başlanılan arazi toplulaştırması çalışmaları, özellikle 19. yüzyılda büyük bir hız kazanmıştır. Günümüzde ise pek çok gelişmiş ve kimi gelişmekte olan ülkeler, arazi toplulaştırması işlemlerini ve ayrıca diğer toprak ile tarım reformu uygulamalarını da tamamlamışlardır.”
Ülkemizde ise 1961 yılında ancak başlanmış halende tamamlanamamıştır. Bunun sonucu olarak dağınık, (5 da altında )küçük parsellerde, parçalı alanlarda tarım yapılmaktadır. Söz konusu makalede 1993 yılı verilerine yer verilerek bazı ülkelerle kıyaslamalar yapılmıştır. Örneğin; Danimarka’da tarımsal işletme sayısı 99 ve tarımsal arazi büyüklüğü işletme başına ortalama 28.8 hektar, İrlan’da da 221 olan tarımsal işletme sayısının ortalama arazi büyüklüğü 33.8 hektarken aynı tarihlerde Türkiye’de 3 milyon 600 bin tarımsal işletmenin %81’nin 10 hektar ya da daha az olduğu vurgulanmıştır. 2001 yılında 6 milyon tarımsal işletme olduğu makalede yer bulsa da 2021 yılı ÇKS verileri 2 milyon 100 bin kayıtlı çiftçi olduğunu, SGK verilerine bakılırsa da sadece 530 bin çiftçinin(?) sosyal güvencesinin olduğunu görürüz. Yani bir rakamlar kargaşası var. Zira kentlerde ev hanımı olan pek çok kadınımızın EK 5 Tarım Sigortası yatırdığını da daha önceki yazılarımda dillendirmiştim. Peki, toplulaştırmada amaç neydi?
“Arazi toplulaştırmasında başlıca amaç, çiftçinin gelir düzeyini artırmak ve birim alandaki verimi yükseltmektir.”
Bunu iki sebeple önemsiyoruz, ilki;  çiftçinin sürdürülebilir tarım yaparken maliyetlerini düşürürken zaman kazanmak ve daha konforlu bir hayat sürerken tarımsal sanayi yatırımlarının yapmasını sağlayarak istihdam sağlaması… İkincisi ise tarım sektöründe rekolte, ekili-dikili alan varlığı, güvenilir gıda…geri bildirim gibi konularda doğru veriler elde etmek. Elbette, toprak etütlerinin yapılması, ekilebilir-dikilebilir ürünlerin belirlenmesi, kullanılacak arazinin doğru teknik ve yöntemlerle tesis edilmesi…alternatiflerin sunulası, destek ve de teşviklerin yapılması…gereklidir. Görüldüğü gibi arazi toplulaştırma bir gerekliliktir. Yalnız geçmiş dönemlerde yapılan hatalardan ders çıkarılarak çıkarılan yasaların kırsalı tanımlayabilen en uygun yönetmelik ve komisyonları kurulması koşulu ile!
“… Türkiye sahip olduğu toprak ve su kaynakları potansiyeli, iklimsel özellikleri ve coğrafi durumunun sağladığı imkânlarla tarımsal üretimini bir kaç misli artırmak koşuluyla, yüz (100) milyon nüfusu kolaylıkla besleyebilecek ve ayrıca Avrupa, Asya ile Afrika ülkelerinin hububat, et, süt, sebze ve meyve gibi tarımsal ürünler düzeyindeki ihtiyaçlarının önemli bir kısmını karşılayabilecek güçlü bir ülke haline gelebilecektir.”
Makalede yer alan şu ifade hiç de hayal değil! Yeter ki arkeolojik zenginlerine yetkililer sahip çıkabilsin, kültürel mirasını devam ettirebilsin ve tarımsal üretimini sürdürebilsin. Medeniyetlere ait olanları bulmak ve onları gün yüzüne çıkararak sergilemek arkeologların, müzelerin işi.. yani devletin asli görevi. Zira onların varlığı turizm demek! Hem ülkenin kazanması hem de o bölgede yaşayanların kazanması demek. Çiftçilik gelirine turizmi de eklemesi demek..Özetle üç beş kendini bilmezin kazanç elde etmek için ülke varlığını talan etmesine göz yumulamaz!
n.aydemir

 
ANASAYFAYA DÖNMEK İÇİN TIKLAYINIZ
İlginizi Çekebilir
Çameli'de Gökyüzünden Yağan Buz Üreticinin Umudunu Kırdı
Çameli'de Gökyüzünden Yağan Buz Üreticinin Umudunu Kırdı
Cengiz Bektaş Şiir Ödülü İçin Başvurular Başlıyor
Cengiz Bektaş Şiir Ödülü İçin Başvurular Başlıyor
Denizli Cumhuriyet Başsavcılığına Mustafa Akbulut Atandı
Denizli Cumhuriyet Başsavcılığına Mustafa Akbulut Atandı
Uçaklı Fakülte'de sorular büyüyor: Neden hâlâ kazma vurulmadı?
Uçaklı Fakülte'de sorular büyüyor: Neden hâlâ kazma vurulmadı?
Merkezefendi Belediyesi ikinci kez gerçekleştiriyor
Merkezefendi Belediyesi ikinci kez gerçekleştiriyor

Ana Sayfa
Yaşam
Denizli Haberleri
Gündem
DENİZLİ BŞB
Siyaset
Ekonomi
Asayiş
DTO
Spor
Dünya
Sağlık
Kültür-Sanat
Bilim ve Teknoloji
Magazin
Eğitim
Genel
Köşe Yazarları
Foto Galeri
Video Galeri
  • Rss
  • Künye
  • İletişim
  • Çerez Politikası
  • Gizlilik İlkeleri

Sitemizde bulunan yazı , video, fotoğraf ve haberlerin her hakkı saklıdır.İzinsiz veya kaynak gösterilemeden kullanılamaz.

Yazılım: Tumeva Bilişim