Kaşgarlı Mahmut’un Divan-ı Lügati’t Türk adlı eserinde “At Türk’ün Kanadıdır” sözü bizlerin göçebe kültürden yerleşik kültüre, tarımdan spora her alanda at ile bir yaşam biçimi seçtiğimizin göstergesidir. Bu hafta at üzerinden tarihe, spora, yerel yönetimlere, turizme bir bakalım istiyorum.
Kadim bir gerçek vardır ki o da; “At ve Türkler aynı zamanda tarih sahnesine çıkmıştır.” Yani atların tarihi biz Türklerle başlar. Avrasya Araştırma Dergisi 2017 Güz sayısında Prof. Dr. İlhami Duruş’un kaleme aldığı “ Bozkır Kültür Çerçevesinde At, Göçer-Ev ve Demir” adlı makalede;
“İnsanlık tarihinde önemini uzun zaman diliminde koruyan at ilk Türklükle bağlantılı olarak bozkırların doğu tarafında ehlileştirilmiş ve bununla ilgili olarak atlı-bozkır kültürü gelişmiştir. Bu beşer tarihinde bir defa olmuş bir başarıdır, öyle bir başarı ki, kavimlerin ve kültürlerin gelişmesinde kendine has sonuçlar doğurmuştur…”
Atı evcilten ve onunla bütünleşik yaşayan biz Türklerin milattan önceki çağlarda da at yarışları yaptığı yönünde bilgiler bulunmaktadır. A. Ü. Veteriner Fakültesi Veteriner Tarihi ve Deontoloji Kürsüsü Doç. Dr. NihaI Erk’in Memleketimizde At Yarışları İle İlgili İlk Derneğin Kuruluşu makalesinde “…Asur-Babil orjinli ve M.Ö. 1500 yılı ya da eski tarihe aittir.” İfadesinde atlı arabalarla yapılan yarıştan bahsetmektedir.
Osmanlı döneminde yapılan ilk yarışın Karabük Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Dergisi’nin 2017 yılı 2. Sayısında Ömer Sivrikaya’nın At Kültürü ve At Yarışları-Düzce Örneği adlı makalede;
“Osmanlı döneminde Orhan Bey, Bursa’yı alır almaz ilk işi, Bursa’da şimdiki Balıklı Köyü ile Atıcılar Meydanı arasındaki sahayı yarış yeri (koşu yeri)” olmak üzere ayırıp vakfetmek olmuştu. Bursalılar bayramlarını, burada yarışlar tertip ederek ve atlarla oyunlar oynayarak geçirirlerdi. Bu alan Osmanlıların ilk yaptığı spor alanıdır.” Demektedir. Lakin düzenli at yarıları kesin tarihi 23 Eylül 1856’da İzmir’de yapıldığı bildirilmiştir. Yüzüncü Yıl Üniversitesi Veteriner Fakültesi Dergisi, 2012 (23, 159-166)yılında Geçmişten Günümüze Şanlıurfa Hipodromu At Yarışları İle İlgili Bir Araştırma adıyla yayınlanan İlker Akyüz’ün derlemesinde;
“İngiltere Başkonsolosu Mr. Patterson ve Evliyazade Refik Bey'in öncülüğünde Smyrna Races Club'ı (İzmir Yarış Kulübü) kuruldu… 1909 yılında Osmanlı Jokey Kulübü “Jokey Club Ottoman” adıyla kuruldu. Osmanlı Jokey Kulübü’nün Padişahın himayesindeki hipodromdaki at yarışlarını yönetmek ve Osmanlı “yani İngiliz” ve safkan Arap atı yetiştirmek amacını taşıdığı belirtilmiştir…
…1920 yılında TBMM Mustafa Kemal Paşa himayesinde Ankara’da yarışlar düzenlemiştir. 1923-1926 yıllarında İstanbul’da çeşitli yarışmalar düzenlenmiştir. 1927 tarihinde Ankara’da Gazi Mustafa Kemal’in de katılımıyla safkan İngiliz at ve kısraklarının katılabileceği Gazi Koşusu düzenlendi. İlk kupalı koşu 1939 yılında Cumhurbaşkanlığı Kupası Koşusu adı altında yapıldı. 1953 yılında Jokey Kulübü “Türkiye Jokey Kulübü” adını aldı. Bu tarihten itibaren, yarışlar Kulüp’ün organizasyonunda tek elden ve sistemli yönetim ile bugünlere kadar gelmiştir.”
Yerel halkın çiftçilik için halen kullandığı çeki atlarının yanında uzun yıllar cirit, rahvan, dizgin yarışlar da yapılmıştır. Lakin FAO’nun 54 milyon olarak kabul ettiği dünya sayısından anlaşılacağı üzere at sayısı her geçen gün azalmaktadır. Zira eğlence ve spor amaçlı yetiştirme ön plandadır. Çiftçilerin bugünlerde artan mazot fiyatı ve azalan fosil yakıt karşısında çeki atlarına geri dönme isteği tabiî ki bir düş değil diyebiliriz.
At izinin it izine karıştığı günleri peşpeşe yaşıyorken, Afyon ilinin Dazkırı ilçesinde gelenekselleşen, Covid_19 salgını sebebiyle de ara verilen Rahvan At Yarışlarının 6. (altıncısı) düzenlendi. 2, 3, 4, 5 yaşlı atların ayrı ayrı kategori edildiği ve yarıştığı rahvan koşusunda baş altı ve başa olmak üzere iki üst kategori ile ithal atların rahvan koşusu da yapıldı. Dizgin de sadece 4 İngiliz Atı yarışmacıydı ki talihsiz bir kazaya da sahne oldu, jokeyi dengesini kaybederek yarış başlar başlamaz düştü. Milli Jokeylerin yer alması ise takdire şayandı.
Yüzlerce yerli turist çeken bu organizasyonlarla ilgili eleştirim milattan öncesi dönemde dahi hipodrom kurabilen medeniyetlerden daha kötü durumda oluşumuz olabilir. Zira gerek atların gönenci, gerekse izleyicilerin konforu açısından hoş değildi. Eldeki imkanlar ile anca bu mu? O da kabul. Yine de bu tarz organizasyonların devam ettirilmesi kültürel gelişim, kırsal turizm… ve ekonomik kalkınma adına önemli. Geliştirilerek devam ettirilmesi hem yarışan at hem de izleyici katılımı için daha da önemli.
n.aydemir
Kadim bir gerçek vardır ki o da; “At ve Türkler aynı zamanda tarih sahnesine çıkmıştır.” Yani atların tarihi biz Türklerle başlar. Avrasya Araştırma Dergisi 2017 Güz sayısında Prof. Dr. İlhami Duruş’un kaleme aldığı “ Bozkır Kültür Çerçevesinde At, Göçer-Ev ve Demir” adlı makalede;
“İnsanlık tarihinde önemini uzun zaman diliminde koruyan at ilk Türklükle bağlantılı olarak bozkırların doğu tarafında ehlileştirilmiş ve bununla ilgili olarak atlı-bozkır kültürü gelişmiştir. Bu beşer tarihinde bir defa olmuş bir başarıdır, öyle bir başarı ki, kavimlerin ve kültürlerin gelişmesinde kendine has sonuçlar doğurmuştur…”
Atı evcilten ve onunla bütünleşik yaşayan biz Türklerin milattan önceki çağlarda da at yarışları yaptığı yönünde bilgiler bulunmaktadır. A. Ü. Veteriner Fakültesi Veteriner Tarihi ve Deontoloji Kürsüsü Doç. Dr. NihaI Erk’in Memleketimizde At Yarışları İle İlgili İlk Derneğin Kuruluşu makalesinde “…Asur-Babil orjinli ve M.Ö. 1500 yılı ya da eski tarihe aittir.” İfadesinde atlı arabalarla yapılan yarıştan bahsetmektedir.
Osmanlı döneminde yapılan ilk yarışın Karabük Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Dergisi’nin 2017 yılı 2. Sayısında Ömer Sivrikaya’nın At Kültürü ve At Yarışları-Düzce Örneği adlı makalede;
“Osmanlı döneminde Orhan Bey, Bursa’yı alır almaz ilk işi, Bursa’da şimdiki Balıklı Köyü ile Atıcılar Meydanı arasındaki sahayı yarış yeri (koşu yeri)” olmak üzere ayırıp vakfetmek olmuştu. Bursalılar bayramlarını, burada yarışlar tertip ederek ve atlarla oyunlar oynayarak geçirirlerdi. Bu alan Osmanlıların ilk yaptığı spor alanıdır.” Demektedir. Lakin düzenli at yarıları kesin tarihi 23 Eylül 1856’da İzmir’de yapıldığı bildirilmiştir. Yüzüncü Yıl Üniversitesi Veteriner Fakültesi Dergisi, 2012 (23, 159-166)yılında Geçmişten Günümüze Şanlıurfa Hipodromu At Yarışları İle İlgili Bir Araştırma adıyla yayınlanan İlker Akyüz’ün derlemesinde;
“İngiltere Başkonsolosu Mr. Patterson ve Evliyazade Refik Bey'in öncülüğünde Smyrna Races Club'ı (İzmir Yarış Kulübü) kuruldu… 1909 yılında Osmanlı Jokey Kulübü “Jokey Club Ottoman” adıyla kuruldu. Osmanlı Jokey Kulübü’nün Padişahın himayesindeki hipodromdaki at yarışlarını yönetmek ve Osmanlı “yani İngiliz” ve safkan Arap atı yetiştirmek amacını taşıdığı belirtilmiştir…
…1920 yılında TBMM Mustafa Kemal Paşa himayesinde Ankara’da yarışlar düzenlemiştir. 1923-1926 yıllarında İstanbul’da çeşitli yarışmalar düzenlenmiştir. 1927 tarihinde Ankara’da Gazi Mustafa Kemal’in de katılımıyla safkan İngiliz at ve kısraklarının katılabileceği Gazi Koşusu düzenlendi. İlk kupalı koşu 1939 yılında Cumhurbaşkanlığı Kupası Koşusu adı altında yapıldı. 1953 yılında Jokey Kulübü “Türkiye Jokey Kulübü” adını aldı. Bu tarihten itibaren, yarışlar Kulüp’ün organizasyonunda tek elden ve sistemli yönetim ile bugünlere kadar gelmiştir.”
Yerel halkın çiftçilik için halen kullandığı çeki atlarının yanında uzun yıllar cirit, rahvan, dizgin yarışlar da yapılmıştır. Lakin FAO’nun 54 milyon olarak kabul ettiği dünya sayısından anlaşılacağı üzere at sayısı her geçen gün azalmaktadır. Zira eğlence ve spor amaçlı yetiştirme ön plandadır. Çiftçilerin bugünlerde artan mazot fiyatı ve azalan fosil yakıt karşısında çeki atlarına geri dönme isteği tabiî ki bir düş değil diyebiliriz.
At izinin it izine karıştığı günleri peşpeşe yaşıyorken, Afyon ilinin Dazkırı ilçesinde gelenekselleşen, Covid_19 salgını sebebiyle de ara verilen Rahvan At Yarışlarının 6. (altıncısı) düzenlendi. 2, 3, 4, 5 yaşlı atların ayrı ayrı kategori edildiği ve yarıştığı rahvan koşusunda baş altı ve başa olmak üzere iki üst kategori ile ithal atların rahvan koşusu da yapıldı. Dizgin de sadece 4 İngiliz Atı yarışmacıydı ki talihsiz bir kazaya da sahne oldu, jokeyi dengesini kaybederek yarış başlar başlamaz düştü. Milli Jokeylerin yer alması ise takdire şayandı.
Yüzlerce yerli turist çeken bu organizasyonlarla ilgili eleştirim milattan öncesi dönemde dahi hipodrom kurabilen medeniyetlerden daha kötü durumda oluşumuz olabilir. Zira gerek atların gönenci, gerekse izleyicilerin konforu açısından hoş değildi. Eldeki imkanlar ile anca bu mu? O da kabul. Yine de bu tarz organizasyonların devam ettirilmesi kültürel gelişim, kırsal turizm… ve ekonomik kalkınma adına önemli. Geliştirilerek devam ettirilmesi hem yarışan at hem de izleyici katılımı için daha da önemli.
n.aydemir




