• Künye
  • İletişim
  • Çerez Politikası
  • Gizlilik İlkeleri
Anasayfa
  • Yaşam
  • Denizli Haberleri
    ÇameliPamukkale MerkezefendiAcıpayamBeyağaçBozkurtÇalÇardakGüneyHonazKaleSerinhisarTavasBuldanÇivrilBekilliBabadağBaklanSarayköy
  • Gündem
  • DENİZLİ BŞB
  • Siyaset
    Adalet ve Kalkınma PartisiCumhuriyet Halk PartisiİYİ PartiMilliyetçi Hareket PartisiDiğer Partiler
  • Ekonomi
  • Asayiş
  • DTO
  • Spor Dünya Sağlık Kültür-Sanat Bilim ve Teknoloji Magazin Eğitim Genel
  • Ara
A
Büyüt
A
Küçült
  1. Haberler
  2. Genel
  3. AYNI HÜCREDE ORHAN KEMÂL VE NÂZIM HİKMET...
Genel
Yayınlanma: 02 Ekim 2022 - 14:46

AYNI HÜCREDE ORHAN KEMÂL VE NÂZIM HİKMET...

Genel
02 Ekim 2022 - 14:46
3 dk okunma süresi
A
Büyüt
A
Küçült
AYNI HÜCREDE ORHAN KEMÂL VE NÂZIM HİKMET...
Orhan Kemâl,

1940 yılı kışında Bursa Cezaevi’nde Nâzım Hikmet’le tanışır.

İşte aynı hücrede kalacak iki Usta'nin ilk karşılaşmasının öyküsü,

Orhan Kemal'in anlatımıyla;

"1940 senesi kışı idi. Dikkat edin '1940' dedim. 

O zaman harp çıktı, devam ediyordu. 

Fakat henüz yalnız batıda. 

Ben hapishane kaleminde evraklar ile uğraşıyordum. 

Amirim olan hapishane kâtibi postadan yeni gelmiş resmi evraka bakıyordu. 

“Ooo” dedi “gözün aydın üstadın geliyormuş.”

“Üstad da kim?” Hiçbir üstadım falan yoktu

“Hadi hadi numara yapma, canım Nâzım Hikmet işte. 

Senin üstadın sayılmaz mı?”

***

İnanamadım. 

Elinde tuttuğu müzekkereyi uzattı; 

“14 Mayıs 1966 tarihinde bitecek olan ceza süresini doldurmak üzere tutuklu Nâzım Hikmet idarenizde bulunan cezaevine naklen gönderiliyor.”

 

***

Bana hapishane bahçesinde dikilmiş zambakların yeşil yaprakları üzerindeki karlar erimiş gibi, umumi afla serbest bırakılmışım cezamın bitmesine kadar olan yıllar birden tükenmiş gibi geldi. 

Herkes gibi ben de ona gıyaben hayrandım. Herkes gibi kendimi bilmeden onu seviyordum. 

Muazzam koca şair…

 

***

İdareden usulcacık çıktım. 

Hapishanede şiir yazan kendilerini şair sanan bizler üç kişiydik; Necati, İzzet ve ben. Fakat birincilik bende idi. 

Ne de olsa yazdıklarım basılıyordu. 

Koşmamak kendimi zor tutuyordum. 

Necati’nin koğuşuna gittim. 

Necati Nâzım’ı İstanbul Tevkifhanesinden tanıyordu.

Nâzım’ın geleceğini duyar duymaz Necati bir çocuk gibi ellerini çırpmaya sıçrayıp hoplamağa başladı.

“Yaşasın!”

Sonra da “Aman!” dedi, “Sakın ha şiirmiş soruymuş canını sıkmayın. 

Bundan hiç hoşlanmaz, pılısını pırtısını toplar başka koğuşa gider. İzzete de tembih et.”

***

İki saat geçmeden bütün hapishane öğrenmişti; 

Nâzım’ı getiriyorlar.

 

***

Aradan birkaç hafta geçti, yine böyle kurşuni sisli bir sabah evrak karıştırıp pencereden karla örtülü yeşil zambak yapraklarına yine bakarken Necati nefes nefese kaleme geldi: 

“Nâzım Hikmet’i az önce getirdiler!”

 

***

İyice hatırlıyorum, kalemimi elimden düşürdüm!

 

***

“Müdürün yanına soktular, ona senden bahsettim gel şimdi neredeyse avluya çıkaracaklar.” dedi Necati!

 

***

Bunları nefesi kesilerek bağırıyordu. 

Elimi kaparak beni neredeyse çekmeğe başladı. 

O kadar heyecanlıydım ki başım dönüyordu. Onu; Benerci, Jökond, Bedrettin destanlarını yazan insanı, şimdi görecektim demek!

 

***

Kapı açıldı, gülümseyerek çıktı. 

Göz göze geldik. 

Mavi gözlerinde, gülümsemesinde tertemiz apaçık çocuksu bir şey vardı. Nereye gitsem, ne yapsam diye düşünürmüş gibi durakladı sonra Necati’yi gördü. 

Ona doğru gitmek istedi fakat Necati Nâzım’a doğru koşarak beni takdim etti. 

Nâzım askerce topuklarını birleştirerek ve yüzüne ciddi bir ifade vermeye çalışarak kendini takdim etti:

“Ben Nâzım Hikmet!”

 

***

İşte karşılaşmamız böyle oldu, böylece talebesi oldum.

Ben de ona kendimden fazla inanıyordum.

 

***

O günlerden bir anekdot...

Cezaevi idaresi zaman zaman mahkumları yol, köprü inşaatlarında çalıştırmaktadır. 

Bu işlere Nâzım ve Orhan Kemâl de götürülür. 

Bir gün köylü bir çocuğun satmak istediği tavşan yavrusunu gören Orhan Kemâl, 50 kuruşa satın alır.

Tavşanla birlikte hapishaneye dönen Orhan Kemâl, yavruyu Nâzım'a gösterir. Yavruyu koynuna sokan Büyük Şair, onu öpüp sevmeye başlar.

Adını da ''Mercan'' koyar!

Onu hergün süt, yonca ile besler.

 

***

Günler "Mercan’'la birlikte geçerken yavrunun cinsiyetini merak eden şair, bu işlerden anlayan mahkumlardan yardım alır ve tavşanın "erkek" olduğunu öğrenir, ona eş arar.

Bulması mümkün olmaz.

Sonunda kendisini ziyarete gelen Piraye Hanım’a tavşanı teslim ederek özgürlüğüne kavuşturur.

(Orhan Kemal'in oğlu Işık Öğütçü kaleme aldığı 'Orhan Kemal, Sessizliğin Sesi' kitabında 'Piraye Hanım ve Tavşan Mercan' başlıklı yazıyla anekdotu aktarır.)

 

***

Orhan Kemâl, 

1946’da da tahliyesinden birkaç gün önce Nâzım Hikmet için şiir yazar...

Şöyledir şiir;

“Unutabilir miyim seni hiç

Dünyayı ve insanlarımızı sevmeyi senden öğrendim

Hikaye, şiir yazmayı

Ve erkekçe kavga etmeyi senden...” 

 

***

Anılarına saygıyla...

 

ANASAYFAYA DÖNMEK İÇİN TIKLAYINIZ
İlginizi Çekebilir
Eğitim-İş'ten Demokrasiye Sahip Çıkma Çağrısı: Butlan Yönetimlerini Kabul Etmiyoruz
Eğitim-İş'ten Demokrasiye Sahip Çıkma Çağrısı: Butlan Yönetimlerini Kabul Etmiyoruz
NERUDA ,
NERUDA , "POSTACI"NIN EFSANE REPLİĞİ VE NÂZIM'A YAZDIĞI ŞİİR...
Çameli'de Gökyüzünden Yağan Buz Üreticinin Umudunu Kırdı
Çameli'de Gökyüzünden Yağan Buz Üreticinin Umudunu Kırdı
Cengiz Bektaş Şiir Ödülü İçin Başvurular Başlıyor
Cengiz Bektaş Şiir Ödülü İçin Başvurular Başlıyor
Deprem korkuttu
Deprem korkuttu

Ana Sayfa
Yaşam
Denizli Haberleri
Gündem
DENİZLİ BŞB
Siyaset
Ekonomi
Asayiş
DTO
Spor
Dünya
Sağlık
Kültür-Sanat
Bilim ve Teknoloji
Magazin
Eğitim
Genel
Köşe Yazarları
Foto Galeri
Video Galeri
  • Rss
  • Künye
  • İletişim
  • Çerez Politikası
  • Gizlilik İlkeleri

Sitemizde bulunan yazı , video, fotoğraf ve haberlerin her hakkı saklıdır.İzinsiz veya kaynak gösterilemeden kullanılamaz.

Yazılım: Tumeva Bilişim