Denizli/Baklan Boğaziçi’nde milyon dolarlık baraj yatırımı ve asırlık bağlar, tavuk çiftliklerinin giderek genişleyen etkisi altında sıkışırken; mahalle sakinleri koku, kirlilik ve çevresel tahribata karşı “yaşam hakkı” vurgusuyla yetkililere çağrı yapıyor.
Eski müsteşar yardımcsı Necdet Topçuoğlu, “Hiçbir yatırım insan sağlığından değerli değil” diyerek bölgedeki plansız genişlemeye tepki gösterdi.
Denizli'nin Baklan ilçesine bağlı Boğaziçi Mahallesi'nde kurulması planlanan ve bir kısmının yapım sürecinin başladığı belirtilen tavuk çiftlikleri, bölgede büyük bir tartışmanın fitilini ateşledi. Çalkebir Derneği, mahalle sakinleri ve uzman isimler, verimli tarım arazilerinin, bağların, su kaynaklarının ve yaşam alanlarının tehdit altında olduğunu savunarak yetkilileri göreve çağırdı.
Çalkebir Derneği Başkanı Ahmet Akbay, Boğaziçi halkının büyük bir endişe içerisinde olduğunu belirterek, "Topraklarımız göz göre göre elimizden gidiyor. Bugün kaybedilen tarım arazileri yarın geri getirilemez. Bu mesele yalnızca çevre meselesi değil, aynı zamanda gıda güvenliği meselesidir" dedi.


Eski müsteşar yardımcsı Necdet Topçuoğlu, “Hiçbir yatırım insan sağlığından değerli değil” diyerek bölgedeki plansız genişlemeye tepki gösterdi.Tarım toprakları üretim dışına mı çıkarılıyor?
Bölge halkının en büyük itirazlarından biri, tavuk çiftlikleri için kullanılan alanların önemli bölümünün tarımsal üretim yapılan arazilerden oluştuğu iddiası.Akbay'a göre, binlerce metrekarelik verimli tarım toprağı beton zeminli tesislere dönüştürülüyor. Mahalle sakinleri ise yıllardır üzüm bağları, kiraz bahçeleri ve tarımsal üretimle geçim sağlanan bölgede bu tür yatırımların gelecekte geri dönüşü olmayan sonuçlar doğuracağını düşünüyor.Boğaziçi'nin yalnızca Baklan'ın değil, Denizli'nin de önemli tarım merkezlerinden biri olduğunu hatırlatan vatandaşlar, bağcılık kültürünün ve üretim kapasitesinin zarar görebileceğini dile getiriyor.Milyon dolarlık DSİ yatırımı tehlikede mi?
Tartışmaların merkezinde yalnızca tavuk çiftlikleri değil, bölgedeki kamu yatırımları da yer alıyor.Devlet Su İşleri tarafından 2012 yılında ihalesi gerçekleştirilen ve yaklaşık 5 milyon 467 bin dolarlık yatırımla hayata geçirilen Boğaziçi Göleti ve Sulama Projesi, bugün yaklaşık 3 bin dekarlık tarım alanının sulanmasını sağlıyor.Yaklaşık 1,7 milyon metreküp su depolama kapasitesine sahip göletin çevresinde yoğunlaşan tavuk çiftliklerinin, su kaynakları üzerinde oluşturabileceği olası riskler vatandaşların en önemli kaygıları arasında bulunuyor.Mahalle sakinleri, "Tarımsal sulama için yapılan milyonlarca dolarlık yatırımın çevresindeki tarım alanları üretim dışına çıkarılırsa bu yatırımın anlamı ne olacak?" sorusunu yöneltiyor."Yaylamız kokuya ve betona teslim ediliyor"
Boğaziçi Yaylası'nın temiz havası, doğal yapısı ve yaşam kalitesiyle tanındığını belirten bölge sakinleri, tavuk çiftliklerinin oluşturacağı kötü koku, sinek artışı ve atık sorununa dikkat çekiyor.Özellikle Mecidiye Altı Domu mevkii çevresinde başlayan yapılaşmaların, yüzlerce dönümlük kiraz bahçeleri, üzüm bağları ve doğal yaşam alanlarını etkileyeceği öne sürülüyor.Vatandaşlar, bölgede huzurevi, sağlık turizmi ve doğa turizmine yönelik yatırımlar beklenirken, çevresel etkileri yüksek tesislerin tercih edilmesini sorguluyor.ÇED süreci tartışma konusu oldu
Tartışmaların bir diğer boyutunu ise Çevresel Etki Değerlendirmesi (ÇED) süreçleri oluşturuyor.Bölgede yapılması planlanan bazı tesislerde kapasitenin 60 bin yerine 59 bin olarak gösterildiği ve bu nedenle farklı bir idari süreç izlendiği yönündeki iddialar kamuoyunda soru işaretleri yarattı.Çalkebir Derneği ve bazı vatandaşlar, halkın yeterince bilgilendirilmediğini savunurken, çevresel etkilerin şeffaf şekilde değerlendirilmesini talep ediyor.
Avukat Onat Ötnü: "Hukuki süreci takip edeceğiz"
Konuya ilişkin değerlendirmelerde bulunan Avukat Onat Ötnü, tavuk çiftliklerinin yerleşim alanlarına giderek yaklaştığını belirterek süreci gönüllü olarak takip edeceğini açıkladı.Ötnü, "Köylünün yaşam alanını doğrudan etkileyen bu yatırımların tüm yönleriyle incelenmesi gerekiyor. Tarımsal üretimin ve bağcılık faaliyetlerinin zarar görmemesi için gerekli hukuki girişimler yapılacaktır" dedi.Eski Müsteşar Yardımcısı Necdet Topçuoğlu'ndan dikkat çeken uyarı
Tartışmalara yalnızca bölge halkı değil, tarım konusunda uzun yıllar görev yapmış uzman isimler de dahil oldu.Eski Tarım ve Köy İşleri Bakanlığı Müsteşar Yardımcısı ve Ziraat Yüksek Mühendisi Necdet Topçuoğlu, kaleme aldığı "Tarım Toprağı Katliamı" başlıklı yazısında Boğaziçi Mahallesi'nde yaşanan gelişmelere dikkat çekti.Türkiye'nin birçok bölgesinde görev yaptığını belirten Topçuoğlu, birinci sınıf tarım arazilerinin yapılaşmaya açılmasının ciddi sonuçlar doğurduğunu ifade etti.Geçmişte Ankara-Çorum Karayolu çevresinde kurulan tavukçuluk tesislerini örnek gösteren Topçuoğlu, yanlış yer seçimleri nedeniyle bölgede ağır koku sorunları yaşandığını, bazı tesislerin zamanla atıl hale geldiğini ve kaynak israfının ortaya çıktığını anlattı.Topçuoğlu, "Hayvancılık ve tavukçuluk tesisleri rastgele yerlere kurulamaz. Bu tür yatırımlar çevre, insan sağlığı ve tarımsal üretim üzerindeki etkileri dikkate alınarak planlanmalıdır" değerlendirmesinde bulundu."Boğaziçi'ni çok iyi bilirim"
Yazısında doğrudan Baklan'ın Boğaziçi Mahallesi'ne de değinen Topçuoğlu şu ifadeleri kullandı:"Boğaziçi bölgesini çok iyi bilirim. İnsanların yıllardır yaşadığı bir çevrenin yaşam kalitesini bozmaya kimsenin hakkı yoktur. Siz yatırımı yapın, izin arkasından çıkar anlayışı hukukun etrafından dolaşmaktır. Hiçbir yatırım insanların sağlıklı yaşam hakkından daha değerli değildir."Topçuoğlu ayrıca çevresel etkileri bulunan tüm yatırımların eksiksiz biçimde değerlendirilmesi gerektiğini belirterek Denizli Valiliği'nin konuya hassasiyet göstereceğine inandığını ifade etti.Yazının tamamını okumak için linke tıklayın...https://www.karadenizekspres.com/yazarlar/necdet-topcuoglu/tarim-topragi-katliami/53802#google_vignetteYetkililere yöneltilen sorular
Çalkebir Derneği ve mahalle sakinleri, kamu kurumlarına şu soruların yanıtlanmasını istiyor:- Tavuk çiftlikleri için verilen izinler hangi mevzuata dayanıyor?
- DSİ'nin milyonlarca dolarlık sulama yatırımı yapılırken ilgili kurum görüşleri alındı mı?
- Tarım dışı veya verimsiz toprak raporları hangi kurumlar tarafından hazırlandı?
- Tavuk çiftliklerinden kaynaklanabilecek amonyak gazı ve atıkların bağcılığa etkileri araştırıldı mı?
- Yer altı ve yüzey su kaynakları üzerindeki etkiler değerlendirildi mi?
- Bölge halkına neden kapsamlı bilgilendirme toplantıları yapılmadı?
- ÇED süreçlerinde vatandaşların görüşleri yeterince alındı mı?




