
Denizli’nin Çal ilçesinde asırlardır süregelen ve UNESCO Somut Olmayan Kültürel Miras Listesi’nde yer alan “Sudan Koyun Geçirme ve Çoban Bayramı”, bu yıl Büyük Menderes Nehri’nin tamamen kuruması nedeniyle sembolik olarak gerçekleştirildi. Geleneksel tören, bu kez doğanın yok oluşuna dikkat çekmek için bir çığlığa dönüştü.
Denizli’nin Çal ilçesinde UNESCO Somut Olmayan Kültürel Miras Listesi’nde bulunan ve sekiz asırdır sürdürülen “Sudan Koyun Geçirme ve Çoban Bayramı”, bu yıl susuzluk nedeniyle farklı bir anlam kazandı. Büyük Menderes Nehri’nin yatağı tamamen kuruyunca koyunlar yüzdürülmek yerine kuru nehir yatağında yürütüldü.
“Bu, Binlerce Yıllık Bir Çığlıktır”Çal Belediye Başkanı Ahmet Hakan, etkinlikte yaptığı konuşmada şunları söyledi:“Yüzyıllardır hayat verdiği topraklarda can çekişen Büyük Menderes’e dikkat çekmek için bir araya geldik. Atalarımızdan miras aldığımız bu geleneği, bu yıl kuruyan yatağında sembolik olarak gerçekleştirdik. Aşağıseyit mahallemizde, suyu çekilmiş Menderes’in ortasında Kınalı Koç’umuzu yürütürken aslında bir geleneği değil, binlerce yıllık bir çığlığı yaşattık. Bu çığlık, toprağın, doğanın ve gelecek nesillerin bize haykırdığı bir çağrıdır.”
Başkan Ahmet Hakan, etkinliğin yalnızca kültürel bir ritüel olmadığını, aynı zamanda bir doğa mücadelesi olduğunu belirterek şöyle devam etti:
“Bugün burada yaptığımız şey sadece bir ritüeli sürdürmek değil, doğamızın yok oluşuna karşı durmaktır. Çünkü biliyoruz ki; eğer Menderes susarsa, toprak susar, hayat susar, geleneklerimiz susar. Yüzyıllardır Anadolu’nun can damarı olan bu nehir, adım adım kurumaya terk edildi. Bizler bu sessiz çığlığa kayıtsız kalmayacağız.”
“Geçmişe Saygı, Geleceğe Söz”Çal Belediye Başkanı Ahmet Hakan konuşmasını şu sözlerle tamamladı:“Bugün yaptığımız etkinlik, sadece geçmişe bir saygı değil; geleceğe bir sözdür. Biz bu geleneği yaşatırken, çocuklarımıza ve torunlarımıza yaşanabilir bir Çal, yaşanabilir bir doğa bırakmak için mücadele edeceğiz.
Bu etkinliğe katılarak sesimize güç katan, geleneklerimize ve doğamıza sahip çıkan tüm hemşehrilerime, Çal Yöresi Derneği’ne, Çalsiad’a ve Aşağıseyit Muhtarlığımıza gönülden teşekkür ediyorum. Gelin, hep birlikte Büyük Menderes’in yeniden hayata dönmesi için el ele verelim.”
Denizli’nin Çal ilçesinde UNESCO Somut Olmayan Kültürel Miras Listesi’nde bulunan ve sekiz asırdır sürdürülen “Sudan Koyun Geçirme ve Çoban Bayramı”, bu yıl susuzluk nedeniyle farklı bir anlam kazandı. Büyük Menderes Nehri’nin yatağı tamamen kuruyunca koyunlar yüzdürülmek yerine kuru nehir yatağında yürütüldü.
“Bu, Binlerce Yıllık Bir Çığlıktır”Çal Belediye Başkanı Ahmet Hakan, etkinlikte yaptığı konuşmada şunları söyledi:“Yüzyıllardır hayat verdiği topraklarda can çekişen Büyük Menderes’e dikkat çekmek için bir araya geldik. Atalarımızdan miras aldığımız bu geleneği, bu yıl kuruyan yatağında sembolik olarak gerçekleştirdik. Aşağıseyit mahallemizde, suyu çekilmiş Menderes’in ortasında Kınalı Koç’umuzu yürütürken aslında bir geleneği değil, binlerce yıllık bir çığlığı yaşattık. Bu çığlık, toprağın, doğanın ve gelecek nesillerin bize haykırdığı bir çağrıdır.”
Başkan Ahmet Hakan, etkinliğin yalnızca kültürel bir ritüel olmadığını, aynı zamanda bir doğa mücadelesi olduğunu belirterek şöyle devam etti:
“Bugün burada yaptığımız şey sadece bir ritüeli sürdürmek değil, doğamızın yok oluşuna karşı durmaktır. Çünkü biliyoruz ki; eğer Menderes susarsa, toprak susar, hayat susar, geleneklerimiz susar. Yüzyıllardır Anadolu’nun can damarı olan bu nehir, adım adım kurumaya terk edildi. Bizler bu sessiz çığlığa kayıtsız kalmayacağız.”
“Geçmişe Saygı, Geleceğe Söz”Çal Belediye Başkanı Ahmet Hakan konuşmasını şu sözlerle tamamladı:“Bugün yaptığımız etkinlik, sadece geçmişe bir saygı değil; geleceğe bir sözdür. Biz bu geleneği yaşatırken, çocuklarımıza ve torunlarımıza yaşanabilir bir Çal, yaşanabilir bir doğa bırakmak için mücadele edeceğiz.
Bu etkinliğe katılarak sesimize güç katan, geleneklerimize ve doğamıza sahip çıkan tüm hemşehrilerime, Çal Yöresi Derneği’ne, Çalsiad’a ve Aşağıseyit Muhtarlığımıza gönülden teşekkür ediyorum. Gelin, hep birlikte Büyük Menderes’in yeniden hayata dönmesi için el ele verelim.”





