Hızla gelişen teknoloji ve dijitalleşen dünyaya ayak uydurmaya çalışırken Türk Tarımını nerelere koyuyoruz dersiniz? Ya da soruyu şöyle sormalıyım 2020 yılı biterken Türk Çiftçisi bu olup biten içinde nerede?
Azra Kohen’nin çok manidar bir sözü var, der ki;
“Artık insanlık değil, teknoloji ilerliyordu. Uygarlık değil teknolojiler gelişiyordu.” Ne kadar haklı olduğuna hadi gelin birlikte baklalım.
Tarım Ve Orman Bakanlığı (https://ditap.gov.tr ) “Dijital Tarım Pazarı” adını taşıyan e-ticaret uygulaması ile birlikte alıcı ve üreticiyi bir platform üzerinde toplamaya başladı. Söz konusu uygulama doğrudan satış imkânı sunarken kiralık tarım arazisi ilanlarına da yer veriyor. Uygulamaya üye olmak e-devlet ile mümkün. Örneğin, doğrudan satış kısmını tıklayıp Denizli’yi işaretleyip uygula dediğimde karşıma Sultani Çekirdeksiz Üzüm’den yemlik arpaya, kekikten elmaya pek çok ürün çıkıyor. Üzümü işaretlediğimde ise 30 ton olduğunu, Buldan’da üretildiğini, kim tarafından satıldığını ve kg fiyatının 3 TL olarak belirlendiğini görebiliyorum. Üyelik ile birlikte kişinin irtibat numarasına da ulaşabiliyorsunuz. Kiralık tarımsal arazisi kısmında ise sulama sisteminden, üretim yönetimine kadar pek çok seçenek ile arama kriterinizi belirleyebiliyorsunuz. Yine Denizli’yi seçtiğimde Çivril ilçe de 2 adet kiralık arazi olduğunu görüyorum.
Toprak Mahsulleri Ofisi’nin uygulamasından randevu alamayan çiftçi bir tarafa bu uygulamaya ilan verebilen çiftçiler diğer tarafa diyebilir miyiz? Elbette hayır, teknolojik okuryazarlık bizim çiftçimizin şu an en çok ihtiyacı olan ve eğitimi verilmesi gereken konuların başını çekiyor. Tek başına yeterli mi? Derseniz bu soruya yanıtım çok net olacaktır “Hayır!” Artan maliyetleri, azalan geliri…sosyokültürel imkansızlıkları..piyasaya giren büyük şirketler karşısında ezilmesi...ne üreteceğini, ne kadar ve kimin için üreteceğini bilmemesi… gibi pek çok konu var ki halen çözüm beklemektedir.
Yenilenen dünya içerisinde yer edinmek oldukça takdire layık bir durum. Lakin Tarım Kredi Kooperatifine olan kredi borçları nedeniyle ellerinden alınan traktörleri, hacizli tarlaları için seslerini eylemlerle duyurmaya çalışan bugüne kadar yapılmayanı da yapan yani örgütlenen çiftçilerimiz ile Tarım ve Orman Bakanlığı arasında sağlam bir köprü gerekiyor diye düşünenlerdenim.
Örneğin, Covid-19 bize gösterdi ki, tüketici için şeffaf üretim ve doğrudan teslimat şarttır. Bunun için yapılması gereken nedir derseniz? Hemen kendi yapmak için uğraştığım konuyu açarım önünüze.
1. Kayıt altına alınmış üretim. Bu şu demektir, ürünün ekildiği-dikildiği tarihten itibaren çeşitlerin listelenmesi, aşılama,…suni tohumlama…gibi gördüğü her nevi kültürel uygulama ve mekanizasyonun gün be gün tutulmasıdır.
2. Doğala yakın üretim, doğasına uygun besleme.. iklim değişikliklerine uygun ürün deseni…En az pestisit, en az hazır yem… en az işlem görmüş gıda ürünü gibi.
3. Sıfıra yakın kalıntı ve israf! Su kıtlığını yaşamamıza ramak kala israfın önünde her konuda geçmemiz gerektiği bir kesinliktir. 1. Tam olgunlaşma döneminde hasat, kesim…ve kurutma. Bunun için yenilenebilir enerji ile kurutma sistemleri, sulama sistemleri… sözleşmeli üretim ve birlik/kooperatif olmazsa olmazlar arasında yer alır.
2. Soğuk zincir ile üretici-tüketici arasına hiç kimseyi koymadan tedarik-teslimat. Bunun için lojistik hizmetinin en doğru ve hızlı şekilde sağlanması gerekiyor.
3. Farklılaşmış ürün çeşitliliği. Örneğin üzümün pekmez, sirke, şarap…haline getirilmesi
4. İç ve dış pazarda markalaşma. Pazarın rekabet koşulları dikkate alındığında tarladan sofraya uzanan şeffaf üretim sürecinde elde edilen nihayi ürününün bir adı olmalıdır.
Gibi pek çok konuyu alt alta yazabilirim. ( Burada şu notu düşmeliyim ki yeni yıl dileğim olsun kendi adıma. Yeni yıl ile birlikte atıl duran ben artık harekete geçebileyim..Yapabilir miyim? Bu mümkün! JTI ve Boğaziçi Üniversitesi Yaşam Boyu Eğitim Merkezi (BÜYEM)’in ortaklaşa hazırladığı, “Fikrim Geleceğim” adıyla KOSGEB eğitimi verdiği 15 il de 450 seçilmiş kadından ya da onların değimi ile “TURNA” dan biri de benim. Neden olmasın değil mi? ) Aslında bunu yapması gereken çiftçi mi, girişimci mi… yoksa bakanlık mı? Elbette tartışmaya açıktır. Lakin IPARD gibi tarımı desteklemek adına yapılan proje uygulamalarının, kırsal turizm ile uzaktan yakından alakası olmayacak şekilde dinlenme tesisi yapılmasına vereceği ödemenin yukarıda yazdıklarımın yapılabilirliğinin sağlanması için daha makul hale getirilmesi gerektiğini düşünüyorum.
Özetle çağımızın gereklilikleri yerine getirirken, sağlık ocağı gibi temel sağlık hizmetinden, okul gibi temel eğitimden dahi yoksun bırakılan köylü/mahalleli ve köyleri/mahalleleri de tarımsal dijitalleşme, teknolojiye uygun üretim ve tüketici talepleri doğrultusunda e-ticaret gibi pazarlama sorununu kısmen çözümleyebilecek çalışmaları yerli yerine doğru koymak gerekiyor diyenlerdenim. Zira bu çelişkili ortamda üretimin sürdürülebilir olması mümkün değildir!
Yeni gelen yıl, geçtiğimiz yılları çiftçimize aratan bir yıl olmaması en büyük temennim.
n.aydemir
27 Aralık 2020 Denizli-Çal [email protected]
Kaynak: http://tarim.gov.tr




