Bir kurumun itibarı, onun duvarlarında değil, adaletinde yaşar.
Denizli Gençlik ve Spor İl Müdürlüğü’nde uzun süredir bir şeyler kokuyor.
Ama bu, yeni yapılan spor tesislerinin taze boya kokusu değil…
Bu, liyakatsizliğin, kayırmanın, adamcılığın ağır kokusu.
Son aylarda kurumda yaşanan atamalar, görev değişiklikleri ve “ilginç” yükselişler, kamu vicdanını rahatsız edecek boyuta ulaştı. Kurumu yakından takip eden herkesin dilinde aynı cümle var:
“Burada artık emek değil, eş dost ilişkisi yükseliyor.”
Rize Dayanışması mı, Kurum Çöküşü mü?
16 müdür, 27 personel…
Bir anda görev yerleri değişti.
Yeni gelen isimlerin birçoğunun Rize bağlantılı olması, kurumda “Rizeliler dayanışması” söylentilerini iyice güçlendirdi.
Ama en dikkat çeken örneklerden biri şu:
Rizeli bir damadın eşi, kadrosu işçi olmasına rağmen memurların başına amir yapıldı.
Yani iş tanımını değil, soy bağını referans alan bir yönetim anlayışı işliyor.
Üstelik bu kişi, antrenörlük yapması gerekirken idari bir göreve geçirilmiş. Sporun ve gençliğin merkezinde olması gereken kadrolar, masa başında “temizlik takibi” yapan kişilerle doldurulmuş.
Sporcular ortada kalmış, tesislerin başına “yakınlar” geçirilmiş.
Bu tabloyu anlatanlar haklı olarak soruyor:
“Acaba sırada hangi Rizeli var?”
Müdürün Eşi Gölge Yönetici Mi?
Kurum içinde son haftalarda en çok konuşulan konulardan biri bu.
Resmî bir görevi bulunmayan müdürün eşi, yurtlarda ve birimlerde “gölge yönetici” gibi dolaşıyor.
İddiaya göre personel üzerinde etkili oluyor, denetim havasında davranıyor.
Soruluyor:
Resmî sıfatı olmayan biri, kamu kurumunda ne denetliyor?
Üstelik yurtlarda son dönemde çıkan hijyen skandalları —yemeklerde kurt, böcek, eldiven— bu tabloyu daha da karanlık hale getiriyor.
Yetkisiz kişiler “denetim” yaparken, resmi sorumlular ortada yok.
Bu rezaletin bedelini gençler mi, yoksa liyakatsizlik mi ödeyecek?
Kariyer Merdivenlerini Roketle Çıkanlar
Kurum içi atamalarda bazı isimlerin yıldırım hızıyla terfi ettirildiği konuşuluyor.
Yurt memurluğundan ilçe müdürlüğüne, oradan şube müdürlüğüne, sonra başka bir ilçe müdürlüğüne…
Bu hızla NASA’ya bile müdür atanırdı!
P. Y ve S. A isimleri, içeride en çok dillendirilen örnekler.
Kıdem, eğitim, branş uygunluğu gibi kriterler ortada yok.
Yıllarını spora adamış onlarca tecrübeli çalışan varken, liyakat terazisini kim tutuyor?
Sorunun cevabı belli: Terazi artık vicdanla değil, bağlantıyla dengeleniyor.
Bir Spor Kurumunun Ruhunu Kim Öldürdü?
Taekwondo antrenörü Deniz Karpuz KYK tesis amiri yapılıyor.
Eşi de Rizeli, o da taekwondo antrenörü.
Antrenörler sahada değil, ofiste.
Sporcular sahipsiz.
Teşkilatın adı “Gençlik ve Spor”, ama içinde ne gençlik kalmış ne spor.
Sorular Basit, Cevaplar Neden Yok?
Yurtlarda resmî sıfatı olmayan kişiler ne iş yapıyor?
Atama kriterleri hangi yönetmeliklere göre belirleniyor?
Rize bağlantılı kadrolaşma iddiaları araştırılıyor mu?
Sporun içinden gelmeyenler neden sporun başına getiriliyor?
Denizli kamuoyu bu soruların cevabını bekliyor.
Bu sorular sadece bir kurumu değil, devletin ciddiyetine duyulan güveni de ilgilendiriyor.
Son Söz
Bir kurum, yöneticisinin hırslarıyla değil, adalete olan inancıyla ayakta kalır.
Bugün Denizli Gençlik ve Spor İl Müdürlüğü’nde yaşanan tablo, liyakatsizliğin bir yönetim biçimine dönüştüğünü gösteriyor.
Unutmayın:
Liyakatsizlik sadece adaleti değil, geleceği de çürütür.
Liyakatsizlik, beceriksizlik, kayırmacılık, "Bizim oğlan" düzeni bu ülkenin kaderi olmamalıdır.
"Ben yalnızca liyakat aşığıyım. İşi hep ehline verdim, ehliyetsizi devlet görevinde tutmadım. " diyen bir Atatürk'ten sonra, ülkemizin ve Denizli'nin geldiği son nokta; liyakatsızlık!..




