Bir zamanlar taşkınlarıyla ovayı dizginleyen, toprağa can, üreticiye güven veren Büyük Menderes Nehri, şimdi çırpınan bir hatıra gibi Ege’nin bağrında suskun akıyor. Adına türküler yakılan, tarımın belkemiği olan bu kadim su yolu, artık kuraklığın izlerini taşıyor.

584 kilometrelik serüvenine Afyonkarahisar’ın Dinar ilçesinden başlayan Büyük Menderes; Uşak, Denizli ve Aydın'ı kat ederek Ege Denizi’ne ulaşıyor. Ancak bu görkemli yolculuk artık su değil, susuzluk taşıyor. Özellikle Aydın ovasında binlerce çiftçinin umut bağladığı nehir, bu yıl en kurak dönemlerinden birini yaşıyor.
Yöre halkı, “Eskiden Menderes’in azgın taşkınlarıyla cebelleşirdik. Şimdi ise bir damla suya bakar hale geldik” diyerek içinde bulundukları çıkmazı özetliyor. Kuruyan yatakta artık adacıklar belirmeye, balıkların yerini çatlamış topraklar almaya başladı.
Son günlerde bölgeye düşen yağmur damlaları da bu büyük susuzluğu dindirmeye yetmedi. Yağışlar, toprağı değil yalnızca yüzleri ıslattı. Menderes’in yatağında biriken umutsuzluk, sadece tarımı değil, bölgedeki tüm ekosistemi tehdit eder hale geldi.
Tarım uzmanları, iklim değişikliği ve yanlış su politikalarının birleşerek Ege'nin en hayati damarını kuruttuğunu vurguluyor. Uzmanlara göre, suyun yönünü yeniden çizmenin değil, akışını korumanın zamanı geldi.




