12 yıl önce, 1 Ekim 2014’te “Merhaba Denizli” diyerek yola çıktık. O günden bugüne kalemimizle yürüdük, gözümüzü budaktan sakınmadan, doğrularımızdan ödün vermeden…
Mahkemelerden mahkemelere koştuk, şantajlara direndik, kumpaslara göğüs gerdik. Yalanlarla, iftiralarla sınandık. Ama bir gün bile kalemimizi satmadık. Bir gün bile diz çökmedik. Bir gün bile susmadık.
Ben, bu şehrin ilk kadın gazetecisi, Türkiye’nin ilk kadın spor muhabiriyim. 40 yıldır yazıyorum. 40 yıldır dimdik ayaktayım. Kadınların, çocukların, hayvanların, doğanın sesi olmak için elimden geleni yaptım. Kalemimi hiç kimsenin masasında pazarlık konusu yapmadım. Çünkü biz biliyoruz: Satılık kalem kırtasiyecilerde olur, gazetecide değil.
12 Yılda Değişen Türkiye, Değişmeyen Biz
2014’te yola çıktığımızda Türkiye başka bir Türkiye’ydi. Bugün 2025’te, çok şey değişti. Hayat ağırlaştı, ekonomi çöktü, adaletin terazisi şaştı. Gençler umutlarını bavullarına koyup başka ülkelere göç etmeye başladı. Köylü ürettiğinin karşılığını alamaz oldu. İşçi emeğinin karşılığını bulamaz oldu. Kadınlar daha çok şiddete uğradı, çocuklar daha çok istismar edildi, doğa daha çok talan edildi. Ve biz bütün bunları yazdık. Çünkü susmak, suça ortak olmaktı.
Denizli’de de tablo farklı değildi. 12 yılda bu şehirde nice başkanlar değişti, nice siyasetçiler geldi geçti. Ama değişmeyen tek şey; halkın sırtından geçinmeye çalışan, dönme dolap gibi dönenler oldu. Bugün iktidarda olup yarın muhalif olanlar, dün alkışladığını bugün lanetleyenler… Biz hepsini gördük, hepsini yazdık. Çünkü bizim için asıl olan, kim olduğunuz değil; ne yaptığınızdı.
Gazetecilik her geçen gün daha ağırlaştı. Sansür yasalarıyla boğulmak istendik, haberin üzeri karartılmak istendi. Ama biz yine yazdık. Çünkü hakikatin ışığı karartılamaz.
12 yılın sonunda anladık ki:
Evet, bu meslek zor. Evet, bu şehir zor. Evet, bu ülke daha da zor.
Ama siz varsınız ya…
İşte o zaman her şey mümkün.
12 yılda Denizliekspres, sadece bir haber sitesi olmadı. Bu şehirde vicdanın, adaletin, hakikatin sesi oldu. İyi haberlerde birlikte sevindik, acılarda hep birlikte yandık. Okurlarımızdan hiçbir şeyi saklamadık. Şeffaf olduk, dik durduk. İyinin yanında, kötünün karşısında olduk.
Bizim yolumuz belliydi:
Ulu Önder Mustafa Kemal Atatürk’ün ışığında yürümek,
Halkın haber alma hakkını savunmak,
Güce boyun eğmemek…
Ama işin sırrı şu:
Biz tek başımıza değil, sizinle birlikte kafa tuttuk. Siz olmasaydınız, biz olmazdık. Sevgili okurlarımız, takipçilerimiz…
Siz bizi öyle bir bağrınıza bastınız ki, çoğaldıkça çoğaldık; Denizli’den doğup ülkeye açıldık. İyi haberlerde birlikte sevindik, acılarda hep beraber yandık. Hepimizin ortak kalbi oldu Denizliekspres... Siz bize güç verdiniz, biz de kalemimizi sizin nefesinizle besledik.
Bugün dönüp baktığımda, Denizliekspres sadece bir haber sitesi değil; bir direnişin, bir onurun, bir şehrin vicdanının adı olmuş.
Ama bu yol sizinle güzelleşti.
Ve biz bu yolda asla yalnız değildik. Yanımızda duran okurlarımıza, haber kaynaklarımıza, takipçilerimize; gecesini gündüzüne katıp emek veren muhabirlerimize, editörlerimize, köşe yazarlarımıza sonsuz teşekkürler.
Bugün 12. yaşına giren Denizliekspres, sizin eserinizdir. Sizin desteğinizle büyüdü, sizin sahip çıkmanızla ayakta kaldı. Her birinizin emeği, her birinizin duası bu yolun taşlarını döşedi.
Evet, ağır bedeller ödedik. Ama kalemimizi, onurumuzu, inancımızı kaybetmedik. Ahmed Arif’in dediği gibi:
“Yürü üstüne – üstüne,
Tükür yüzüne celladın,
Dayan kitap ile,
Dayan iş ile,
Tırnak ile, diş ile,
Umut ile, sevda ile, düş ile…”
Büyük usta Emin Çölaşan’ın dediği gibi: “Önce insan olduk, sonra gazeteci.” Rahmet ve özlemle anıyorum Okan Yüksel’i; onun sözleri hâlâ yolumuzu aydınlatıyor: “İki çeşit gazeteci vardır: Palto tutanlar ve kafa tutanlar. Asla palto tutanlardan olmadık.”
Ve bugün, 12. yılımıza girerken gururla söylüyorum:
Korkmadık, yılmadık, yıkılmadık!
Biz böyle yürüdük. Kitapla, işle, tırnakla, dişle… Umutla, sevdayla, düşle… Ve her adımda sizin omzunuzda hissettik kendimizi.
Ulu Önder Mustafa Kemal Atatürk’ün yolundan hiç ayrılmadık. Bundan sonra da ayrılmayacağız. Bizim yolumuz aydınlığın yolu. Ve bu yolun yolcuları sizlersiniz.
12 yılın sonunda gururla söylüyorum:
Korkmadık, yılmadık, yıkılmadık. Çünkü siz vardınız.
Birlikte nice yıllara, birlikte nice haberlere, birlikte nice mücadelelere!
Kalemimizin namusu, okurlarımızın güveniyle daim olsun!







