Pamukkale İlçe Kongresi’ne katılan Denizli Büyükşehir Belediye Başkanı Bülent Nuri Çavuşoğlu, konuşmasında hem partinin son yıllardaki dönüşümüne ilişkin değerlendirmelerde bulundu hem de belediyeye ait taşınmazların yönetimi ve son olarak Kayak Merkezi’nin tahsisine ilişkin sert uyarılarda bulundu. İncilipınar’daki Büyükşehir Belediyesi Kongre ve Kültür Merkezi’nde gerçekleştirilen konuşma, kongre salonunda yoğun ilgiyle izlendi; Çavuşoğlu sözlerini zaman zaman güçlü vurgularla ve kararlı bir üslupla sürdürdü.
Çavuşoğlu konuşmasına, CHP içinde başlayan yapılanma ve değişim sürecinin önemine vurgu yaparak başladı. Parti tabanının ve örgütünün rolüne dikkat çeken Başkan, “Özgür Özel’in öncülüğünde başlayan süreçte Denizli örgütünün üstlendiği sorumluluk, değişimin şekillenmesinde belirleyici oldu” diyerek, Merkez ve yerel örgütün kurultay sonrası sürece katkısını anlattı. Bu dönemde il ve ilçe örgütlerinin gösterdiği dayanışmanın, partiyi bugün bulunduğu konuma taşıyan en önemli etkenlerden biri olduğunu söyledi.
Konuşmasının devamında, iktidarın izlediği uygulamalara ve belediyelere karşı yürütülen operasyonlara sert tepki gösteren Çavuşoğlu, kayyum tartışmalarına da geniş yer verdi. “Belediyelerimiz üzerindeki baskılar, hukuk dışı müdahaleler ve kayyum girişimleri; demokrasinin temel işleyişine kasteden uygulamalardır” diyen Başkan, kayyum atanması hevesinde olanlara yönelik sert uyarılarda bulundu. Çavuşoğlu, “Yarın görülecek davalarda hangi kararla karşılaşırsak karşılaşalım, koltuğa talip olup da partimizin iradesini yok saymaya kalkanlar, ne sokakta ne de tarihte meşruluk bulamayacaklar; siyasi vicdan onları asla kabul etmeyecek” ifadelerini kullandı.
CHP’ye yönelik dış müdahalelerin ve içeriden işbirlikçi arayışlarının başarılı olamayacağı mesajını da veren Çavuşoğlu, partinin örgütsel dayanışmasının ve halkla kurulan bağın her türlü baskıya yettiğini savundu. “Bizi durdurmaya çalışanlar ne denli çaba harcarsa harcasın, günün doğumu yakındır” diyerek muhalif uygulamalara karşı direniş kararlılığını yineledi.
Kongrede öne çıkan bir diğer bölüm ise belediyeye ait malların yönetimi ve Kayak Merkezi tartışması oldu. Çavuşoğlu, Denizli Büyükşehir Belediyesi’nin mülkiyetinde bulunan kayak tesisinin tahsisinin iptal edilmesine ilişkin tepkisini açık ve net bir dille dile getirdi. “İşleri çirkinleştirdiler, usulsüz yollar aradılar; en son yaptıkları hamle kayak merkezimizin tahsisini iptal etmek oldu” diyerek tepki gösteren başkan, bunun kabul edilemez olduğunu vurguladı.
Çavuşoğlu, sözlerini “Ben bu şehrin malını Teke'ye yedirmem” diyerek sürdürdü ve kayıtsız kalmayacaklarının altını çizdi. Kayak Merkezi’nin geri tahsis edilmemesi halinde belediyenin elindeki bazı taşınmazlar ve menkuller konusunda gereken adımların atılacağını ima eden Başkan, “Ya Kayak Merkezini Denizli Büyükşehir Belediyesi’ne geri verirsiniz ya da bundan sonra olacakların sorumlusu ben değilim” şeklinde konuştu. Bu bölümde kullandığı üslup zaman zaman sertleşti; Çavuşoğlu, “Biz çiğ yemedik, karnımız ağrımıyor — bu şehrin bir lirasını kimseye yedirmeyiz” diyerek iddialarla sert bir karşı duruş sergiledi.
Maddi kaynakların kullanımına ilişkin de somut örnekler veren Çavuşoğlu, belediyeye aktarıldığı belirtilen bazı ödemelerin durdurulduğunu, EDS gelirleri ve Spor Toto kaynakları gibi kalemlerin aktarılmasında sorun yaşandığını öne sürdü. “Spor Toto, bizden önce şakır şakır ödeme yapardı; ben geldim, 50 milyon lira ödemeyi yapmıyorlar. EDS’de birikmiş 100 milyon liramız var, vermiyorlar” iddiasında bulunarak, şehir kaynaklarının adil ve şeffaf kullanımının takipçisi olacaklarını belirtti. Bu iddiaları hatırlatırken belediyenin çalışanları, hizmetleri ve kaynak yönetimine yönelik savunmacı bir duruş sergiledi.
Konuşmasının kapanış bölümünde ise Çavuşoğlu, belediye hizmetlerinin halk için kullanılması gerektiğini vurguladı: “Bize emanet edilen her kuruş, bu şehirde yaşayan 1 milyon 50 bin insanın hakkıdır; yetimin, garibin, fakirin hakkıdır. Biz bunun hesabını vermeye; bu hakları savunmaya devam edeceğiz.” dedi. Bu sözlerle birlikte Başkan, hem belediyenin mali şeffaflığına dayalı bir yönetim anlayışını savundu hem de kaynakların yerinde kullanılacağının sözünü verdi.




