Cumhuriyet Halk Partisi Denizli İl Kadın Kolu Başkanı Ayşen Kocabay, Türk Medeni Kanununun kabul edilişinin 96’ıncı yıl dönümü nedeniyle bir mesaj yayınladı.
Cumhuriyet’in kuruluşunun ardından, Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün önderliğinde yeni devrimleri hayata geçiren Türkiye Büyük Millet Meclisi, 17 Şubat 1926 tarihinde Türk Medeni Kanunu’nu kabul etti. Günümüz Türkiye’sinin temel taşını atan kanunun kabulünün 96. yılında, Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Denizli Kadın Kolları Başkanı Ayşen Kocabay, yazılı bir açıklama yayımladı.
Türk Medeni Kanunu’nun önemine dikkat çeken Başkan Kocabay, şu ifadeleri kullandı: "Bugün CHP Kadın Kolları olarak, kadının eşit yurttaşlık hakkına sahipolması yolunda atılan en büyük adım olan Türk Medeni Kanunu’nun kabul edilmesinin 96. yıl dönümü nedeniyle 81 ilde 973 ilçede eş zamanlı olarak basın açıklaması yapıyoruz.
Ne yazık ki, böylesine önemli bir günde yine yastayız! 16 yaşındaevlendirilmeye çalışılan ve nişanlısı tarafından katledilen SılaŞentürk’ün yasını tutuyoruz. Katil Hüseyin Can Gökçek’in 10 ayrı suçtan sabıkası olduğu ortaya çıktı. 1 yıl önce Sıla’yı kaçırmayaçalıştığı yargıya taşınan bu caninin tutuklanması için 16 yaşındaki bir çocuğun katledilmesi mi gerekti?
Şimdi ülkeyi yönetenler arka arkaya kınama mesajları yayınlıyor. Bizçocuk istismarının üzerine giderken “küçüğün rızasından bahseden” siz değil miydiniz?
Biz, istismar duruşmalarından adil bir karar çıkması için adliyesalonlarında nöbet tutarken, “bir defadan bir şey çıkmaz” diyen sizdeğil miydiniz?
Biz, erken yaşta ve zorla evliliklerle mücadele ederken, tecavüzcüleriaklama yasasını (TCK 103) çıkarmaya çalışan siz değil miydiniz?
Biz, kadınların ve çocukların yaşam hakkını savunurken, kadınların ve çocukların can simidi olan İstanbul Sözleşmesi’ni bir gecede fesih eden siz değil miydiniz?
ARTIK YETER!
İlk seçimlerden sonra kadınları ve çocukları değil; bu karanlık zihniyeti gömeceğiz!
Değerli Basın Mensupları,96 yıl önce bugün, Türk Medeni Kanunu Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde kabul edildi. Başta ebedi liderimiz Gazi Mustafa KemalAtatürk olmak üzere, eşitlik ve demokrasi mücadelesinde bize güçkatan tüm devrimcileri sevgi, saygı ve şükranla anıyoruz.
Türk Medeni Kanunu’nun kabul edilmesi, kadının insan haklarıaçısından dev bir adımdır. Bu yasa kadını ve erkeği yurttaşlıktemelinde eşitlemiştir. Erkeğin çok eşliliği ve tek taraflı boşanmasına ilişkin düzenlemeler kaldırılmış, tek eşle evlilik esası getirilmiştir.Kadınlara boşanma, mahkemede tanıklık yapma, eşit miras, velayet hakkı ve malları üzerinde tasarruf yapma hakkı tanınmıştır.
1 Ocak 2002 tarihinde yürürlüğe giren yeni Türk Medeni Kanunu ilede aile hukuku kuralları günün değişen koşullarına uygun halegetirilmiştir. “Aile reisi kocadır” hükmü değiştirilmiş, evlilik birliğinde kadın ve erkeğe eşit söz hakkı tanınmıştır. “Evin seçimini kocanın yapacağı” hükmü değiştirilerek, eşlerin oturacakları evibirlikte seçmeleri hüküm altına alınmıştır. Evlilik birliğinin giderlerine yalnız malvarlığı ile değil emekleriyle de katılabilme olanağı sağlanmıştır. Ayrıca evlilik sona erdiğinde evlilik sürecinde edinilenmalların paylaşımında eşler arası eşitlik sağlanmıştır.
AKP iktidarının kadın erkek eşitliğine inanmayan zihniyeti, her geçengün kazanılmışhaklarımızı aşındırdı. 2017 yılında “müftülere resmi nikâh yetkisi” tanındı. Böylece laik hukukun simgesi olan Medeni Kanunu’muzla sağlanan hukuk birliği göz ardı edildi. 2021 yılında ise Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın bir gece yarısı kararı ile kadının yaşamhakkını savunan İstanbul Sözleşmesi hukuksuz bir şekilde fesih edildi. Şimdi de kadının nafaka hakkına göz dikildi.
Değerli Basın Mensupları,
Boşanma sonrasında taraflara üç çeşit nafaka hakkı tanınır. Bunlar;tedbir nafakası, iştirak nafakası ve yoksulluk nafakasıdır.
Tedbir nafakası; boşanma davasının açıldığı günden başlayarak davaKadın Dayanışma Vakfı’nın “Yoksulluk Nafakası” incelemelerine göre, davasürerken müşterek çocuklar için talep edilen tedbir nafakası oranı sadece yüzde 44’tür. Eşler için talep edilen tedbir nafakası oranı ise yüzde 46’dır.
Müşterek çocuklar için talep edilen iştirak nafakasının oranı yüzde 61’dir.süresince gerekli görüldüğü hallerde verilen bir nafaka türüdür.
İştirak nafakası, çocuğun velayetini alan eşe, çocuğun bakımı, eğitimive korunması için ödenen nafakadır çünkü bu giderler anne vebabanın ortak sorumluluğudur.
Yoksulluk nafakası ise boşanma davasının bitip kesinleşmesinden sonra ödenen bir nafaka türüdür. Boşanma yüzünden yoksulluğadüşecek tarafa, geçimi için diğer taraftan mali gücü oranında nafakabağlanır. Düzenlemede herhangi bir cinsiyet belirtilmemiştir. Dahaçok kadının lehine olmasının nedeni, boşanma sonrasında yoksullaşantaraf daha çok kadınlardır. Bu tablo toplumsal cinsiyet eşitsizliğinin bir sonucudur.
Kaldı ki bu nafaka süresiz değildir. Alacaklının yeniden evlenmesi yada taraflardan birinin ölümü halinde ortadan kalkar. Buna ek olarak, alacaklı tarafın bir başkasıyla fiilen evlenmiş gibi yaşaması, işe girerek yoksulluğunun ortadan kalkması durumunda da mahkeme
kararıyla kaldırılabilir. Ayrıca, mali durumların değişmesi halinde nafaka miktarının azalmasına karar verilebilir.
Kadınlar tarafından talep edilen yoksulluk nafakasının oranı yüzde 70’tir, çünkü davalara
taraf olan kadınların yüzde 45’inin herhangi bir geliri yoktur.Kadın Dayanışma Vakfı’nın 2019 yılında yaptığı bu çalışmaya göre, mahkemeler, nafaka taleplerinin sadece yüzde 8’ini tam olarak kabul etmiştir. Ayrıca nafaka meblağları da kamuoyuna yansıdığı gibi milyonlar değildir. Kadınların sadece yüzde 2’si 2000 TL’nin üstünde nafaka alırken yüzde 66’sı 500 TL’nin altında nafakaya mecburbırakılmaktadır. Şunu da hatırlatmakta fayda var: bağlanan nafakaların yüzde 50,7’si hiç ödenmemektedir.
Ayrıca, bir gün evli kalıp ömür boyu nafaka ödediğini iddia eden erkekleri TÜİK verileri bile yalanlıyor. 2020 yılında açıklanan TÜİK verilerine göre, Türkiye’de boşanmaların sadece yüzde 2.2’si bir yıldan az evlilikleri kapsıyor.
Değerli Basın Mensupları,
Şahsım hükümetinin yaptıkları bunlarla da bitmiyor. Aile Hukuku’nda “zorunlu arabuluculuk” uygulaması getirilmeye çalışılıyor. Bu düzenleme hayata geçirilirse; kadınlar açısından yeni mağduriyetler yaratılacak. Örneğin, kadın şiddet uygulayan erkek ile aynı masada uzlaşmaya zorlanacak.
AKP Hükümeti boşanmaları hızlandırarak, dava süresince yoksullaşan tarafa ve çocuğa bağlanan tedbir nafakasını da ortadan kaldırmayı planlıyor. Boşanma davası süresince aile konutunda kadın ve çocukların yaşamasına karar verilebiliyordu. Oysa getirmeye çalıştıkları yeni düzenlemede, kadın ve çocuklar birkaç ay içinde aile konutundan çıkarılabilecek. Zaten ödenmeyen nafakalar için ister öde, ister ödeme dönemi başlayacak.
Değerli Basın Mensupları,Biz bu hakları büyük mücadeleler sonunda kazandık. Cumhuriyetimizi kadın erkek beraber kurduk. Cumhuriyet Halk Partisi olarak diyoruz ki; eşit, demokratik, laik, sosyal hukuk devleti olan bir Türkiye’yi yeniden hep birlikte inşa edeceğiz. Aydınlık bir gelecek tasarısıyla kurulan Cumhuriyetimizin karartılmasına asla izin vermeyeceğiz.Tüm kadınları ve eşitlikçi erkekleri Medeni Kanunumuza sahipçıkmaya davet ediyoruz. Bugün bizimle dayanışma içerisinde olankadın platformlarını, dernekleri, duygu ve düşüncelerimizi paylaşan, çoğaltan herkesi selamlıyoruz.
HEPİMİZ EŞİT, HEPİMİZ TOK, HEPİMİZ GÜVENDE, HEPİMİZ
ÖZGÜR OLUNCAYA DEK MÜCADELEMİZ SÜRECEK!"

Cumhuriyet’in kuruluşunun ardından, Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün önderliğinde yeni devrimleri hayata geçiren Türkiye Büyük Millet Meclisi, 17 Şubat 1926 tarihinde Türk Medeni Kanunu’nu kabul etti. Günümüz Türkiye’sinin temel taşını atan kanunun kabulünün 96. yılında, Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Denizli Kadın Kolları Başkanı Ayşen Kocabay, yazılı bir açıklama yayımladı.
Türk Medeni Kanunu’nun önemine dikkat çeken Başkan Kocabay, şu ifadeleri kullandı: "Bugün CHP Kadın Kolları olarak, kadının eşit yurttaşlık hakkına sahipolması yolunda atılan en büyük adım olan Türk Medeni Kanunu’nun kabul edilmesinin 96. yıl dönümü nedeniyle 81 ilde 973 ilçede eş zamanlı olarak basın açıklaması yapıyoruz.
Ne yazık ki, böylesine önemli bir günde yine yastayız! 16 yaşındaevlendirilmeye çalışılan ve nişanlısı tarafından katledilen SılaŞentürk’ün yasını tutuyoruz. Katil Hüseyin Can Gökçek’in 10 ayrı suçtan sabıkası olduğu ortaya çıktı. 1 yıl önce Sıla’yı kaçırmayaçalıştığı yargıya taşınan bu caninin tutuklanması için 16 yaşındaki bir çocuğun katledilmesi mi gerekti?
Şimdi ülkeyi yönetenler arka arkaya kınama mesajları yayınlıyor. Bizçocuk istismarının üzerine giderken “küçüğün rızasından bahseden” siz değil miydiniz?
Biz, istismar duruşmalarından adil bir karar çıkması için adliyesalonlarında nöbet tutarken, “bir defadan bir şey çıkmaz” diyen sizdeğil miydiniz?
Biz, erken yaşta ve zorla evliliklerle mücadele ederken, tecavüzcüleriaklama yasasını (TCK 103) çıkarmaya çalışan siz değil miydiniz?
Biz, kadınların ve çocukların yaşam hakkını savunurken, kadınların ve çocukların can simidi olan İstanbul Sözleşmesi’ni bir gecede fesih eden siz değil miydiniz?
ARTIK YETER!
İlk seçimlerden sonra kadınları ve çocukları değil; bu karanlık zihniyeti gömeceğiz!
Değerli Basın Mensupları,96 yıl önce bugün, Türk Medeni Kanunu Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde kabul edildi. Başta ebedi liderimiz Gazi Mustafa KemalAtatürk olmak üzere, eşitlik ve demokrasi mücadelesinde bize güçkatan tüm devrimcileri sevgi, saygı ve şükranla anıyoruz.
Türk Medeni Kanunu’nun kabul edilmesi, kadının insan haklarıaçısından dev bir adımdır. Bu yasa kadını ve erkeği yurttaşlıktemelinde eşitlemiştir. Erkeğin çok eşliliği ve tek taraflı boşanmasına ilişkin düzenlemeler kaldırılmış, tek eşle evlilik esası getirilmiştir.Kadınlara boşanma, mahkemede tanıklık yapma, eşit miras, velayet hakkı ve malları üzerinde tasarruf yapma hakkı tanınmıştır.
1 Ocak 2002 tarihinde yürürlüğe giren yeni Türk Medeni Kanunu ilede aile hukuku kuralları günün değişen koşullarına uygun halegetirilmiştir. “Aile reisi kocadır” hükmü değiştirilmiş, evlilik birliğinde kadın ve erkeğe eşit söz hakkı tanınmıştır. “Evin seçimini kocanın yapacağı” hükmü değiştirilerek, eşlerin oturacakları evibirlikte seçmeleri hüküm altına alınmıştır. Evlilik birliğinin giderlerine yalnız malvarlığı ile değil emekleriyle de katılabilme olanağı sağlanmıştır. Ayrıca evlilik sona erdiğinde evlilik sürecinde edinilenmalların paylaşımında eşler arası eşitlik sağlanmıştır.
AKP iktidarının kadın erkek eşitliğine inanmayan zihniyeti, her geçengün kazanılmışhaklarımızı aşındırdı. 2017 yılında “müftülere resmi nikâh yetkisi” tanındı. Böylece laik hukukun simgesi olan Medeni Kanunu’muzla sağlanan hukuk birliği göz ardı edildi. 2021 yılında ise Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın bir gece yarısı kararı ile kadının yaşamhakkını savunan İstanbul Sözleşmesi hukuksuz bir şekilde fesih edildi. Şimdi de kadının nafaka hakkına göz dikildi.
Değerli Basın Mensupları,
Boşanma sonrasında taraflara üç çeşit nafaka hakkı tanınır. Bunlar;tedbir nafakası, iştirak nafakası ve yoksulluk nafakasıdır.
Tedbir nafakası; boşanma davasının açıldığı günden başlayarak davaKadın Dayanışma Vakfı’nın “Yoksulluk Nafakası” incelemelerine göre, davasürerken müşterek çocuklar için talep edilen tedbir nafakası oranı sadece yüzde 44’tür. Eşler için talep edilen tedbir nafakası oranı ise yüzde 46’dır.
Müşterek çocuklar için talep edilen iştirak nafakasının oranı yüzde 61’dir.süresince gerekli görüldüğü hallerde verilen bir nafaka türüdür.
İştirak nafakası, çocuğun velayetini alan eşe, çocuğun bakımı, eğitimive korunması için ödenen nafakadır çünkü bu giderler anne vebabanın ortak sorumluluğudur.
Yoksulluk nafakası ise boşanma davasının bitip kesinleşmesinden sonra ödenen bir nafaka türüdür. Boşanma yüzünden yoksulluğadüşecek tarafa, geçimi için diğer taraftan mali gücü oranında nafakabağlanır. Düzenlemede herhangi bir cinsiyet belirtilmemiştir. Dahaçok kadının lehine olmasının nedeni, boşanma sonrasında yoksullaşantaraf daha çok kadınlardır. Bu tablo toplumsal cinsiyet eşitsizliğinin bir sonucudur.
Kaldı ki bu nafaka süresiz değildir. Alacaklının yeniden evlenmesi yada taraflardan birinin ölümü halinde ortadan kalkar. Buna ek olarak, alacaklı tarafın bir başkasıyla fiilen evlenmiş gibi yaşaması, işe girerek yoksulluğunun ortadan kalkması durumunda da mahkeme
kararıyla kaldırılabilir. Ayrıca, mali durumların değişmesi halinde nafaka miktarının azalmasına karar verilebilir.
Kadınlar tarafından talep edilen yoksulluk nafakasının oranı yüzde 70’tir, çünkü davalara
taraf olan kadınların yüzde 45’inin herhangi bir geliri yoktur.Kadın Dayanışma Vakfı’nın 2019 yılında yaptığı bu çalışmaya göre, mahkemeler, nafaka taleplerinin sadece yüzde 8’ini tam olarak kabul etmiştir. Ayrıca nafaka meblağları da kamuoyuna yansıdığı gibi milyonlar değildir. Kadınların sadece yüzde 2’si 2000 TL’nin üstünde nafaka alırken yüzde 66’sı 500 TL’nin altında nafakaya mecburbırakılmaktadır. Şunu da hatırlatmakta fayda var: bağlanan nafakaların yüzde 50,7’si hiç ödenmemektedir.
Ayrıca, bir gün evli kalıp ömür boyu nafaka ödediğini iddia eden erkekleri TÜİK verileri bile yalanlıyor. 2020 yılında açıklanan TÜİK verilerine göre, Türkiye’de boşanmaların sadece yüzde 2.2’si bir yıldan az evlilikleri kapsıyor.
Değerli Basın Mensupları,
Şahsım hükümetinin yaptıkları bunlarla da bitmiyor. Aile Hukuku’nda “zorunlu arabuluculuk” uygulaması getirilmeye çalışılıyor. Bu düzenleme hayata geçirilirse; kadınlar açısından yeni mağduriyetler yaratılacak. Örneğin, kadın şiddet uygulayan erkek ile aynı masada uzlaşmaya zorlanacak.
AKP Hükümeti boşanmaları hızlandırarak, dava süresince yoksullaşan tarafa ve çocuğa bağlanan tedbir nafakasını da ortadan kaldırmayı planlıyor. Boşanma davası süresince aile konutunda kadın ve çocukların yaşamasına karar verilebiliyordu. Oysa getirmeye çalıştıkları yeni düzenlemede, kadın ve çocuklar birkaç ay içinde aile konutundan çıkarılabilecek. Zaten ödenmeyen nafakalar için ister öde, ister ödeme dönemi başlayacak.
Değerli Basın Mensupları,Biz bu hakları büyük mücadeleler sonunda kazandık. Cumhuriyetimizi kadın erkek beraber kurduk. Cumhuriyet Halk Partisi olarak diyoruz ki; eşit, demokratik, laik, sosyal hukuk devleti olan bir Türkiye’yi yeniden hep birlikte inşa edeceğiz. Aydınlık bir gelecek tasarısıyla kurulan Cumhuriyetimizin karartılmasına asla izin vermeyeceğiz.Tüm kadınları ve eşitlikçi erkekleri Medeni Kanunumuza sahipçıkmaya davet ediyoruz. Bugün bizimle dayanışma içerisinde olankadın platformlarını, dernekleri, duygu ve düşüncelerimizi paylaşan, çoğaltan herkesi selamlıyoruz.
HEPİMİZ EŞİT, HEPİMİZ TOK, HEPİMİZ GÜVENDE, HEPİMİZ
ÖZGÜR OLUNCAYA DEK MÜCADELEMİZ SÜRECEK!"






