Yüreğimiz yandı ülke olarak, akciğerlerimiz duman oldu. Rant tan kurtarılabilen yerler elbette tekrar yeşillenir ama, feci şekilde can veren hayvan börtü böcek Vicdanları sızlatıyor. Gerçekçi olmak gerekirse, tekrar yeşillendirmekte sorunun tam çözümü değil. Tekrar ağaçlandırmak için emek verilecek masraflar yapılacak, lakin tekrar yanmayacağının garantisi yok. Ormanların yanmasına sebep olan faktörler ortadan kalktı diyebilir miyiz? Ders alınıp tedbirler alındı diyebilir miyiz? Öncelikle milletin bilinçlenip, yediği ekmekten aldığı oksijene kadar göz diken, ortalığı kurutan Kımıl zararlılarına dur demesini öğrenmesi gerekiyor. Ormanları yok eden faktörleri ortadan kaldırdıktan sonra, gönül rahatlığıyla yeniden ormanlar oluşturabiliriz. İyi bir nesil yetiştirmek için de durum aynı, çocuklara zararlı faktörleri ortadan kaldırmak lazım. Orman köyünde doğup büyüdüm, ormancılar olurdu köylerde. Ormancılar ormanı vatandaştan korurdu, yangın duyulduğunda milleti toplardı yangına götürmek için. Hatta yangına gitmeyip kaçan olursa ismini alırlardı. Bugün yangın anında halkın yangın alanına sokulmayacağını söylediler, yani vatandaş müdahale etmesin. Bu yangınların sürdüğü günlerde neleri gördük? ; - Bize yardıma gelenler hep Avrupa ülkeleri, müslüman Din kardeşlerimiz Araplar her zamanki gibi yine görünmediler. - Okul yıllarımızda bile zarfa para koyup gönderdiğimiz, kurban derilerini verdiğimiz THK aslında yokmuş. -Yangın söndürme çalışmalarına katkı vermek için her kesimden kadın erkek insanlar gördük, sanatçı dizi oyuncuları gördük, bir tek sarıklı cüppelileri göremedik. - Yangınla alakalı yangın tüpü eldiven bot gibi şeylerin, yangın anında fiyatlarının katlandığını gördük. Pandemi başladığında da maske fiyatlarının katlandığını görmüştük müslüman ülkede. Her ülkede doğal afetler olabilir, yangınlar olabilir, salgın olabilir. Lakin insanların içinin rahat olması, güvendiği bir Sosyal Devlet yapısının olması farklı bir şey. Arkasında askerliğini yaptığı, vergisini verdiği Sosyal Devletin olduğunu bilmesi tesellidir insanlara. "Acaba Haluk Levent benden haberdar olurda, ölen ineğimi yerine inek getirir mi" diye düşünmek zorunda olmamalı mağdur köylü. Herkes bulunduğu makamı mevkiyi görevi hazmedebilmeli, bilincinde olmalı. Hz. Ali ne güzel demiş "bir insanı layık olmadığı yere koymak o insana, yerini aldığı liyakatli insana, topluma ve gelecek nesile yapılmış zulümdür" Millet olarak kararan memleketi tekrar yeşile çevirelim, lakin yeşile zarar veren, yeşili yok eden Kımıl zararlıları ile de mücadeleyi en etkin şekilde yapalım. Yapalım ki, emeklerimizin umutlarımızın yok olup gitmesini tekrar izlemeyelim...
Genel
Yayınlanma: 13 Ağustos 2021 - 09:55
Çöl devralmadık Çöl bırakmayalım
İsmail Çamcı'nın yazısını okumak için tıklayın...
Genel
13 Ağustos 2021 - 09:55




