2017’de yüzde 90 çürük raporu verilen Denizli Devlet Hastanesi’nde tavan çöktü, 2 kişi yaralandı. Gelen açıklamada, “binanın boşaltılmasına gerek yok” denildi. Deprem olmadan yıkılan bina, en küçük bir sarsıntı ya da yangında can pazarına dönüşebilir! Bu, kaza değil cinayete davetiye!

Denizli Devlet Hastanesi B Blok 1. Kat servis girişinde bugün saat 11.05’te tavan çöktü. Yaklaşık 12 metrekarelik alanda yaşanan bu çökme sonucu iki vatandaş yaralandı. Olayın ardından hastane yönetimi tarafından yapılan açıklamada, “sıva kalınlığının fazla olması ve kendi ağırlığıyla düşmesi sonucu” olduğu, binanın boşaltılmasına gerek olmadığı, teknik ekiplerin onarım çalışmalarına devam ettiği belirtildi.

DDH Başhekimliğinden gelen açıklama aynen şu şekilde;
"KAMUOYUNA DUYURU
Bugün saat 11.05’te, Denizli Devlet Hastanesi B Blok 1. Kat Servis Girişi’nde tavanda yaklaşık 12 m²’lik alanda sıva dökülmesi meydana gelmiştir. Olayın ardından hastanemiz mühendisleri ile Çevre ve Şehircilik İl Müdürlüğü teknik ekibi tarafından yerinde inceleme yapılmıştır. Yapılan değerlendirmede, tavan sıva kalınlığının fazla olması ve sıvanın kendi ağırlığı ile düşmesi sonucu olduğu belirlenmiştir. Teknik ekiplerin değerlendirmesinde; binanın boşaltılmasına gerek olmadığı tespit edilmiştir.
Olayla ilgili ayrıntılı teknik rapor hazırlanmakta olup, hasta ve çalışan güvenliğinin sağlanması amacıyla gerekli tüm tedbirler alınmıştır. Teknik birimlerimizce onarım çalışmaları devam etmektedir. Olay esnasında bölgede bulunan 2 kişi, tavandan dökülen molozlardan etkilenmiştir. Her iki vatandaşımızın da genel sağlık durumu iyi olup, tetkik ve tedavilerinin yapılabilmesi amacıyla acil serviste müşahede altına alınmışlardır.
Kamuoyuna saygıyla duyurulur.
Denizli Devlet Hastanesi Başhekimliği"

Ancak bu açıklama, gerçeğin üzerini örtmeye yetmez. Bu bina hakkında 2017 yılında hazırlanan deprem analiz raporunda, kiriş ve kolonlarının yüzde 90’ının çürük olduğu ve yapının depreme dayanamayacağı belgelenmişti. Üstelik bu rapor üzerinden tam 8 yıl geçti. Ne acıdır ki, yetkililer bu süre zarfında binayı yenilemedi, boşaltmadı, güçlendirmedi.
Şimdi soruyoruz: Kaç kişi ölmesi gerekiyor?
İki vatandaş yaralandı, peki ya yarın küçük bir deprem olsa? Ya yangın çıksa? Ya ameliyat sırasında bir çatı çökse? Bu risk raporu olan binada hâlâ tedavi görmek zorunda bırakılan binlerce hasta ve çalışan, her gün ölüm tehlikesiyle burun buruna.
Hastane yönetiminin “boşaltmaya gerek yok” sözleri, ihmali savunmaktan başka bir anlam taşımıyor. Bu, bir kaza değil; göz göre göre gelen bir facianın önsözü, planlı bir cinayetin habercisidir.
Bu şehrin insanı, böylesine çürük, riskli ve tehlikeli bir yapıda tedavi olmak zorunda değildir. Sorumlular derhal hesap vermeli, bu bina acilen kapatılmalıdır.
Halkımızın canı bu kadar ucuz değil!
Çöken tavan değil, çöken ihmaldir. Bu şehirde yaşayan hiç kimsenin hayatı, “sıva döküldü, onarıyoruz” diyerek hafife alınamaz. Bu sorumluluk, sadece hastane yönetiminin değil; yıllardır o raporu masasında bekleten, gözünü kapatan her yetkilinin omuzundadır.




