Denizli’de Gençlik ve Spor İl Müdürlüğü ile KYK yurtlarında liyakatin çiğnendiği, gücün keyfi kullanıldığı ve çalışanların sindirildiği iddiaları giderek görünür oluyor. Kim dur diyecek?
Denizli’de Gençlik ve Spor İl Müdürlüğü ile KYK yurtlarında yaşanan iddialar artık sıradan bir yönetim krizini değil; liyakatin çiğnendiği, gücün keyfi kullanıldığı, çalışanların sindirildiği ve öğrencilerin mağdur edildiği sistematik bir çürüme tablosunu gözler önüne seriyor.
Bu tablo, tek bir şikâyetten ibaret değil. Aynı merkezden yükselen onlarca ihbar, onlarca tanıklık, kurumsal bir çürümenin işaretlerini veriyor.
KYK Yurtlarında Korku Düzeni ve Görev Tanımı Dışı İşler
Fatma Hanım Yıldız KYK Yurdu’nda Yurt Müdürü Nisa Nur Gençosmanoğlu Yügen’in yönetim anlayışı personelin ifadeleriyle “baskı, eşitsizlik ve yıldırma” üçgeninde şekilleniyor. Müdürün meşhur cümlesi:
“Beni istediğiniz yere şikâyet edin, korkmam.”
Bu bir tehdit dili, meydan okuma ve sindirme taktiği.
Kadrolu personel için esneklik var: hafta içi mesai bitimine yakın erken çıkış, cumartesi tatil gibi imtiyazlar tanınıyor. Geçici personel ise sürekli denetleniyor ve nefes alırken bile rapor tutuluyor. Aynı çatı altında iki farklı dünya…
Ve en ağır iddia: personel, görev tanımı dışında kanalizasyon temizliğine zorlanıyor; koruyucu ekipman yok, maske yok, eldiven yok. İnsan sağlığıyla alay edilirken, kısa bir izinle konu kapatılmaya çalışılıyor. Bu, sadece mobbing değil; açık bir iş güvenliği ve insan onuru ihlali.
Ayrıca bazı personellere, müdürlere muhbirlik yapan ve haber getiren rolü verilmiş; rahat çalışıyorlar, ama diğer personel her görevde sürekli baskı ve denetime tabi.
Muhbirlik ve Ağız Yoklama
CİMER şikâyeti açan personel, İdari İşler Sorumlusu Kerim Kocabıyık tarafından tek tek odalara çağrılıyor ve “CİMER’e kim yazdı?” sorusuyla sorgulanıyor. Şikâyet hakkı fiilen yok. Blok sorumluları ve diğer çalışanlar da baskı ve sorgulamalarla yıldırılıyor.
Normalde yasak olan bazı etkinliklerin dahi Süleyman Erdoğan ve eşinin talebi doğrultusunda gerçekleştirilmiş olması, çalışanlar arasında büyük tepki yaratıyor. Mevzuatın katı olduğu bir konuda bile, kişisel taleplerin kuralların önüne geçebilmesi ciddi bir adaletsizlik ve güvensizlik algısı yaratıyor.
Rize Dayanışmasının Gölgesinde: Denizli’de Kurulan Küçük Krallık
Devletin sırtına çöreklenen, makamı kişisel ikbal aracına çeviren, çalışanı “kul” gören bir yönetim tarzı vardır ya…
Denizli Gençlik ve Spor İl Müdürlüğü’nde yaşanan iddialar tam olarak bu ağır tabloyu işaret ediyor.
Ve işin en kritik düğümü de üç isimde birleşiyor: Hasan Sarı, Süleyman Erdoğan ve Ayhan Soyfidan.
HASAN SARI DOSYASI: RİZELİ GÜÇ AĞININ MERKEZİ
Hasan Sarı, bugün Denizli’de “Gençlik Hizmetleri Müdürü” olarak anılan isim.
Peki bu kişi kim? Nasıl geldi?
15 Temmuz döneminde Gençlik ve Spor Bakanı Suat Kılıç’ın bakan müşaviriydi.
Hemen akabinde Denizli’ye görevlendirildi.
Denizli’de başlayan tartışmalar ve kurum içi sorunlar nedeniyle Milli Savunma Bakanlığı’na kısa süreli görevlendirildi, ancak 6 ay sonra tekrar Denizli’ye geri gönderildi.
Bu kadar kritik bir geçmişe sahip bir kişi bugün Denizli’de gençlik hizmetlerinin başında ve gücü tekelleştiren, kadro dizayn eden isim olarak anılıyor.
SÜLEYMAN ERDOĞAN DOSYASI: AİLE SOSYAL POLİTİKALARDAN GELEN “AKTARMA”
Süleyman Erdoğan, Aile ve Sosyal Politikalar İl Müdürlüğü’nde açığa alındıktan sonra bir süre beklediği, ardından Gençlik ve Spor İl Müdürlüğü’ne transfer edildiği iddia ediliyor.
Bu noktada çalışanlar “Neden açığa alındı, ne yaptı da il müdürü oldu?” sorusunu soruyor.
Ayrıca iddialara göre, Süleyman Erdoğan’ın arkasında Zeybekci gibi gücünü kullandığı kişiler bulunuyor.
Kurumda Hasan Sarı ile birlikte hareket eden ikinci güç ayağı olarak anılıyor. İkili arasında “Rize dayanışması” olarak adlandırılan bir bağ var ve bu birliktelik, kurumda otoriteyi korku kültürü üzerine inşa etmiş durumda.
SPOR YURTSEN SENDİKASI: KÂĞIT ÜSTÜNDE YOK AMA SAHADA VAR
Hasan Sarı’nın perde arkasında yönettiği iddia edilen Spor Yurtsen adlı sendika:
Personellere baskı yapılıyor,
“Bu sendikaya geçin” yönünde açık baskı uygulanıyor,
Sendikayı kuran ve yöneten kişinin kendisi olmasına rağmen resmi belgelerde ismi geçmiyor.
Hasan Sarı’nın bu sendika üzerinden güç devşirip personellere “Kurumda sorun yaşayan varsa bana gelsin, ben hallederim” dediği iddia ediliyor.
AYHAN SOYFİDAN, BALONCULUKTAN BELEDİYE BAŞKAN YARDIMCILIĞINA, ORADAN GENÇLİK VE SİPOR İL MÜDÜRLÜĞÜ'NÜ DİZAYN ETMEYE NASIL GEÇTİ?
Ayhan Soyfidan, kurumda etkin isimlerden biri.
Denizli’ye ilk geldiğinde palyaçoluk ve balonculuk yaptığı biliniyor. Daha doğrusu, balon ve palyaço gösterileri yapan şirketin sahibiydi. Pamukkale Belediyesinde Avni Örki döneminde bu şirketi üzerinden birçok çalışması olduğu biliniyor.
Pamukkale Belediyesi’nde başkan yardımcısı baskı organizasyonlarında görev aldığı ifade ediliyor,
Ardından Spor İl Müdürlüğü içinde sanki müdür gibi, etkin oyuncu olarak yer edinmiş durumda.
Bugün spor etkinlikleri, organizasyonlar, ödül törenleri…
Perde arkasında Süleyman Erdoğan – Ayhan Soyfidan – Hasan Sarı üçlüsünün olduğu söyleniyor.
GÖREV YOK AMA ÜCRET VAR: MÜSABAKA PARALARI NEREYE GİDİYOR?
İl genelinde düzenlenen müsabakalarda hiç gitmediği halde görev ücreti alan müdürler,
Devletin bu nedenle zarara uğratıldığı,
Hakem ve personele yıllık 20 gün sınırı getirildiği,
Oysa 3289 sayılı kanunun 29. maddesinde böyle bir sınır olmadığı,
soruları kurumda yankılanıyor.
Ve en kritik sorular:
Bu 20 gün sınırı müdürler için de geçerli mi?
Siz dahil bazı müdürler neden ödül töreni dışında görev yapmıyorsunuz?
Gitmediğiniz halde aldığınız ücretlerin hesabı nerede?
Süleyman Erdoğan açığa alındıktan sonra nasıl il müdürü oldu?
Arkasında Zeybekci gibi isimler mi vardı?
Sendika üzerinden kurulan baskı düzeni nasıl işliyor?
SON SÖZ: DEVLETİN KURUMLARI ŞAHISLARA TESLİM EDİLEMEZ
Çalışanlar korkudan konuşamıyor olabilir.
Ama bir gazeteci olarak söylüyorum: Devlet kimsenin babasının çiftliği değildir.
Gençlik ve Spor İl Müdürlüğü, birkaç kişinin güç gösterisine, hemşehricilik ağına ve sendika üzerinden kurulan baskı düzenine teslim edilemez.
Bugün konuşmaktan korkanlar, yarın bunun bedelini ödeyecek.
Bu soruların cevabı verilene kadar dosya kapanmayacak:
– Hasan Sarı, 15 Temmuz gecesi ne oldu da Denizli’ye getirildi?
– MSB’den neden 6 ayda geri döndü?
– Süleyman Erdoğan neden açığa alındı ve nasıl il müdürü oldu?
– Zeybekci gibi isimleri arkanızda mı buldunuz?
– Sendika üzerinden nasıl bir ağ kurdunuz?
– Müsabaka görev ücretlerini kim, nasıl topladı?
– Hakemlere 20 gün sınırı koyarken kendinizi dışarda tutmak hangi kanuna dayanıyor?
Denizli Gençlik İl Spor Müdürlüğü kiimsenin babasının çiftliği değildir!




