Merkezefendi Belediye Başkanı Şeniz Doğan’ın kurmak istediği cinsiyet eşitliği birimi AKP ve MHP’li belediye meclis üyeleri tarafından reddedildi. AKP ve MHP İlçe başkanları cinsiyet eşitliği biriminin LGBT’ler için kurulacağını öne sürüp şehitler üzerinden siyaset yaptılar. Bunun üzerine Denizli Kadın Platformu Merkezefendi Belediye Başkanı Şeniz Doğan’a sahip çıkarak Candoğan Parkı önünde basın açıklaması yaptılar. 
Toplantıda konuşan Denizli Kadın Platformu dönem sözcüsü Ayşegül Odabaşıoğlu, “Toplumsal cinsiyet eşitliğini dilini dolayanlara ders vermeye geldik. Tüm cinsiyetleri her koşulda eşit davranmayı kapsar. Bireyler, cinsiyetlerinden dolayı ayrıma uğramadan eşit hak ve özgürlüğe sahip olmalı, kamusal ve özel yaşamın her alanında yer alabilmelidir” dedi.
Odabaşıoğlu, “Toplumsal cinsiyet eşitsizliği: Toplumların kadın ve erkek için farklı olarak ürettiği normlardan meydan gelir. Her toplumda kadın ve erkek için farklı kalıplar vardır. Bu kalıplar aşıldığında bireyler, toplum tarafından dışlanırlar. Kadınlar güçsüz görülürken, erkekler daha güçlü olarak konumlandırılır. Kadınların sosyal hayatta yer alması istenmezken, erkeklerden daha atılgan olmaları beklenir. Bu durum hem kadın hem erkeğin üstüne yük bindirmekte ve kadını değersizleştirmektedir. Özgürlüklerin kullanılmasını ve toplumsal haklardan yararlanılmasını engelleyen ya da yok eden, cinsiyete dayalı yapılan ayırımlara izin verilmesi toplumsal cinsiyet eşitsizliğini ortaya çıkartır. Kadın ve erkek arasındaki biyolojik farklılığın, derin ve boyutlu bir toplumsal farklılığa dönüşmesi her anlamda kadın hayatını tehdit etmekte ve ikincilliğe zorlamaktadır.” diye konuştu.
“Toplumsal cinsiyet eşitsizliğinin fazla olduğu ülkeler zor kalkınırlar” diyen Odabaşığlu, açıklamalarını şöyle sürdürdü:
İlerleme ve refah düzeyleri düşüktür. Toplumlar bu eşitsizlik durumundan politik, ekonomik, sosyal ve kültürel olarak etkilenmektedirler. Toplumun devamının sağlanabilmesi ve dünyadan geri kalmaması, gelişmeye devam etmesi için toplumsal eşitsizlik durumu düzeltilmelidir. Aile diye meydanlara çıkanlara da sözümüz var. Hele ki adında cumhuriyet varsa cumhuriyetin ilkelerini çok iyi bilmeli o adın hakkını vermelidir. Yüce Atamız ey Türk kadını sen yerlerde sürünmeye değil, omuzlar üzerinde göklere yükselmeye layıksın derken 1900’lü yıllarda kadınların eşitliği ile dünya liderleri arasına girmiştir. Toplumsal cinsiyet eşitliği ailesiz toplum demek değildir ayrıca biz bu ülkede ne aileler de gördük. Babanın aile reisi, kadının kocaya itaatle yükümlü sayıldığı, hiyerarşik, eşitsiz, kadın emeğinin sömürüldüğü, değersizleştirildiği, hani şu “kadının karnından sıpanın, sırtından sopanın eksik edilmediği” aile.
“Kocadır, babadır; sever de döver de.” diyen aile
“Kol kırılır yen içinde kalır” diye şiddetle yaşamanın telkin edildiği aile.
Yaptığı yemeği beğenmeyince karısını döve döve komalık eden kocanın olduğu aile.
Kanser olan eşinin hastalığından bıkıp onu öldüresiye dövüp hastane kapısına bırakıp kaçan kocanın reis olduğu aile.
10 yıl boyunca karısına ve çocuklarına her tür şiddeti uygulayan, onları hortumla döven babanın reis olduğu aile.
Kendisiyle cinsel ilişkiye girmek istemeyen karısına tecavüz eden kocanın ailesi.
12 yıllık evliliği boyunca karısına ve çocuklarına şiddet uygulayan, boşanmak isteyince de karısına ve çocuklarına işkenceyle şiddet uygulayan babanın olduğu aile.
Sayısız örnekle aynı kaderi paylaşan, defalarca şikâyetçi olduğu halde en yakınındaki erkekler tarafından, sırf şiddetsiz, korkusuz, özgür yaşamak istediği, mülk gibi görülmeye, şiddete uğramaya “hayır”, “yeter” dediği için öldürülen yüzlerce, binlerce kadının hikâyeleriyle her gün bizim de bir parçamız ölürken erkeğe sınırsız yetki ve ayrıcalık veren, kadını insan dışılaştıran, emeğini sömüren ataerki aileyi savunmak için sözleşmenin feshiyle övünen, hele ki bir KADIN DERNEĞİ için akıl almaz bir durumdur.
Toplumsal cinsiyet eşitliği LGBT’li olmak demek değildir. Toplumsal cinsiyet eşitlği saygı duymaktır ötekileştirmemektir. Kendinden olmayanı dışlamamaktır. Terörize etmemektir.
Trans bir kadın öldürülmeyi hak mı etmiş olacak, ya da hedef haline getirildikten hemen sonra yüzüne kezzap atılan, öldürülen trans kadınların yaşama hakkı yok mu ?
Dine, gelenek, göreneğe aykırı buldukları yaşam tarzına sahip kadınların öldürülmesiyle, şiddete, tacize, tecavüze uğramasını haklı mı buluyorsunuz?
Sırf cinsiyet normlara uymadığı, cinsel yönelimi farklı olduğu için haklara sahip özne olarak görmedikleri, insan dışılaştırıp hukuk dışına attıkları, yok edilmesi gereken sapkınlık, hastalık olarak baktıkları LBGTİ+lara yönelik şiddeti haklı mı bulacaksınız? Sayın Kanun yürütücüleri. Toplumsal cinsiyet eşitliği toplumu LBGT yapmak değil her kesime saygı duymak demektir.
Her seferinde dini kullananlar; İslam dini sevgi, barış ve hoşgörü dinidir. birlikteliğin, ötekileştirmemenin, güçsüzü koruma ve eşitleme dinidir.
Bizim bu provokasyonlara karnımız tok Toplumsal Cinsiyet Eşitliğini savunanlar barıştan yanadır. Ötekileştirmemeden yanadır. Hoşgörüden yanadır. Haktan ve eşitlikten yanadır.
Belediyeler sadece yol yapmaz. Belediyeler ve demokratik kitle örgütleri varlıkları gereği üyelerinin ve tüm çalışanlarının kazanılmış haklarını korumak ve bu haklarını geliştirmek için mücadele etmekle yükümlüdür. Toplumsal cinsiyet eşitliği, kadınların eşit haklara sahip olması, bedeni, kimliği üzerindeki baskının yok edilmesi için mücadele eden kurumlardır.
Kadınların hiç kimseye bağımlı/bağlı kılınmadan bağımsız, özgür ve eşit bireyler olarak varoluşu, şiddetsiz, korkusuz bir yaşam için mücadele etmek belediyelerin, demokratik kitle örgütlerinin varlık sebeplerinden biridir.
Bizler, cinsiyeti, cinsel yönelimi nedeniyle hiç kimsenin ayrımcı, eşitsiz uygulamalara maruz kalmadığı, her nasıl kurulursa kurulsun eşitliğin, özgürlüğün, karşılıklı saygı ve sevginin esas olduğu hanelerde eşit ve özgür bir yaşamı savunuyoruz. Bu yaşamı sağlamak için İstanbul Sözleşmesi’ni savunmaktan, sözleşmenin ve 6284 sayılı yasanın etkin uygulanması ve kadının özgürleşmesi mücadelesinden asla vazgeçmeyeceğiz. Bu nedenle Merkez Efendi Belediye Başkanımız Şeniz Doğan’ın ve kurulmasını istenen Toplumsal Cinsiyet Biriminin sonuna kadar yanındayız.
Toplumsal Cinsiyet Eşitliği eğitimle çözülecek kolay bir durumken kendi menfaatleri için zorlaştırılan sözde kadın dernekleri, sözde siyasetçiler, sözde basının oyuncağı haline gelmiştir.
Son olarak diyoruz ki
Toplumun temel taşı eşitliktir.
Toplumsal cinsiyet eşitliği temel bir insan hakkıdır.
Cinsiyet temelli ayrımcılık önemli bir hak ihlalidir.
Kendinden olmayanı ötekileştiren, ayrıştıran, terörize eden bir dil kullanmış, hatta daha ileri gidip kişilerin cinsel yönelimleri üzerinden nefret suçu işlemiş olanlara yeter bırakın bu boş lafları diyoruz. Ve kınıyoruz!!!

Toplantıda konuşan Denizli Kadın Platformu dönem sözcüsü Ayşegül Odabaşıoğlu, “Toplumsal cinsiyet eşitliğini dilini dolayanlara ders vermeye geldik. Tüm cinsiyetleri her koşulda eşit davranmayı kapsar. Bireyler, cinsiyetlerinden dolayı ayrıma uğramadan eşit hak ve özgürlüğe sahip olmalı, kamusal ve özel yaşamın her alanında yer alabilmelidir” dedi.

Odabaşıoğlu, “Toplumsal cinsiyet eşitsizliği: Toplumların kadın ve erkek için farklı olarak ürettiği normlardan meydan gelir. Her toplumda kadın ve erkek için farklı kalıplar vardır. Bu kalıplar aşıldığında bireyler, toplum tarafından dışlanırlar. Kadınlar güçsüz görülürken, erkekler daha güçlü olarak konumlandırılır. Kadınların sosyal hayatta yer alması istenmezken, erkeklerden daha atılgan olmaları beklenir. Bu durum hem kadın hem erkeğin üstüne yük bindirmekte ve kadını değersizleştirmektedir. Özgürlüklerin kullanılmasını ve toplumsal haklardan yararlanılmasını engelleyen ya da yok eden, cinsiyete dayalı yapılan ayırımlara izin verilmesi toplumsal cinsiyet eşitsizliğini ortaya çıkartır. Kadın ve erkek arasındaki biyolojik farklılığın, derin ve boyutlu bir toplumsal farklılığa dönüşmesi her anlamda kadın hayatını tehdit etmekte ve ikincilliğe zorlamaktadır.” diye konuştu.
“Toplumsal cinsiyet eşitsizliğinin fazla olduğu ülkeler zor kalkınırlar” diyen Odabaşığlu, açıklamalarını şöyle sürdürdü:
İlerleme ve refah düzeyleri düşüktür. Toplumlar bu eşitsizlik durumundan politik, ekonomik, sosyal ve kültürel olarak etkilenmektedirler. Toplumun devamının sağlanabilmesi ve dünyadan geri kalmaması, gelişmeye devam etmesi için toplumsal eşitsizlik durumu düzeltilmelidir. Aile diye meydanlara çıkanlara da sözümüz var. Hele ki adında cumhuriyet varsa cumhuriyetin ilkelerini çok iyi bilmeli o adın hakkını vermelidir. Yüce Atamız ey Türk kadını sen yerlerde sürünmeye değil, omuzlar üzerinde göklere yükselmeye layıksın derken 1900’lü yıllarda kadınların eşitliği ile dünya liderleri arasına girmiştir. Toplumsal cinsiyet eşitliği ailesiz toplum demek değildir ayrıca biz bu ülkede ne aileler de gördük. Babanın aile reisi, kadının kocaya itaatle yükümlü sayıldığı, hiyerarşik, eşitsiz, kadın emeğinin sömürüldüğü, değersizleştirildiği, hani şu “kadının karnından sıpanın, sırtından sopanın eksik edilmediği” aile.
“Kocadır, babadır; sever de döver de.” diyen aile
“Kol kırılır yen içinde kalır” diye şiddetle yaşamanın telkin edildiği aile.
Yaptığı yemeği beğenmeyince karısını döve döve komalık eden kocanın olduğu aile.
Kanser olan eşinin hastalığından bıkıp onu öldüresiye dövüp hastane kapısına bırakıp kaçan kocanın reis olduğu aile.
10 yıl boyunca karısına ve çocuklarına her tür şiddeti uygulayan, onları hortumla döven babanın reis olduğu aile.
Kendisiyle cinsel ilişkiye girmek istemeyen karısına tecavüz eden kocanın ailesi.
12 yıllık evliliği boyunca karısına ve çocuklarına şiddet uygulayan, boşanmak isteyince de karısına ve çocuklarına işkenceyle şiddet uygulayan babanın olduğu aile.
Sayısız örnekle aynı kaderi paylaşan, defalarca şikâyetçi olduğu halde en yakınındaki erkekler tarafından, sırf şiddetsiz, korkusuz, özgür yaşamak istediği, mülk gibi görülmeye, şiddete uğramaya “hayır”, “yeter” dediği için öldürülen yüzlerce, binlerce kadının hikâyeleriyle her gün bizim de bir parçamız ölürken erkeğe sınırsız yetki ve ayrıcalık veren, kadını insan dışılaştıran, emeğini sömüren ataerki aileyi savunmak için sözleşmenin feshiyle övünen, hele ki bir KADIN DERNEĞİ için akıl almaz bir durumdur.
Toplumsal cinsiyet eşitliği LGBT’li olmak demek değildir. Toplumsal cinsiyet eşitlği saygı duymaktır ötekileştirmemektir. Kendinden olmayanı dışlamamaktır. Terörize etmemektir.
Trans bir kadın öldürülmeyi hak mı etmiş olacak, ya da hedef haline getirildikten hemen sonra yüzüne kezzap atılan, öldürülen trans kadınların yaşama hakkı yok mu ?
Dine, gelenek, göreneğe aykırı buldukları yaşam tarzına sahip kadınların öldürülmesiyle, şiddete, tacize, tecavüze uğramasını haklı mı buluyorsunuz?
Sırf cinsiyet normlara uymadığı, cinsel yönelimi farklı olduğu için haklara sahip özne olarak görmedikleri, insan dışılaştırıp hukuk dışına attıkları, yok edilmesi gereken sapkınlık, hastalık olarak baktıkları LBGTİ+lara yönelik şiddeti haklı mı bulacaksınız? Sayın Kanun yürütücüleri. Toplumsal cinsiyet eşitliği toplumu LBGT yapmak değil her kesime saygı duymak demektir.
Her seferinde dini kullananlar; İslam dini sevgi, barış ve hoşgörü dinidir. birlikteliğin, ötekileştirmemenin, güçsüzü koruma ve eşitleme dinidir.
Bizim bu provokasyonlara karnımız tok Toplumsal Cinsiyet Eşitliğini savunanlar barıştan yanadır. Ötekileştirmemeden yanadır. Hoşgörüden yanadır. Haktan ve eşitlikten yanadır.
Belediyeler sadece yol yapmaz. Belediyeler ve demokratik kitle örgütleri varlıkları gereği üyelerinin ve tüm çalışanlarının kazanılmış haklarını korumak ve bu haklarını geliştirmek için mücadele etmekle yükümlüdür. Toplumsal cinsiyet eşitliği, kadınların eşit haklara sahip olması, bedeni, kimliği üzerindeki baskının yok edilmesi için mücadele eden kurumlardır.
Kadınların hiç kimseye bağımlı/bağlı kılınmadan bağımsız, özgür ve eşit bireyler olarak varoluşu, şiddetsiz, korkusuz bir yaşam için mücadele etmek belediyelerin, demokratik kitle örgütlerinin varlık sebeplerinden biridir.
Bizler, cinsiyeti, cinsel yönelimi nedeniyle hiç kimsenin ayrımcı, eşitsiz uygulamalara maruz kalmadığı, her nasıl kurulursa kurulsun eşitliğin, özgürlüğün, karşılıklı saygı ve sevginin esas olduğu hanelerde eşit ve özgür bir yaşamı savunuyoruz. Bu yaşamı sağlamak için İstanbul Sözleşmesi’ni savunmaktan, sözleşmenin ve 6284 sayılı yasanın etkin uygulanması ve kadının özgürleşmesi mücadelesinden asla vazgeçmeyeceğiz. Bu nedenle Merkez Efendi Belediye Başkanımız Şeniz Doğan’ın ve kurulmasını istenen Toplumsal Cinsiyet Biriminin sonuna kadar yanındayız.
Toplumsal Cinsiyet Eşitliği eğitimle çözülecek kolay bir durumken kendi menfaatleri için zorlaştırılan sözde kadın dernekleri, sözde siyasetçiler, sözde basının oyuncağı haline gelmiştir.
Son olarak diyoruz ki
Toplumun temel taşı eşitliktir.
Toplumsal cinsiyet eşitliği temel bir insan hakkıdır.
Cinsiyet temelli ayrımcılık önemli bir hak ihlalidir.
Kendinden olmayanı ötekileştiren, ayrıştıran, terörize eden bir dil kullanmış, hatta daha ileri gidip kişilerin cinsel yönelimleri üzerinden nefret suçu işlemiş olanlara yeter bırakın bu boş lafları diyoruz. Ve kınıyoruz!!!







