Yönetmeliğin yayınlandığı 18 Mart tarihinden bu yana haber sitelerinde ve sosyal medyada konuyla ilgili pek çok paylaşım yapıldıgına dikkat çeken Şevket Murat Şenel, “Yeni yönetmelik ile önemli ölçüde değişen “Türkiye Deprem Tehlike Haritaları” konusu tartışılmaya başlandı. Fakat bazı istisnalar haricinde yapılan paylaşımların çoğu yenilenen haritaların neler getirdiğini ve neleri değiştirdiğini açıklamaktan oldukça uzak. Öncelikle yeni yönetmelik ile getirilen yöntemin, 1998 ve 2007 yönetmeliklerinde verilen yaklaşımdan oldukça farklı olduğunu belirtmeliyiz. 22 yıl sonra yenilenen deprem tehlike haritaları çok temel yenilikler ve değişiklikler içeriyor. Ortaya çıkan harita, ülkemizin deprem verilerini esas alarak, konusunda uzman bir ekip tarafından uzun
süreden beri yapılan bir çalışmanın ürünü. Önerilen yöntem bugün ABD’de uygulanmakta olan hesap yöntemine oldukça yakın. Basında ve sosyal medyada çıkan bazı haberler, artık binaların hesabında göz önüne alınacak deprem kuvvetlerinin yeni yönetmelik ile önemli ölçüde artacağını söylüyor. Bu tespit kısmen doğru olsa da manzaranın tamamını yansıtmıyor. Öncelikle şunu belirtmekte fayda var, deprem bölgeleri artık birinci derece, ikinci derece gibi tanımlamalar ile sınıflandırılmayacak. Yeni harita çok daha fazla detay sunuyor. Harita üzerindeki her bir nokta için hesaplanmış ivme değerleri söz konusu. Sık oluşan küçük depremler ve seyrek oluşan daha büyük depremler sırasında beklenen maksimum deprem ivmeleri, enlem ve boylam bilgileri üzerinden verilerek deprem tehlikesi tarif ediliyor. Kimi bölgelerde deprem sebebiyle oluşması öngörülen ivmeler artarken, kimi bölgelerde ise azalıyor. İlan edilen bu haritayı sanki bir risk haritası gibi sunmaya çalışan paylaşımlar görüyorum ki bu tür yaklaşımlar doğru değil. Hangi bölgelerin daha fazla ya da az hasar riski taşıdığını söyleyebilmek için yer ivmesinin hangi seviyede oluşacağını bilmek yetmez. Daha az veya daha çok riskli diyebilmek için yapıların da durumunu bilmemiz gerekiyor. Bu da zaten biz inşaat mühendislerinin konusu”dedi.
YER İVMELERİ DEĞİŞİYORYeni Tehlike Haritasının Denizli’deki ilçelerin pek çoğunda depremde oluşması beklenen yer ivmesi değerlerinin artacağını öngördüğünü ifade eden Şenel, “Eski yönetmelikte göz önüne aldığımız en büyük yer ivmesi 0.4g iken, yeni yönetmeliğe göre artık Denizli genelinde daha büyük yer ivmeleri bulacağımız anlaşılıyor. Bulduğumuz yaklaşık sonuçlar Tavas, Kale ve Çal gibi ilçeler haricindeki diğer ilçelerin pek çoğunda göz önüne alınacak yer ivmelerinin artacağını gösteriyor. Yeni harita, Denizli Merkez ilçelerinde, Honaz, Babadağ, Buldan ve turizm beldemiz Pamukkale gibi yerlerde oluşacak deprem ivmelerinin eski haritaya göre yaklaşık 1.5 kat artabileceğini öngörüyor. Fakat biz inşaat mühendislerinin çok iyi bildiği gibi binalara gelen deprem kuvvetleri, depremin zeminde oluşturduğu ivmelere bakarak değil, depremin binalarda oluşturduğu ivmelere bakılarak hesaplanır. Yeni yönetmelikte verilen spektrumlar, peryod uzadıkça binaya gelecek olan ivmelerin hızla düşeceğini ve özellikle 0.5 saniyeden daha yüksek peryoda sahip binalarda eski yönetmelikten daha düşük deprem kuvvetleri hesaplanabileceğini gösteriyor. Bu durumda, eskiye göre daha fazla deprem kuvveti oluşmasını beklediğimiz binaların az katlı (1-2 katlı) betonarme ve yığma binalar olacağını söylemek kabaca mümkün. Çok katlı binalar ile uzun peryodlu çelik ve prefabrik sanayi yapılarının bu haritaya göre daha küçük ivmelere ve dolayısı ile de daha küçük deprem kuvvetlerine maruz kalacağını söylemek mümkün”diye konuştu.
AZ KATLI BİNALAR ETKİLENECEKDenizli genelinde daha yüksek ivmelerin öngörüldüğü bölgelerde yeni yönetmeliğin daha ziyade az katlı betonarme binaların deprem hesabını etkileyeceğini, diğer yapıların hesabını çok fazla etkilemeyeceğini, hatta rahatlatacağını söyleyen Şenel, “Deprem ivmelerinin artmadığı ilçelerde ise bütün yapı türleri için göreceli olarak daha düşük deprem kuvvetleri hesaplamanın mümkün olacağını söyleyebiliriz. Tabi bu arada harita üzerinde seçeceğiniz farklı noktalar için ufak tefek de olsa farklı sonuçlar hesaplamanın mümkün olacağını, bulduğumuz sonuçların seçilen zemin sınıfı için geçerli olduğunu hatırlatmakta fayda var. Bizim buradaki amacımızın genel bir karşılaştırma yapmak olduğunu bir kere daha hatırlatalım. İnşaat mühendisi meslektaşlarım için biraz daha detaya girmenin faydalı olacağına inanıyorum. Sanıyorum mühendis gözüyle yeni yönetmeliğin ne tür değişikliklere sebep olduğunu açıklamanın en kolay yolu, eski ve yeni yönetmeliğe göre hesaplanan deprem spektrumlarını karşılaştırmak olacak. Bunun için, kayma dalgası hızlarına bakarak yeni yönetmelikte ZC, eski yönetmelikte ise Z2 ile tarif edilen ve hemen hemen benzer zeminlere karşılık gelen deprem spektrumlarını hesapladık ve karşılaştırdık. Şekil 1’de göstermiş olduğumuz grafikler, Denizli şehir
merkezinden (yaklaşık bayramyeri bölgesi) aldığımız bir noktanın eski ve yeni yönetmeliğe göre hesaplanan spektrumlarını gösteriyor. Mavi ile gösterilen ve yeni yönetmeliğe göre hesaplanan eğri daha yüksek ivme değerleri veriyor gibi görünse de, bu durum 0.5 saniyeden daha uzun peryod değerleri için tersine dönüyor ve yeni yönetmelik daha küçük ivme değerleri vermeye başlıyor. Şekil 2’de ise bazı ilçelerden seçilen noktalar için hesaplanan eski ve yeni ivme spektrumları karşılaştırılıyor. Benzer durum burada da karşımıza çıkıyor ve yeni yönetmelik binanın peryodu arttıkça daha küçük deprem ivmelerinin ve dolayısı ile de daha küçük deprem kuvvetlerinin oluşacağını gösteriyor. Kritik durumdaki binalar ise daha önce de belirttiğimiz gibi rijitliği yüksek, az katlı binalar oluyor. Şekil 2’de gösterilen durumun daha net bir şekilde anlaşılabilmesi için hesaplanan spektrum eğrilerini Şekil 3 ve Şekil 4 üzerinde iki ayrı gurup halinde tekrar verdik. Umarım 2019’dan itibaren Denizli’de nelerin değişeceği konusunda bir fikir vermek mümkün olmuştur. Yeni yönetmeliğin detaylarını şubemizde düzenleyeceğimiz seminerler ile üyelerimize aktarmaya devam edeceğiz” ifadelerini kullandı.
süreden beri yapılan bir çalışmanın ürünü. Önerilen yöntem bugün ABD’de uygulanmakta olan hesap yöntemine oldukça yakın. Basında ve sosyal medyada çıkan bazı haberler, artık binaların hesabında göz önüne alınacak deprem kuvvetlerinin yeni yönetmelik ile önemli ölçüde artacağını söylüyor. Bu tespit kısmen doğru olsa da manzaranın tamamını yansıtmıyor. Öncelikle şunu belirtmekte fayda var, deprem bölgeleri artık birinci derece, ikinci derece gibi tanımlamalar ile sınıflandırılmayacak. Yeni harita çok daha fazla detay sunuyor. Harita üzerindeki her bir nokta için hesaplanmış ivme değerleri söz konusu. Sık oluşan küçük depremler ve seyrek oluşan daha büyük depremler sırasında beklenen maksimum deprem ivmeleri, enlem ve boylam bilgileri üzerinden verilerek deprem tehlikesi tarif ediliyor. Kimi bölgelerde deprem sebebiyle oluşması öngörülen ivmeler artarken, kimi bölgelerde ise azalıyor. İlan edilen bu haritayı sanki bir risk haritası gibi sunmaya çalışan paylaşımlar görüyorum ki bu tür yaklaşımlar doğru değil. Hangi bölgelerin daha fazla ya da az hasar riski taşıdığını söyleyebilmek için yer ivmesinin hangi seviyede oluşacağını bilmek yetmez. Daha az veya daha çok riskli diyebilmek için yapıların da durumunu bilmemiz gerekiyor. Bu da zaten biz inşaat mühendislerinin konusu”dedi.
YER İVMELERİ DEĞİŞİYORYeni Tehlike Haritasının Denizli’deki ilçelerin pek çoğunda depremde oluşması beklenen yer ivmesi değerlerinin artacağını öngördüğünü ifade eden Şenel, “Eski yönetmelikte göz önüne aldığımız en büyük yer ivmesi 0.4g iken, yeni yönetmeliğe göre artık Denizli genelinde daha büyük yer ivmeleri bulacağımız anlaşılıyor. Bulduğumuz yaklaşık sonuçlar Tavas, Kale ve Çal gibi ilçeler haricindeki diğer ilçelerin pek çoğunda göz önüne alınacak yer ivmelerinin artacağını gösteriyor. Yeni harita, Denizli Merkez ilçelerinde, Honaz, Babadağ, Buldan ve turizm beldemiz Pamukkale gibi yerlerde oluşacak deprem ivmelerinin eski haritaya göre yaklaşık 1.5 kat artabileceğini öngörüyor. Fakat biz inşaat mühendislerinin çok iyi bildiği gibi binalara gelen deprem kuvvetleri, depremin zeminde oluşturduğu ivmelere bakarak değil, depremin binalarda oluşturduğu ivmelere bakılarak hesaplanır. Yeni yönetmelikte verilen spektrumlar, peryod uzadıkça binaya gelecek olan ivmelerin hızla düşeceğini ve özellikle 0.5 saniyeden daha yüksek peryoda sahip binalarda eski yönetmelikten daha düşük deprem kuvvetleri hesaplanabileceğini gösteriyor. Bu durumda, eskiye göre daha fazla deprem kuvveti oluşmasını beklediğimiz binaların az katlı (1-2 katlı) betonarme ve yığma binalar olacağını söylemek kabaca mümkün. Çok katlı binalar ile uzun peryodlu çelik ve prefabrik sanayi yapılarının bu haritaya göre daha küçük ivmelere ve dolayısı ile de daha küçük deprem kuvvetlerine maruz kalacağını söylemek mümkün”diye konuştu.
AZ KATLI BİNALAR ETKİLENECEKDenizli genelinde daha yüksek ivmelerin öngörüldüğü bölgelerde yeni yönetmeliğin daha ziyade az katlı betonarme binaların deprem hesabını etkileyeceğini, diğer yapıların hesabını çok fazla etkilemeyeceğini, hatta rahatlatacağını söyleyen Şenel, “Deprem ivmelerinin artmadığı ilçelerde ise bütün yapı türleri için göreceli olarak daha düşük deprem kuvvetleri hesaplamanın mümkün olacağını söyleyebiliriz. Tabi bu arada harita üzerinde seçeceğiniz farklı noktalar için ufak tefek de olsa farklı sonuçlar hesaplamanın mümkün olacağını, bulduğumuz sonuçların seçilen zemin sınıfı için geçerli olduğunu hatırlatmakta fayda var. Bizim buradaki amacımızın genel bir karşılaştırma yapmak olduğunu bir kere daha hatırlatalım. İnşaat mühendisi meslektaşlarım için biraz daha detaya girmenin faydalı olacağına inanıyorum. Sanıyorum mühendis gözüyle yeni yönetmeliğin ne tür değişikliklere sebep olduğunu açıklamanın en kolay yolu, eski ve yeni yönetmeliğe göre hesaplanan deprem spektrumlarını karşılaştırmak olacak. Bunun için, kayma dalgası hızlarına bakarak yeni yönetmelikte ZC, eski yönetmelikte ise Z2 ile tarif edilen ve hemen hemen benzer zeminlere karşılık gelen deprem spektrumlarını hesapladık ve karşılaştırdık. Şekil 1’de göstermiş olduğumuz grafikler, Denizli şehir
merkezinden (yaklaşık bayramyeri bölgesi) aldığımız bir noktanın eski ve yeni yönetmeliğe göre hesaplanan spektrumlarını gösteriyor. Mavi ile gösterilen ve yeni yönetmeliğe göre hesaplanan eğri daha yüksek ivme değerleri veriyor gibi görünse de, bu durum 0.5 saniyeden daha uzun peryod değerleri için tersine dönüyor ve yeni yönetmelik daha küçük ivme değerleri vermeye başlıyor. Şekil 2’de ise bazı ilçelerden seçilen noktalar için hesaplanan eski ve yeni ivme spektrumları karşılaştırılıyor. Benzer durum burada da karşımıza çıkıyor ve yeni yönetmelik binanın peryodu arttıkça daha küçük deprem ivmelerinin ve dolayısı ile de daha küçük deprem kuvvetlerinin oluşacağını gösteriyor. Kritik durumdaki binalar ise daha önce de belirttiğimiz gibi rijitliği yüksek, az katlı binalar oluyor. Şekil 2’de gösterilen durumun daha net bir şekilde anlaşılabilmesi için hesaplanan spektrum eğrilerini Şekil 3 ve Şekil 4 üzerinde iki ayrı gurup halinde tekrar verdik. Umarım 2019’dan itibaren Denizli’de nelerin değişeceği konusunda bir fikir vermek mümkün olmuştur. Yeni yönetmeliğin detaylarını şubemizde düzenleyeceğimiz seminerler ile üyelerimize aktarmaya devam edeceğiz” ifadelerini kullandı. 



