Sevgili okuyucularım,Bugün, "yönetici" kavramının gerçek anlamını bir kez daha düşünmeye davet ediyorum sizi. Tarih, halkının yanında duran, onun derdiyle dertlenen, zulme karşı halkının sesi olan yöneticilerle, otoritesini tehdit ve baskı aracına dönüştürenleri birbirinden ayırmıştır.Yüzyıllar önce, Aydın dağlarında bir yiğit çıkmıştı: Atçalı Kel Mehmet Efe. Dönemin "völverilerinin" (vergi memurlarının) zulmü altında inim inim inleyen halkın sesini duydu. "Hademeyi devlet, valiyi millet" diyerek, adaleti ve halkın refahını kendi eline aldı. Adına para bastırdı, adeta bir "halk hükümeti" kurdu ve unutulmaz bir efsane olarak tarihe geçti. Onun mirası, gücünü halktan alan, halk için çalışan yönetimin sembolüdür.Yakın tarihimizde de böyle isimler gördük. Rahmetli Recep Yazıcıoğlu gibi, şimdilerde Karaman Valisi Sayın Fahri Meral gibi... Bu insanlar, makamlarını değil, milletin gönlündeki tahtı kurdular. Sorunları sahada çözerek, halkla iç içe yaşayarak, "devlet baba"nın şefkatli yüzünü gösterdiler.Peki ya bugün? Maalesef, bazı ilçelerimizde "efsane" olmayı bırakın, adeta bir "derebeyi" edasıyla hareket ettiği iddia edilen, esnafı ve vatandaşı cezalarla, tehditlerle, dükkan kapatma korkusuyla inim inim inleten kaymakamlık tasvirleri alıyoruz kulaklarımıza. İddialar öyle ağır ki, "yenilir yutulur cinsten değil". İnsanların ekmek teknesine kastetmek, onların eve götürdüğü nafakasına göz dikmek, Cumhuriyetimizin devlet anlayışıyla, hükümetimizin hizmetkâr mantığıyla bağdaşmaz.Daha da vahimi, böyle bir tutum, en başta Sayın Cumhurbaşkanımızın özveriyle yürüttüğü "Halkçı Devlet" anlayışına ve hükümetimizin esnaf yanlısı politikalarına da büyük bir kötülüktür. Devleti, halkın gözünde korkulan, uzak bir otorite haline getirir.Söz konusu kaymakam beyefendi hakkında ulaşan diğer bir iddia ise, İngiltere'deki lisansüstü eğitimiyle ilgili. Leicester Üniversitesi'nde yaşanan ve FETÖ bağlantılı olduğu belirtilen öğrenci listesi skandalında isminin geçtiği söyleniyor. Elbette, bu konuda da belge ve resmi bilgi olmadan yorum yapmak doğru olmaz. Ancak, bir yöneticinin geçmişindeki her türlü ilişkinin şeffaflıkla ortaya konması, devlete ve millete olan güvenin temelidir. Bu iddiaların da yetkili makamlarca açıklığa kavuşturulması en büyük temennimizdir.Netice itibarıyla mesele, ne Zühre olmakta ne Tahir. Mesele, "kaymakam gibi kaymakam" olabilmekte. Yani; adaleti, şefkati, diyalogu ve hizmeti şiar edinmekte. Atçalı Kel Mehmet'in ruhundan, Recep Yazıcıoğlu'nun mirasından ders almakta.Umarım, sözünü ettiğimiz kaymakam beyefendi de bu satırları okur ve tavrını gözden geçirir. Yoksa, yakında tüm belgeler ve yaşanmışlıklarla bu zulüm tablosunu milletimizin önüne sermekten başka çaremiz kalmayacak.Unutmayalım: Gerçek iktidar, milletin gönlündeki tahttır. Onu korkuyla değil, sevgi ve hizmetle kurarsınız.Kalın sağlıcakla.
Genel
Yayınlanma: 06 Aralık 2025 - 22:16
Derebeyi Değil, Hizmetkâr Olmak!
Genel
06 Aralık 2025 - 22:16
İlginizi Çekebilir




