Az sevme bilmiyorum ben. Çok sevdiğimdendir bu kadar incinmem..."
Şair'e;İlk bu dizesiyle rastladığımda,İşte budur dedim benim de şiarım...
Sonra okudum, okudum, okudum yazdıklarını çok'ça.Acı dolu satırlarını,Hissettim acılarını...
Bugün bir şair doğdu dostlar!...
Bugün;Türkiye'nin en çok çiçek, anne, evlatve kardeş sevgisi kokan şairi doğdu...
"Çiçekli şiirler yazmama kızıyorsunuz bayım!Bilmiyorsunuz darmadağın gövdemi.Çiçekli perdelerin arkasında saklıyorum.Karanlıkta oturuyorum, ışıkları yakmıyorum..."diyen...
Kısacık ömrüne sığdırdığı,Acı dolu şiirlerin şairi...
Didem MADAK, 50 yaşında...
“On dört yaşındaydı ruhum bayım,Bir mermer masanın soğukluğunda yaşlandı.Protez bacaklar taktılar ruhuma ince ve beyaz,Gıcırdaya gıcırdaya dolaştım şehri…”
"Annem işte öyle bir kadındı!Çocuklar gökyüzüne bakar sorardı:Ay dede orada ne yapıyor anne?Annem öldüğünde ay dede içimde,Yüzlük bir ampul gibi parçalandı..."
diyerek; Bizi de parçalayan,Dizelerinde daha çok,38 yaşında kaybettiği annesi Fisun'u yazan...Acıyla yoğrulmuş dizelerin şairi...
Annesini kaybettiği yıl doğan kızına,Annesinin ismini verdi...
Büyükannesi göremedi Füsun'u...
O da doyamadı...
41'indeyken henüz,Kendi "Maşallah"ını geçemedi de,Füsun 3 yaşındayken,2011'de,İstanbul'da bu hayata veda etti...
"Ay Işıl’a Sığışmıştı" adlı şiirinde:
Işıl çocuktu o zaman, ben de öyle.Mevsim kesin yazdı, karpuzdan feneriyle...
Hani her çocuğu başka bir çocuğa,Yaklaştıran bir şarkı vardır ya:Kıyıya yanaşan bir gemi gibi.O akşam ay Işıl’a sığışmıştı,Işıl çocukluğuna...Çocukluğumuz mor bir zambağa...
Hani her çocuk zaman zaman,Kendini mor bir zambağın içinde düşler ya!Hani o iki çocuk birbirine gülümser sonra.Zambağın içine bir çiy tanesi düşer.Koşuşan iki ateş gibi konuşmuştuk.İki küçük geveze gece sineğiydik.Düşlerimiz el ele tutuşmuştu.El ele tutuşmuş iki kelebek gibi.Gidecektik, kaçacaktık buralardan.Uzak ülkeler düşlemiştik.Büyük gemiler yüzmüştü ruhumuzda...
Ben Işıl’ın yelkenini üflememiştim.Bensiz uzaklara gitmesin diye.Pirinç taneleri savurmuştuk havaya,Grapon kâğıtları, konfetiler…
Fener alayı geçmişti gözlerimden.Işıl sevinçle alkışlamıştı.Bir daha hiç ay Işıl’a sığışmamıştı...
O akşamki gibi,O akşamki kadar büyük,Siyah saçlı bir mucizeydi sanki ay.Ateşe atmıştık biz onu.İnce ve beyaz bir kemik gibi...
Susmuştuk;Peygamberler inmişti hayatımıza,Donuk fotoğraflar, yalanlar, kitaplar…
Susmuştuk;Bir baykuş,Kapı aralığına sıkışmış bir ruh gibi bağırmıştı...
Susmuştuk;Bir daha hiç ay Işıl’a sığışmamıştı...Ayın yerinde kara bir delik kalmıştı..." diyerek,
Kardeşine duyduğu Sevgi'yi,İçindeki bitmek bilmeyen aforizmalarıyla,Sıcacık yaşanmışlıklarıyla anlatan dizelerin şairi...
Işıl Madak Kaya'nın ablası...Tüm şiir yüreklilerin kıymetlisi...İzmir - Tire'li hemşehrim...
"Pardon diyorum ayağıma bastığında dünya.Saçlarımın ucundan başlıyor artık kırılma.Kelimelerin tadına bakıyorum.Zehrinden korktuğum acı kelimeler yutuyorum yanlışlıkla..."
Dedikçe acıtan,Acıdıkça yazan,Didem MADAK,Bugün 50 yaşında...
Şiir'leri;Yokluğundan beri,Yorulmaksızın,An be an kanat çırpan,Bir güvercin gibi havalarda...Aforizmalarında her buluştuğumuzda...
"Anlatarak bitiriyorum hayatımı,Bilmiyorum başka nasıl bitirilir bir hayat.Bir çiçek çizdim bu akşam avucuma,İsmini her şey koydum.Simli ojeler sürdüm yalnızlıktan sıkıldığımdan;Müsveddesi gibi şimdi tırnaklarım,Yıldızlı bir gecenin…"
Kim bilir daha neler anlatacaktı ya,Dar vakitlere sığdırdı onca Şiir'ini...
Kedilerden,Muhabbet kuşlarından,Çikolatadan,Pulbiber Mahallesi’nden,Ahlat ağacından yana boldu lafları oysa...
"Kim bir şairi kırsaŞair gider uzun bir dizeyi kırar meselaBilirim kim dokunsa şiireEline bir kıymık saplanacak.Bilirim kırılmış dizeleri tamir etmez zamanYorgunum oysa..."
Yorulmuştu artık!...
Bir hastalık geldi, bırakmadı yakasını."Ölüm, çok iri bir sözcük değil bayım..." diyerek...Kolon kanserinden öldü Didem MADAK...
Tam 9 yıldır aramızda değil;Yitik bir zamanda,Başka bir diyarda belki...
Belki bizi bekliyor,Tüm Şiir yüreklileri...
Ruhun şad olsun Didem MADAK...
Işıklar içinde uyu hemşehrim,Işıklar içinde, huzurla uyu...
Anılarına ve muhteşem üretimlerine saygıyla...
Şair'e;İlk bu dizesiyle rastladığımda,İşte budur dedim benim de şiarım...
Sonra okudum, okudum, okudum yazdıklarını çok'ça.Acı dolu satırlarını,Hissettim acılarını...
Bugün bir şair doğdu dostlar!...
Bugün;Türkiye'nin en çok çiçek, anne, evlatve kardeş sevgisi kokan şairi doğdu...
"Çiçekli şiirler yazmama kızıyorsunuz bayım!Bilmiyorsunuz darmadağın gövdemi.Çiçekli perdelerin arkasında saklıyorum.Karanlıkta oturuyorum, ışıkları yakmıyorum..."diyen...
Kısacık ömrüne sığdırdığı,Acı dolu şiirlerin şairi...
Didem MADAK, 50 yaşında...
“On dört yaşındaydı ruhum bayım,Bir mermer masanın soğukluğunda yaşlandı.Protez bacaklar taktılar ruhuma ince ve beyaz,Gıcırdaya gıcırdaya dolaştım şehri…”
"Annem işte öyle bir kadındı!Çocuklar gökyüzüne bakar sorardı:Ay dede orada ne yapıyor anne?Annem öldüğünde ay dede içimde,Yüzlük bir ampul gibi parçalandı..."
diyerek; Bizi de parçalayan,Dizelerinde daha çok,38 yaşında kaybettiği annesi Fisun'u yazan...Acıyla yoğrulmuş dizelerin şairi...
Annesini kaybettiği yıl doğan kızına,Annesinin ismini verdi...
Büyükannesi göremedi Füsun'u...
O da doyamadı...
41'indeyken henüz,Kendi "Maşallah"ını geçemedi de,Füsun 3 yaşındayken,2011'de,İstanbul'da bu hayata veda etti...
"Ay Işıl’a Sığışmıştı" adlı şiirinde:
Işıl çocuktu o zaman, ben de öyle.Mevsim kesin yazdı, karpuzdan feneriyle...
Hani her çocuğu başka bir çocuğa,Yaklaştıran bir şarkı vardır ya:Kıyıya yanaşan bir gemi gibi.O akşam ay Işıl’a sığışmıştı,Işıl çocukluğuna...Çocukluğumuz mor bir zambağa...
Hani her çocuk zaman zaman,Kendini mor bir zambağın içinde düşler ya!Hani o iki çocuk birbirine gülümser sonra.Zambağın içine bir çiy tanesi düşer.Koşuşan iki ateş gibi konuşmuştuk.İki küçük geveze gece sineğiydik.Düşlerimiz el ele tutuşmuştu.El ele tutuşmuş iki kelebek gibi.Gidecektik, kaçacaktık buralardan.Uzak ülkeler düşlemiştik.Büyük gemiler yüzmüştü ruhumuzda...
Ben Işıl’ın yelkenini üflememiştim.Bensiz uzaklara gitmesin diye.Pirinç taneleri savurmuştuk havaya,Grapon kâğıtları, konfetiler…
Fener alayı geçmişti gözlerimden.Işıl sevinçle alkışlamıştı.Bir daha hiç ay Işıl’a sığışmamıştı...
O akşamki gibi,O akşamki kadar büyük,Siyah saçlı bir mucizeydi sanki ay.Ateşe atmıştık biz onu.İnce ve beyaz bir kemik gibi...
Susmuştuk;Peygamberler inmişti hayatımıza,Donuk fotoğraflar, yalanlar, kitaplar…
Susmuştuk;Bir baykuş,Kapı aralığına sıkışmış bir ruh gibi bağırmıştı...
Susmuştuk;Bir daha hiç ay Işıl’a sığışmamıştı...Ayın yerinde kara bir delik kalmıştı..." diyerek,
Kardeşine duyduğu Sevgi'yi,İçindeki bitmek bilmeyen aforizmalarıyla,Sıcacık yaşanmışlıklarıyla anlatan dizelerin şairi...
Işıl Madak Kaya'nın ablası...Tüm şiir yüreklilerin kıymetlisi...İzmir - Tire'li hemşehrim...
"Pardon diyorum ayağıma bastığında dünya.Saçlarımın ucundan başlıyor artık kırılma.Kelimelerin tadına bakıyorum.Zehrinden korktuğum acı kelimeler yutuyorum yanlışlıkla..."
Dedikçe acıtan,Acıdıkça yazan,Didem MADAK,Bugün 50 yaşında...
Şiir'leri;Yokluğundan beri,Yorulmaksızın,An be an kanat çırpan,Bir güvercin gibi havalarda...Aforizmalarında her buluştuğumuzda...
"Anlatarak bitiriyorum hayatımı,Bilmiyorum başka nasıl bitirilir bir hayat.Bir çiçek çizdim bu akşam avucuma,İsmini her şey koydum.Simli ojeler sürdüm yalnızlıktan sıkıldığımdan;Müsveddesi gibi şimdi tırnaklarım,Yıldızlı bir gecenin…"
Kim bilir daha neler anlatacaktı ya,Dar vakitlere sığdırdı onca Şiir'ini...
Kedilerden,Muhabbet kuşlarından,Çikolatadan,Pulbiber Mahallesi’nden,Ahlat ağacından yana boldu lafları oysa...
"Kim bir şairi kırsaŞair gider uzun bir dizeyi kırar meselaBilirim kim dokunsa şiireEline bir kıymık saplanacak.Bilirim kırılmış dizeleri tamir etmez zamanYorgunum oysa..."
Yorulmuştu artık!...
Bir hastalık geldi, bırakmadı yakasını."Ölüm, çok iri bir sözcük değil bayım..." diyerek...Kolon kanserinden öldü Didem MADAK...
Tam 9 yıldır aramızda değil;Yitik bir zamanda,Başka bir diyarda belki...
Belki bizi bekliyor,Tüm Şiir yüreklileri...
Ruhun şad olsun Didem MADAK...
Işıklar içinde uyu hemşehrim,Işıklar içinde, huzurla uyu...
Anılarına ve muhteşem üretimlerine saygıyla...





