Belediye Meclisi Aralık ayı oturumunda iki meclis
üyesini olayın aslını araştırmadan, iftiraya varan mesnetsiz iddialarını
kınayan Başkan Doğan, “Olayın aslı yok, astarı yok, kesin bir belgesi yok.
Cinayetten bahsediliyor, gerçekten inanamadım. Hangi vicdana sığar bu! Bazıları
mesleği bırakıp hakim, avukat olmaya karar vermiş. Hadi bana siyaseten yükleniyorsunuz
bunu anlayabiliriz ama böylesi bir söylemle vurma çabası siyasetin çirkin yüzüdür. Tarz çok yanlış” dedi.
İki meclis üyesinin suçladığı Kültür Müdürü Zeynep
Elif Çeşme’de ‘Abla’ olarak nitelendirdiği ve uzun yıllardır birlikte çalıştığı
Acarol’un vefat süreci öncesini tüm detaylarıyla paylaşıp, kendisine ve kuruma iftira atan ve yayanlarla
yargıda hesaplaşacağını belirtti.
DOGAN; BU ŞEKİLDE SİYASET YAPILMAZ
MHP’li Meclis Üyesi Leman Kalkan ve AK Partili
Meclis Üyesi Ayhan Mazıoğlu’nun sosyal medya üzerinden yaptıkları Havva Acarol’un
kronik şeker hastası olması nedeniyle idari izinde olması gerekirken çalıştırıldığı
ve bunun cinayet olduğu konusundaki paylaşımlarına Başkan Doğan çok sert çıktı.
Doğan, “Bazı arkadaşlarımız bir vefat üzerinden, bir ölünün üzerinden prim
yapmaya çalışmış, bu meclis üzerinden şov yapmaya çalışmış. Üzülerek medyadan
izledim. Beklerdim ki Merkezefendi Belediye Meclis Üyesinin bu konuyla ilgili,
bir kez olsun bu işin ne olduğunu, aile tarafından böyle ithamlar varsa eğer,
bizim tarafımızdan nasıl cevaplanacağını sorulmasını isterdik. Burada her
gruptan meclis üyesi arkadaşım var. Kapımız sonuna kadar açık. Birlikte
istişare ederek kararları alıyoruz. Tabi ki de muhalefetsiniz. Tabii ki de
eleştiriniz olacak ama bunun bir üslubunun olmasının gerektiğini düşünüyorum.
Ben Cuma günü medyadan baktım çok şaşırdım. 17 yıllık avukatım birçok dosyaya
girdim. Daha olayın aslı yok, astarı yok kesin bir belgesi yok. Bazıları
mesleği bırakıp hakim olmaya karar vermiş. Cinayetten bahsediyor. Gerçekten
inanamadım. Ya da avukatlığa soyunmuş. Hadi bana siyaseten yükleniyorsunuz. Bu
söylem ve iddialarla yüklenmek siyasetin açıkça çirkin yüzüdür. Üslup, tarz çok
yanlış, sizlerle birlikte kararları veriyoruz. Alnımızın akıyla 20 aydır bu
görevi yapıyoruz. Hiçbir şeyimiz çıkmadı. Hiçbir şey çıkmayınca böyle şeylerden
insanlar siyaset yaptığını sanıyor ama yanılıyor. Siyaset bu şekilde yapılmaz.
Bir meclis üyesi bilmeden anlamadan, somut bir delil yokken sadece kirli
siyaset yapmak adına burada bunun şovunu yapamaz. Hadi beni siyaseten
yıpratmaya çalışıyorsunuz. Kültür Müdürümüz Elif hanıma, 3 çocuk annesi bir
kadına, hangi vicdana, hangi belgeye dayanarak iftira atıyorsunuz? Pes doğrusu.
Eğer varsa bir şey konuşursunuz ya da bu işin sorma üslubu farklıdır. Biz de
cevaplarız. İş yargıya gider, yargı karar verir” diye konuştu.

ÇEŞME; YARGIYA GİDECEĞİM
Kültür Müdürü Zeynep Elif Çeşme ise iddialarla
ilgili ayrıntıları anlattı. Çeşme, Havva Acarol’un kaybının derin üzüntüsü
içindeyken kendisine yöneltilen suçlamaların acısını artırdığını söyledi.
Çeşme, “Rahmetli Havva Acarel, belediyemiz Kültür Müdürlüğünde memurdu. Havva
hanımın şeker hastalığı bulunmaktaydı. Pandemi başladığı günlerde çıkan
cumhurbaşkanlığı genelgeleri uyarınca 01.06.2020 tarihine kadar idari
izinliydi. 29.05.2020 tarihinde önceki genelgeleri kaldıran 2020/8 sayılı
Cumhurbaşkanlığı genelgesi yayımlandı. Havva Hanım müdürlüğümüz bünyesinde,
ihale evraklarını, hak ediş evraklarını, mali hizmetlere gidecek ödeme
evraklarını hazırlayan ve bu teknik işi bilen tek isimdi. Bu nedenle 2020/8
sayılı cumhurbaşkanlığı genelgesinin ikinci paragrafında personel amiri olarak
tarafıma verilen yetki uyarınca ihtiyaç duyulan günlerde ara ara çağırmam
üzerine gelip evrak düzenleme ve imza işlerini yaptı. Kendisine ise, hep yardımcı olundu. Havva Hanım bu arada
yıllık izninde de kullandı. 19/10/2020 tarihi itibariyle Havva hanımın yıllık
izni bitiyordu. Ben de 19 gün boyunca yıllık izinde olması nedeniyle biriken
işleri olduğu için yapacağı işe ve atacağı imzaya ihtiyacım olduğumdan
Cumhurbaşkanlığı Genelgesi uyarınca bana verilen yetkiye istinaden ‘gel işe
başla’ dedim. 27 Ekim akşamı bana ertesi günü yani 28 Ekim’de annesini
hastaneye götüreceğini, annesine endoskopi ve kolonoskopi tetkikleri
yapılacağını kendisinin de refakatçi olacağını belirten mesaj attı. Ben de
kendisine Pazartesi’ye kadar kendisine ihtiyacım olmayacağı anlamına gelen bir
mesaj attım ve 27 Ekim’den sonra ben Havva hanımı belediyede hiç görmedim.
Bunun öncesinde yüz yüze geldiğimiz günlerde diş tedavisi dişçiye ve babasının
tedavisi için hastanelere gidip geldiğini de söylüyordu. 02.11.2020 tarihinde
bana Whatsapp’tan 1 Kasım tarihinde kızı Ayşe’nin test olduğunu ve kızı
Ayşen’in koronavirüs testinin pozitif çıktığını gösteren ve ailecek karantinada
olduklarını belirten mesaj attı. Yani aynı evde yaşadıkları kızı Ayşe, bana
attığı mesajdaki belgeyle de sabit olduğu üzere 1 Kasım tarihi itibariyle
Kovid-19 hastası. Daha sonra 6 Kasım tarihinde yani kızından 5 gün sonra Havva
hanımın koronavirüs testi pozitif çıkıyor. Bana attığı mesajında da belirttiği
üzere 28.10.2020 tarihinde annesinin tetkiklerini ve tedavisini yaptırmak üzere
hastaneye götürüyor muhtemelen. 1 Kasım’dan birkaç gün öncesinden itibaren
koronavirüs hastası olan kızı Ayşe ile aynı evde kalıyor. Kızı Ayşe’nin
koronavirüs testi 1 Kasım’da pozitif çıkıyor. Ailecek karantinaya giriyorlar.
Yine aynı evde kalıyorlar. 6 Kasım’da da Havva hanımın koronavirüs testi
pozitif çıkıyor. Yani Havva hanım koronavirüs hastası kızıyla günlerce aynı
evde yaşıyor Kovid-19 olmuyor, annesini hastaneye götürüyor Kovid-19 olmuyor,
dişçiye ve babasının tedavisi için hastaneye gidiyor Kovid-19 olmuyor. Ben
medyaya verilen 18 Ekim tarihli yani Havva hanımın Kovid-19 olmadan 19 gün önce
‘gel abla’ dediğim için kusurlu oluyorum. Bu durumu en başta sizlerin aklına ve
vicdanına bırakıyorum. Hangi akla ve vicdana hangi somut delile ve belgeye
dayanarak bu iftira atılmıştır. Bu olayı meclisin takdirine bırakıyorum. Bana
iftira atan bu kişiler hakkında da yargı yoluna başvurup gerekli şikayetleri
yapacağım” şeklinde konuştu.
