Dünyada yaşanan bazı olayları, daha doğrusu ilk defa
cereyan eden bazı olayları hatırlatarak başlamak istedim bu yazıma; spordan
başlayalım, ne dersiniz?
Dünyada ilk defa oynanan voleybol müsabakasının ne zaman
oynandığını biliyor musunuz? Tam anlamıyla bugünkü kurallara uymasa da, 1895
yılında…Üreticisini yazmazsak ayıp etmiş oluruz; William Morgan. Ülkemiz
topraklarının bu oyunla ilk defa tanışması ise 1919 tarihindedir ve Selim Sırrı
Tarcan’dır kayıtlarda bu oyunu ilk kez oynatan… Çok da geç değil; üstelik o
yıllarda yaşanan ve bugün küreselleşme adını verdiğimiz olgudan yoksun
ülkelerin birbirleri ile günümüzdeki kadar iletişim içerisinde olmadıklarını
sayarsak! Ortaya çıkışından sadece çeyrek asır sonra voleybol ile tanışmışız!
Basketbol oyununun ise icadı 1891 yılına rast düşer.Mucidi
de Dr. James Naismith’dir. Ülkemizdeki yansımasına bakalım; Türkiye Basketbol
Federasyonu resmi internet sitesinden öğrendiğime göre, 1904 yılında
İstanbul’da oynanmış ki, bu sürede çok geç değil!
Çağımızın hastalığı futbolda sıra; kimi tarihçilere göre
ilk defa günümüzden 2300 yıl önce Çinliler tarafından oynanmıştır ve elbet ki,
günümüz futboluna benzerliği, topa benzer bir şeyin sadece ayakla kişilerin
birbirlerine atmasından ibarettir, o kadar! Yani ne kale, ne takım, ne gol, ne
de seyirci var! Günümüz futboluna dönersek, 1858 yılında İngiltere’nin
Sheffield kentinde oynanmaya başladığı kabul edilmektedir. Ülkemizdeki ilk müsabakanın ise, İzmir’de,
Bornova’da, 1877 yılında oynandığı bilinmekte ve bu bilgiye, Türkiye Futbol
Federasyonu resmi internet sitesinde 19. yüzyılın son çeyreği şeklinde rastlanmaktadır.
Tarihler arasındaki farka bakarsak, futbolu da, o yıllardaki kısır teknolojiye
ve benzeri seyrekliklere rağmen, sadece 20 yıl gecikmeyle görmüş bu topraklar.

İlk otomobile bakalım mı? Dünyadaki ilk üretilen ve içten
yanmalı motorlu yani petrol ürünü ile çalışan ilk otomobili 1886 yılında Benz
tarafından üretilen ürün kabul edilir. Ülkemiz topraklarında ilk hareket eden
otomobil ise 1905 yılında, Romanya Prensinin özel otomobili olmuştur. Dünyadaki
ilk motorlu araç yarışları ise 1894 yılında yapılmıştır. Elbet ki, bugünün pist
yarışlarını veya kasaba rallilerini hayal etmeyin hemen… O yıllardaki kısa
metrajlı bir yarış beş ya da altı saat sürebiliyormuş. Ülkemizdeki ilk otomobil
yarışı ise 1927 yılında İstanbul’da koşulur. İşin içine teknoloji girince,
tanışma süremiz biraz artmış!

Yüzümüzü göklere, hatta göklerin de ötesine çevirelim mi?
Hem yere bakmak bize yakışmaz, değil mi?
Ne demişti, ulu önder Mustafa Kemâl Atatürk; “İstikbal
Göklerdedir”…
Devletimiz en yetkili ağızdan bir açıklama yaptı; Türkiye
Uzay Ajansından ve uzay ile ilgili planlardan, projelerden bahsetti; hem de ilk
ağızdan… Ne güzel, devletimize de en iyisi en güzeli yakışır değil mi?
Ama önce, yukarıdaki örnekler gibi uzay ile ilgili de
örnekler verelim;
Dünyada ilk kez uzaya ne zaman çıkılmış, biliyor musunuz?
1961 yılında. Sovyet Rusya, yıkılan adıyla Sovyet Sosyalist Cumhuriyetleri
Birliği, 1961 yılında ilk kez uzaya Vostok adında, insanlı bir araç gönderiyor.
YuriGagarin bu hazzı yaşayan ilk dünyalı… Ardından aya gitme telaşı sarıyor
dünyalıları ve Amerika Birleşik Devletleri, Apollo 11 adını verdikleri araçları
ile Neil Armstrong adlı dünya vatandaşını 1969’un Temmuz’unda aya indiriyor.
Diğer dünyalıların 2021 yılına dek yaptıklarıuzaysal çalışma ve seyahatlerini yazmayacağım!

Peki ya, biz?
Bu yazıyı yazdığım vakte kadar; ilk uzay seyahatinden
bugüne değin geçen, tam altmış yılda,bırakın uzayı, atmosferin 11 kilometrelik
kısmını bile geçememişiz. Atatürk devrimlerini, 1950’lerden sonra özellikle de
Menderes hükümetleri ile başlayan ve sağ, sığ, adaletsiz, ilime, bilime ve
üretime kapalı hükümetlerle de o kadar eksik bırakmış, o
denli karartmışız ki… Uzay kadar karartmışız!
Şimdi ise uzay diyoruz!
