Eğitim-İş Denizli 2 No’lu Şube sekreteri Kadir Yıldırım: “Sahte diplomalıların sırtını sıvazlayanlar, Cumhuriyet’in temellerini dinamitlemektedir.”
Son günlerde kamuoyuna yansıyan ve birçok üniversiteyle kamu kurumunu doğrudan ilgilendiren "sahte diploma çetesi" iddiaları, ülkemizde yalnızca bireysel değil, kurumsal yozlaşmanın da boyutlarını gözler önüne seriyor. Eğitim-İş Denizli 2 No’lu Şube sekreteri Kadir Yıldırım, bu skandalın “artık münferit değil, siyasal tercihlerle örülmüş bir sistem sorunu” olduğunu söyledi.Yıldırım, e-imzaların kopyalanarak devletin dijital altyapısının delik deşik edildiğine, sahte diplomalarla doçent, profesör ve öğretmen kadrolarının işgal edildiğine dikkat çekti:“Belgelerin nasıl üretildiğinden çok, bu belgelerin kamu kurumlarında nasıl bu kadar kolayca geçerlilik kazandığını sormak zorundayız. Çünkü bu sorunun cevabı, Türkiye’de liyakat sisteminin nasıl tasfiye edildiğinin resmidir.”“Denetim Askıya Alındı, Keyfilik Kamu Hizmeti Haline Geldi”
Kadir Yıldırım’a göre bu tablo, uzun süredir kurumsal denetimin bilinçli şekilde askıya alındığının kanıtı:“Liyakatin sistem dışına itilmesi, kamu hizmetinin keyfiliğe teslim edilmesi, bugün geldiğimiz çürümenin asıl sebebidir. Sadece bireysel sahtekarlıklardan değil, kurumsal ihanetlerden bahsediyoruz.”Eğitim sisteminden kamu istihdamına kadar uzanan bu yapısal çöküş, cemaatlerin, tarikatların ve çıkar koalisyonlarının devlet üzerindeki etkisiyle daha da derinleşmiş durumda. Yıldırım, atamalar ve terfilerde bilimsel liyakatin değil, ideolojik sadakatin esas alındığını belirterek,“Bu anlayış kurumları tarafsızlıktan, toplumu ise devlete olan güveninden koparmıştır. Sonuç: Sahte diplomalı profesörler, torpilli öğretmenler ve çökertilen bir kamu düzeni.”“Bu Düzenin Bedelini KPSS’de Elenen Gençler Ödüyor”
Kadir Yıldırım, sahte diploma çetelerinin arkasındaki siyasi yapıya dikkat çekerek, bu sistemin bedelini hayatı boyunca emek veren gençlerin ödediğini söyledi:“Atanmadığı için canına kıyan öğretmenler, KPSS’ye gece gündüz hazırlanıp torpilsiz diye elenen gençler, üniversite bitirip market kasasında çalışanlar… Onların emeği, sahte diplomalıların gölgesinde her gün biraz daha değersizleştiriliyor. Bu ülkenin evlatlarına yapılan en büyük ihanettir bu.”Yıldırım, Cumhuriyet’in yalnızca bir yönetim biçimi olmadığını, aynı zamanda kamusal adaletin ve eşitliğin kurumsallaşmış ifadesi olduğunu hatırlatarak şu vurguyu yaptı:“Cumhuriyet yurttaşlık demektir. Yurttaşlık ise hakların ve sorumlulukların ortak zeminidir. Bu bağ zayıflarsa ne kamu hizmeti işler kalır ne de ortak yaşamın güvenliği.”Eğitim-İş: “Soruşturma Dosyalarını Karanlığa Gömemezsiniz”
Kadir Yıldırım, Milli Eğitim Bakanlığı’nın 2020 yılında başlattığı sahte diplomalı öğretmen soruşturmasının sonuçlarının yıllardır açıklanmadığını hatırlatarak, Eğitim-İş olarak yetkililere şu soruları yöneltti:2020 yılında başlatılan soruşturmanın sonuçları nedir?Sahte diplomalı öğretmen sayısı toplam kaçtır?Bu kişiler hangi tarihlerde, hangi illerde göreve başlamıştır?Bu kişiler ve sahte diploma düzenleyen şebekeler hakkında savcılıklara suç duyurusunda bulunuldu mu?Bu suç duyuruları sonucunda açılan davalar var mıdır?Yıldırım, bu soruların yıllardır cevapsız bırakıldığını belirterek,“Çünkü bu dosyanın ucu AKP bürokratlarına, bazı siyasilere ve örgütlü yapılara uzanıyor. Soruşturma bu nedenle sessizce kapatıldı. Eğer süreç bağımsız yürütülseydi, bu sahtecilik şebekeleri devletin merkezine kadar sızamazdı” dedi.“Bu Çeteler Teşhir Edilmeden Türkiye Nefes Alamaz”
Eğitim-İş Denizli 2 No’lu Şube sekreteri Kadir Yıldırım, bu düzenin artık sadece bir çürüme değil, açık bir tehdit olduğunu belirterek şu çağrıyı yaptı:“Bu sahtecilik şebekesinin tüm bağlantıları ortaya çıkarılmalı, siyasal uzantıları ifşa edilmeli, sahte diplomalıların tamamı teşhir edilmeli, görevleri iptal edilmeli ve haklarında yargı süreci derhal başlatılmalıdır.”Yıldırım, Eğitim-İş olarak bu mücadelenin takipçisi olacaklarını vurguladı:“Gece gündüz çalışan, gerçek bilgiyle emek veren gençlerin, atanmayan öğretmenlerin, işsiz kalan akademisyenlerin hakkını savunmaya; Cumhuriyet’in kurucu değerlerini kararlılıkla savunmaya devam edeceğiz. Gerçek diploma; emekle, bilimle ve onurla kazanılır. O emeği sahtecilikle gasp eden herkes, mutlaka hesap verecektir.”
Son günlerde kamuoyuna yansıyan ve birçok üniversiteyle kamu kurumunu doğrudan ilgilendiren "sahte diploma çetesi" iddiaları, ülkemizde yalnızca bireysel değil, kurumsal yozlaşmanın da boyutlarını gözler önüne seriyor. Eğitim-İş Denizli 2 No’lu Şube sekreteri Kadir Yıldırım, bu skandalın “artık münferit değil, siyasal tercihlerle örülmüş bir sistem sorunu” olduğunu söyledi.Yıldırım, e-imzaların kopyalanarak devletin dijital altyapısının delik deşik edildiğine, sahte diplomalarla doçent, profesör ve öğretmen kadrolarının işgal edildiğine dikkat çekti:“Belgelerin nasıl üretildiğinden çok, bu belgelerin kamu kurumlarında nasıl bu kadar kolayca geçerlilik kazandığını sormak zorundayız. Çünkü bu sorunun cevabı, Türkiye’de liyakat sisteminin nasıl tasfiye edildiğinin resmidir.”“Denetim Askıya Alındı, Keyfilik Kamu Hizmeti Haline Geldi”
Kadir Yıldırım’a göre bu tablo, uzun süredir kurumsal denetimin bilinçli şekilde askıya alındığının kanıtı:“Liyakatin sistem dışına itilmesi, kamu hizmetinin keyfiliğe teslim edilmesi, bugün geldiğimiz çürümenin asıl sebebidir. Sadece bireysel sahtekarlıklardan değil, kurumsal ihanetlerden bahsediyoruz.”Eğitim sisteminden kamu istihdamına kadar uzanan bu yapısal çöküş, cemaatlerin, tarikatların ve çıkar koalisyonlarının devlet üzerindeki etkisiyle daha da derinleşmiş durumda. Yıldırım, atamalar ve terfilerde bilimsel liyakatin değil, ideolojik sadakatin esas alındığını belirterek,“Bu anlayış kurumları tarafsızlıktan, toplumu ise devlete olan güveninden koparmıştır. Sonuç: Sahte diplomalı profesörler, torpilli öğretmenler ve çökertilen bir kamu düzeni.”“Bu Düzenin Bedelini KPSS’de Elenen Gençler Ödüyor”
Kadir Yıldırım, sahte diploma çetelerinin arkasındaki siyasi yapıya dikkat çekerek, bu sistemin bedelini hayatı boyunca emek veren gençlerin ödediğini söyledi:“Atanmadığı için canına kıyan öğretmenler, KPSS’ye gece gündüz hazırlanıp torpilsiz diye elenen gençler, üniversite bitirip market kasasında çalışanlar… Onların emeği, sahte diplomalıların gölgesinde her gün biraz daha değersizleştiriliyor. Bu ülkenin evlatlarına yapılan en büyük ihanettir bu.”Yıldırım, Cumhuriyet’in yalnızca bir yönetim biçimi olmadığını, aynı zamanda kamusal adaletin ve eşitliğin kurumsallaşmış ifadesi olduğunu hatırlatarak şu vurguyu yaptı:“Cumhuriyet yurttaşlık demektir. Yurttaşlık ise hakların ve sorumlulukların ortak zeminidir. Bu bağ zayıflarsa ne kamu hizmeti işler kalır ne de ortak yaşamın güvenliği.”Eğitim-İş: “Soruşturma Dosyalarını Karanlığa Gömemezsiniz”
Kadir Yıldırım, Milli Eğitim Bakanlığı’nın 2020 yılında başlattığı sahte diplomalı öğretmen soruşturmasının sonuçlarının yıllardır açıklanmadığını hatırlatarak, Eğitim-İş olarak yetkililere şu soruları yöneltti:2020 yılında başlatılan soruşturmanın sonuçları nedir?Sahte diplomalı öğretmen sayısı toplam kaçtır?Bu kişiler hangi tarihlerde, hangi illerde göreve başlamıştır?Bu kişiler ve sahte diploma düzenleyen şebekeler hakkında savcılıklara suç duyurusunda bulunuldu mu?Bu suç duyuruları sonucunda açılan davalar var mıdır?Yıldırım, bu soruların yıllardır cevapsız bırakıldığını belirterek,“Çünkü bu dosyanın ucu AKP bürokratlarına, bazı siyasilere ve örgütlü yapılara uzanıyor. Soruşturma bu nedenle sessizce kapatıldı. Eğer süreç bağımsız yürütülseydi, bu sahtecilik şebekeleri devletin merkezine kadar sızamazdı” dedi.“Bu Çeteler Teşhir Edilmeden Türkiye Nefes Alamaz”
Eğitim-İş Denizli 2 No’lu Şube sekreteri Kadir Yıldırım, bu düzenin artık sadece bir çürüme değil, açık bir tehdit olduğunu belirterek şu çağrıyı yaptı:“Bu sahtecilik şebekesinin tüm bağlantıları ortaya çıkarılmalı, siyasal uzantıları ifşa edilmeli, sahte diplomalıların tamamı teşhir edilmeli, görevleri iptal edilmeli ve haklarında yargı süreci derhal başlatılmalıdır.”Yıldırım, Eğitim-İş olarak bu mücadelenin takipçisi olacaklarını vurguladı:“Gece gündüz çalışan, gerçek bilgiyle emek veren gençlerin, atanmayan öğretmenlerin, işsiz kalan akademisyenlerin hakkını savunmaya; Cumhuriyet’in kurucu değerlerini kararlılıkla savunmaya devam edeceğiz. Gerçek diploma; emekle, bilimle ve onurla kazanılır. O emeği sahtecilikle gasp eden herkes, mutlaka hesap verecektir.”




