Kaç gün oldu? Evde diyorum, evde kalmaya başlayalı kaç gün oldu? Stoklar ne alemde? Ekmek yapmayı da öğrenmişsindir kesin. Yeni yemekler yapmayı da. Ama bak dolabın raflarına, boşalmaya başladı. Bu gönüllü tecrit daha ne kadar sürecek onu da bilmiyorsun. Bir hafta, iki hafta, bir ay, altı ay, ne kadar? Hadi yeterince paran var diyelim, bitti mi erzak, satın alırsın. Peki ya marketlerin, manavların, bakkalların rafları da boşalınca? Ya depoların, antrepoların içi boşalınca!.. Artık saman bile satmaz olacak diğer ülkeler. Önce kendi halkını beslemeye çalışacak, hiçbir gıda ürününü satmayacak. O zaman ne yaparsın, ne yaparız? “Bunlaaar var ya bunlaaar!.. Ekmeği karneyle dağıttılar! Yağ kuyruklarını unutmadık dahaaa!..” diye höykürenlerden medet yok gibi. O halde bir şey yapmalıyız, yeni bir yol açmalıyız…
“Bunlar paralel devlet kurma peşindeler,” diyenlerden medet yoksa, paralel bir devlet değil ama “paralel bir yaşam” yaratabiliriz. Hem de yine belediyeler eliyle. Çünkü, şu anda ülke nüfusunun üçte ikisi muhalif belediyelerin yönetiminde. Mevcut yasalar da bu hak ve görevi tanıdığına göre acilen “tarım ve gıda seferberliği” başlatabiliriz. Hem de hemen şimdi, tam da bu günlerde. Çünkü mevsim toprağın tohumla buluşma mevsimi. Tohumu bugün toprağa atsak ya da fideyi bugün diksek, ürün için bize üç/altı ay zaman gerek... Altı ay sonra parktaki çimeni ya da laleyi yiyerek beslenemeyiz! Hani biriktirdiğimiz yerli tohumlar var ya işte onların toprakla buluşmasını sağlayabiliriz. Ekilip biçilmeyen bütün arazileri ürüne gebe bırakabiliriz. Nasıl mı? İşte somut öneriler:
• Bütün “derman belediye” başkanları ortak ve güçlü bir “tarım ve gıda seferberliği” çağrısı yapsın ve başlatsın.
• İşsiz binlerce ziraat ve gıda mühendisini sözleşmeli olarak işe alıp köylere, ovalara yollasın. Nerede, ne kadar, hangi ürünü ekeceklerini koordine etsinler.
• Köylünün mazot, tohum, gübre ve sulama suyunu ödünç olarak finanse etsinler. Ürünlerin alım garantisini versinler ve hasatta hesaplaşsınlar.
• Park ve bahçelerde görevli personelin en az yarısını bu seferberliğe yönlendirsinler, ilave sözleşmeli işçiler, elemanlar alıp tarlalara yönlendirsinler. Ovacık Belediyesinin yaptığını yapsınlar.
• İçme suyu rezervlerini kontrol etmekten ve acil tedarik önlemleri almaktan asla vazgeçmesinler. Su yoksa hayat da yok! Unutmasınlar.
• Ama tüm bu faaliyetler sırasında bütün çalışanların virüslerden korunması için gereken önlemleri de alsınlar...
Unutma!.. Bu tecrit günleri ne kadar sürecek belli değil. Ya da yeni ve uzun tecrit günlerinin gelmeyeceğinin hiçbir garantisi yok. Aç kalınca elimizdeki akıllı telefonları yiyemeyeceğimize, internetten de beslenemeyeceğimize göre… Ve muktedirin umurunda olmadığımıza göre bir şeyler yapmalıyız. Hem de hemen şimdi! Yarın aç kalmamak için bugün gıda ve tarım seferberliğini başlatmalıyız. İlgili ilgisiz, yetkili yetkisiz, ey güzel insanlar, ey güzel insanlık! Unutmayın, artık gerçekten hepimiz aynı gemideyiz ve hep beraber paralel bir yaşam kurabiliriz…




