Tüberküloz İl
Koordinatörü Dr. H.Betül Abdüloğlu, bulaştırıcı bir enfeksiyon hastalığı olan veremin sadece bireyi değil, toplumu da ilgilendirdiğini
ve toplumun hastalığa karşı bilinçlendirilmesi için 1947 yılından bu yana her
yıl Ocak ayının ilk Pazar gününden başlayan haftanın ‘’Verem Eğitimi ve Propaganda Haftası” olarak belirlendiğini
söyledi. Abdüloğlu: “Bu
yılda 72.Verem Eğitim ve Propaganda Haftası 6-12 Ocak 2019 tarihleri
arasındadır. İnsanlık tarihi kadar eski bir hastalık olan verem etkeni, aşısı
ve ilaçlarının uzun yıllar önce bulunmasına rağmen özellikle geri kalmış ve
gelişmekte olan ülkelerde hala büyük bir sağlık sorunudur. Türkiye’de ölüm
nedenleri arasında ilk 20 hastalık içinde yer almaktadır. Tüm dünya nüfusunun
yaklaşık dörtte biri verem basili ile enfektedir. Enfekte kişilerin %5-10'u
yaşamlarının bir döneminde hasta olmaktadır. Dünya genelinde her yıl yaklaşık
10,4 milyon kişi vereme yakalanmakta, 1.7 milyon kişi de bu hastalıktan
ölmektedir. Türkiye genelinde 2017 yılı verem hastalığı insidansı yüzbinde
15,3’dir. Denizli’de ise 2017 yılı insidansı
yüzbinde 8,1dir” diye konuştu.
Verem Hastalığının
Bulaşmasında Balgam En Önemli Kaynaktır
Verem hastalığının etkeninin ”mycobacterium tuberculosis” adlı bakteri
olduğunu ve çoğunlukla akciğerlerde hastalık oluşturmalarına rağmen lenf
bezleri, kemikler, eklemler, beyin, böbrekler, sindirim sistemi, omurga gibi
organ ve sistemleri de etkileyebildiğini belirten Abdüloğlu, hastalığın seyri ve
belirtileri hakkında şöyle konuştu: “Tüm
organları tutabilmesine karşın, verem (tüberküloz) denildiğinde daha çok
akciğer tüberkülozu, hatta Yayma Pozitif Akciğer Tüberkülozu akla gelmektedir.
Hastalığı sağlam kişilere bulaştırarak toplum içinde yayılmasına neden
olmaktadır. Öksürme, aksırma ve konuşma havada verem basilleri içeren çok küçük
damlacıkların oluşmasına yol açar. Bu damlacıklar sağlam insanlar tarafından
solunum yoluyla alınabilir ve hastalığa yol açabilir. Özellikle dengeli
beslenmeyen, sigara, alkol ve uyuşturucu madde kullanan kişilerde, şeker hastalığı,
kronik böbrek yetmezliği gibi kronik hastalığı olanlarda vücut direnci düşük
olduğu için verem hastalığına yakalanma riski artmaktadır. Hastalığın en sık
görülen belirtileri; 2-3 haftadan uzun süren öksürük, ateş, gece terlemesi,
kanlı balgam çıkarma ve kilo kaybıdır. Bu şikayetleri olan kişilerin en yakın
zamanda bir sağlık kuruluşuna müracaat etmeleri gerekmektedir. Verem
hastalığından korunmak için verem aşısı (BCG) tüm bebeklere 2 aylıkken mutlaka
yapılmalıdır. Bu aşı hem Verem Savaş Dispanserinde hem de Aile Sağlığı
Merkezlerinde ücretsiz olarak yapılmaktadır. Verem Savaşı Dispanserleri, verem
hastalığı ile mücadelede yıllardır önemli ve etkin bir çalışma yürütmekte olup,
verem hastalığının erken teşhisi ve tedavisi, hastalığın yayılmasının önlenmesi
için koruyucu önlemlerin alınması ve uygulanması gibi görevleri yapmaktadır. Bu
görevlerinin dışında diğer akciğer hastalıklarının ayırıcı tanısı, gerekenlerin
sevki ile risk grupları taramaları yapılmaktadır ve tüm bunlar ücretsizdir. Verem
hastalığı olan bir kişinin aile üyeleri, iş arkadaşları hastalığın bulaşması
açısından en büyük risktedirler. Bu kişiler de ücretsiz dispanserde kontrolden
geçirilmekte ve gerekli olanlar korumaya alınmaktadır” dedi.
DGT, Verem Kontrolünde En Önemli Tedavi Stratejisidir
Abdüloğlu, veremin günümüzde tedavi
edilebilir bir hastalık olduğunu ve tedavisinin DGT (Doğrudan Gözetimli Tedavi)
ile en az 6 ay olduğunu vurguladı ve “DGT, verem hastasının tüm tedavi
süresince ilaçlarının her dozunu sağlık personeli gözetiminde içmesi ve bu
durumun kaydedilmesi esasına dayanan bir tedavi şeklidir. Böylece hastaların
planlanan tedavi süresince ilaçlarını içtiğinden emin olabiliriz. Hasta
ilaçlarını düzenli olarak kullanırsa tamamen iyileşir, aksi halde ilaçlara
direnç gelişir. Tedavi güçleşir, uzar ve öldürücü olabilir. Tedavi edilmeyen
her verem hastası yılda 10-15 kişiye hastalığı bulaştırır” şeklinde konuştu.
Abdüloğlu, son olarak 2018 yılında Verem Savaş Dispanserinde 12.814
kişinin kontrolden geçirildiğini, 88 yeni verem hastası saptandığını, devam eden tedavideki hastalarla
birlikte toplam 137 hastanın takibinin yapıldığını, 1.772 hastanın temaslı
kontrolü yapılarak 568 kişinin de koruma tedavi aldığını sözlerine ekledi.




