• Künye
  • İletişim
  • Çerez Politikası
  • Gizlilik İlkeleri
Anasayfa
  • Yaşam
  • Denizli Haberleri
    ÇameliPamukkale MerkezefendiAcıpayamBeyağaçBozkurtÇalÇardakGüneyHonazKaleSerinhisarTavasBuldanÇivrilBekilliBabadağBaklanSarayköy
  • Gündem
  • DENİZLİ BŞB
  • Siyaset
    Adalet ve Kalkınma PartisiCumhuriyet Halk PartisiİYİ PartiMilliyetçi Hareket PartisiDiğer Partiler
  • Ekonomi
  • Asayiş
  • DTO
  • Spor Dünya Sağlık Kültür-Sanat Bilim ve Teknoloji Magazin Eğitim Genel
  • Ara
A
Büyüt
A
Küçült
  1. Haberler
  2. Genel
  3. Gün; Edip Cansever... Gün; fazla şiirin sahibi
Genel
Yayınlanma: 28 Mayıs 2021 - 10:36

Gün; Edip Cansever... Gün; fazla şiirin sahibi

Baha Akıner'in yazısını okumak için tıklayın...

Genel
28 Mayıs 2021 - 10:36
5 dk okunma süresi
A
Büyüt
A
Küçült
Gün; Edip Cansever... Gün; fazla şiirin sahibi

“Hafifçe ısırılmış bir elmanın dilimindeyim.
Elmanın kokusundayım. 
Anısındayım; kim bilir, kimin?

Anılarda görünür, düşlerde görünmez insan. 
Düşlerde görünen anlamlardır.
Özelliklerdir bir de belli belirsiz…

Ve 
İnsansız anı yoktur. Var mıdır?”

*****

Şiirlerinde bir kişi seçerek; 
O'nun üzerinden,
Soyutu ve somutu anlattı hep…

“Adam yaşama sevinci içinde, 
Masaya anahtarlarını koydu.
Bakır kâseye çiçekleri koydu.
Sütünü, yumurtasını koydu.
Pencereden gelen ışığı koydu,.
Bisiklet sesini, çıkrık sesini;
Ekmeğin, havanın yumuşaklığını koydu…
Adam masaya,
Aklında olup bitenleri koydu.
Ne yapmak istiyordu hayatta, 
İşte onu koydu…
Kimi seviyordu, kimi sevmiyordu?
Adam masaya onları da koydu.
Üç kere üç, dokuz ederdi. 
Adam koydu masaya dokuzu. 
Pencere yanındaydı, gökyüzü yanında. 
Uzandı masaya, sonsuzu koydu. 
Bir bira içmek istiyordu kaç gündür. 
Masaya biranın dökülüşünü koydu. 
Uykusunu koydu, uyanıklığını koydu. 
Tokluğunu, açlığını koydu. 
Masa da masaymış ha! 
Bana mısın demedi bu kadar yüke.
Bir iki sallandı durdu.
Adam ha babam koyuyordu...”

*****

İnsanlar ile nesneler arasında,
Büyük bir bağ olduğuna inandı hep...

Gün, Edip CANSEVER dostlar.

Gün, fazla şiirin şairi…

Bir yaz günü;

8 Ağustos 1928'de,

İstanbul'un Fatih ilçesinin Soğanağa semtinde doğdu Edip…

3 kız kardeşiyle birlikte, 4 çocuklu ailenin 3. ferdiydi.

Ailesi ona Ömer Edip ismini koydu.

Fakat Ömer adını; henüz 19 yaşında çıkardığı “İkindi Üstü” adlı ilk şiir kitabı

ve ilk şiirleri haricinde kullanmadı…

İlkokulu; İstanbul'da, 56'ıncı İlkokul'da tamamladı.

Ortaokul ve liseyi ise İstanbul Erkek Lisesi’nde…

Henüz ortaokul yıllarında Fatih’teki Millet Kütüphanesi’nde;

Eski sanat dergilerini okuyup notlar alarak başlayan şiir yazma isteği,

İstanbul Erkek Lisesi’nde okuduğu yıllarda artarak devam etti…

Okulun Babıâli’ye oldukça yakın oluşu sebebiyle;

Akşamüstleri Marmara, ABC ve Yokuş kitabevlerine uğrayarak,

Yeni şiir anlayışını tutkuyla izledi…

Millî Eğitim Bakanlığı yayınlarından çıkan kitaplar aracılığıyla;

Yunan ve Lâtin klâsiklerini,

Dünya edebiyatının klasiklerini okudu…

İlerleyen yaşlarında Marksizm ve sol düşünce ile tanıştı.

İlk şiiri 1944'te İstanbul dergisinde yayınlandı…

Yücel, Fikirler, Edebiyat Dünyası, Kaynak dergilerinde çıkan ilk gençlik şiirlerini;

İkindi Üstü başlıklı kitapta topladı…

Bu şiirlerde;

Varlıklı, her şeye yaşama sevinciyle bakan bir gencin avarelikleri,

Duyguları ön plandaydı…

Liseden mezun olunca, Yüksek Ticaret Mektebi’ne kaydoldu.

Aynı dönemde babasının Kapalıçarşı’daki dükkânında çalışmaya başladı.

Hayata erken atıldı.

Yine henüz 19 yaşında ilk kitabını çıkardıktan hemen sonra;

12 Nisan 1947’de, aile dostları tarafından tanıştırıldığı Mefharet Hanım’la evlendi.

Bu evlilikten, Nuran ve Ömer adını verdikleri iki çocukları oldu…

1950 yılında yedek subay olarak askerlik hizmetini tamamladı…

Askerlik dönüşünde;

Kapalıçarşı'da,

Babadan kalma dükkânda turistik eşya ve halı ticareti yapmaya başladı…

1951'de Nokta dergisini çıkardı.

Bu dergi, genç şairlerle ve yazarlarla tanışmasını sağladı.

İlk kitabından 7 yıl sonra yayınladığı “Dirlik Düzenlik” bu dönemin ürünüdür…

“Hiç böyle ısınmamıştım;
Daldaki vişneye,
Vitrindeki aydınlığa,
Salça kokusuna mutfağımın,
Akan dereye, 
Uçan buluta,
Hiç böyle ısınmamıştım yaşamaya...”

1957'de yayınlanan “Yerçekimli Karanfil” ile ise,

Kendisine özgü bir şiir evreni kurdu.

İkinci Yeni akımının özgün örneklerini verdi…

Yenilik, Pazar Postası, Yeni Dergi gibi dönemin sanat yayınlarında;

Şiirsel canlılığı besleyen şairlerden biri oldu…

*****

Şiirinde zamanla;

Sevinç yerini bunalıma,

Toplumsal dengesizlikleri eleştirme kaygısı yerini yıkıcı bir umutsuzluğa bıraktı…

Bu dönemde yeni arayışlara yöneldi Edip CANSEVER…

Şiir’de tiyatrodan esinlenen diyaloglar kullandı.

Nerde Antigone,

Tragedyalar,

Çağrılmayan Yakup bu dönemin ürünleridir…

Kapalı, anlaşılması güç, yine de anlamdan ayrılmayan bir şiire yöneldi.

Çok farklı imgeler kullanırken bile düşünce öğesini göz ardı etmedi.

Yapıtlarına tutarlı bir bütünlük kazandırdı.

Şiirinde düzyazı olanaklarını kullanmaktan da çekinmedi.

Yalnız şiirleriyle değil tepkileri ve yaşama biçimiyle de kendisinden söz ettirdi.

Sürekli yazan, yayınlayan bir şair olarak ilgileri hep üstünde tuttu…

1954’te meydana gelen Kapalıçarşı yangınında; dükkânının yan­ması üzerine JakSalhoşvili ile ortak olup, asma katlı bir başka dükkâna geçti.

Ortağı alım satım işlerini yönetirken;

Edip, tüm zamanını asma katta şiir okuyup şiir yazmaya ayırdı…

Yakın dostu Memet BAYDUR şöyle anlatır Edip CANSEVER’i:

“Eskilerden Yahya Kemâl hayranıydı.

Hatta arada bir kızdırmak için Ahmet HAŞİM daha iyi filan derdik.

Şiirden çok düzyazı okurdu.

Oğuz ATAY’ı severdi.

Sait Faik de çok sevdiği bir yazardı.

Tomris UYAR’ın yazdıklarını çok beğenirdi,

Ve Âşıktı O’na.

Kafka’ya büyük düşkünlüğü vardı. Son yıllarında da Marquez’e düştü.

İçki içerek şiir yazdığını hiç görmedim.

Kendisi de bir tek dize bile çıkmadığını,

Alkolün etkisinde hiç iyi bir şey yazılmayacağını söylerdi.

“OtellerKenti”ni büyük bir tutkuyla, keyifle yazdığını biliyorum.

Onun çok özel bir yeri vardı…”

Kapalıçarşı'da otuz yılını geçirdi

ve bu zaman zarfında dokuz şiir kitabı çıkardı…

1964’te üyesi olduğu Türkiye İşçi Partisi’nden,

Güncel politikadan anlamadığı gerekçesiyle ayrıldı…

1975 yılında Kapalıçarşı’daki antikacı dükkânını sattı

veticârî hayatını sonlandırdı…

Bundan sonraki dönemde kış aylarını İstanbul’da,

Yaz aylarını da Akdeniz sahillerinde geçirdi…

Akdeniz’in doğasının;

Hem ruhuna hem de sanatına yansıttığı olumlu etkiler sebebiyle,

1986 yılında Bodrum’a yerleşti…

Ancak Bodrum'a geldikten sadece yirmi gün sonra,

Bir beyin kanaması geçirdi ve İstanbul’a getirildi…

Acilen alındığı ameliyattan sağ çıkamayarak;

35 yıl önce bugün,

28 Mayıs 1986’da İstanbul’da vefat etti…

*****

Cemal SÜREYA ise şöyle anlatır Edip CANSEVER’i:

“Şiirin Yunus Emre’siydi.

Güzel bulduğunu söylemekten kendini alıkoyamazdı.

Şiirden, gerçek şiirden anlayan birkaç kişiden biriydi.

Kimseye kötülük etmedi.

Hiç dedikodu yapmazdı.

Hiçbir yalan üretmemiştir, kimsenin aleyhine yalan bir şey söylememiştir.

Sevmediği adamlarla aynı masaya oturmazdı…

Yeşil ipek gömleğinin yakası,
Büyük zamana düşer. 
Her şeyin fazlası zararlıdır ya,
Fazla şiirden öldü Edip CANSEVER..."

Aşiyân’da yatıyor şimdi Usta.

Ebedi istirahatgâhında…

Saygıyla…

 

 

ANASAYFAYA DÖNMEK İÇİN TIKLAYINIZ
İlginizi Çekebilir
Çameli'de Gökyüzünden Yağan Buz Üreticinin Umudunu Kırdı
Çameli'de Gökyüzünden Yağan Buz Üreticinin Umudunu Kırdı
Cengiz Bektaş Şiir Ödülü İçin Başvurular Başlıyor
Cengiz Bektaş Şiir Ödülü İçin Başvurular Başlıyor
Denizli Cumhuriyet Başsavcılığına Mustafa Akbulut Atandı
Denizli Cumhuriyet Başsavcılığına Mustafa Akbulut Atandı
Uçaklı Fakülte'de sorular büyüyor: Neden hâlâ kazma vurulmadı?
Uçaklı Fakülte'de sorular büyüyor: Neden hâlâ kazma vurulmadı?
Buğday tarlaları alevlere teslim oldu
Buğday tarlaları alevlere teslim oldu

Ana Sayfa
Yaşam
Denizli Haberleri
Gündem
DENİZLİ BŞB
Siyaset
Ekonomi
Asayiş
DTO
Spor
Dünya
Sağlık
Kültür-Sanat
Bilim ve Teknoloji
Magazin
Eğitim
Genel
Köşe Yazarları
Foto Galeri
Video Galeri
  • Rss
  • Künye
  • İletişim
  • Çerez Politikası
  • Gizlilik İlkeleri

Sitemizde bulunan yazı , video, fotoğraf ve haberlerin her hakkı saklıdır.İzinsiz veya kaynak gösterilemeden kullanılamaz.

Yazılım: Tumeva Bilişim