Siyaset, bazen kendi karanlığında boğulur. Hele ki halkın desteğini kaybedenler, o kaybı örtbas etmek için başka yollar aramaya başlarsa… Bugünlerde Türkiye’de bir fotoğraf netleşiyor: CHP’li belediyelere yönelik organize saldırılar, neredeyse adresi belli bir merkezden yönlendiriliyor. Honaz’da yaşananlar, bu senaryonun birebir örneği.
Belediye Başkanı Yüksel Kepenek hakkında sosyal medyada dolaşıma sokulan sözde “skandal fatura” meselesi, tek başına bir belge meselesi değil. Bu, daha büyük bir oyunun parçası. Ve bu oyunun baş aktörlerinden biri ise artık kamuoyunun yakından tanıması gereken bir isim: Tolgahan Erdoğan.
Tolgahan Erdoğan: Kimdir, Kim Adına Konuşur?
Kendini “bağımsız araştırmacı” ya da “sivil toplum yöneticisi” olarak tanıtsa da geçmişi ve eylemleri bambaşka bir tablo çiziyor. Bu kişi, önce Memleket Partisi’ne girmeye çalıştı; Muharrem İnce tarafından bizzat kapı dışarı edildi. Sonra Kemal Kılıçdaroğlu çizgisinin gölgesine sığınmaya çalıştı. Şimdi ise değişimci CHP kadrolarına ve özellikle Özgür Özel’e karşı sistematik bir karalama kampanyasının parçası olarak karşımıza çıkıyor. Tolgahan Erdoğan gibi isimler, Kılıçdaroğlu’nun doğrudan çıkamadığı yerlere salınan “sosyal medya militanları.” Ne yapıyorlar? Uydurma dosyalar, belge gibi sunulan ama içi boş verilerle halkı kandırmaya çalışıyorlar.
Tolgahan Erdoğan’ın sosyal medyada “bomba belge” diye servis ettiği evrak, gerçekte 2024 Mart ayında düzenlenmiş, belediyenin haberi bile olmadan kesilmiş bir faturadan ibaret. Honaz Belediyesi bu belgeye yasal süresi içinde itiraz etmiş. Mahkeme kararı net:
“Hizmet alınmamış. Ödeme yapılmamış. Belediye sorumlu değildir.”
Bu kadar açık!
Peki o zaman soralım:
Bu belge elindeydi, neden 15 ay bekledi?
Neden tam da yerel seçimler geçtikten sonra ortaya çıktı?
Neden aynı anda başka CHP’lilere de saldırmaya başladı?
Bu bir tesadüf değil. Bu bir strateji. Bu, "sözde bağımsız" maskesiyle sahaya sürülen isimlerin eline tutuşturulmuş dosyalarla yürütülen siyasal bir operasyondur.
Belge Değil, Operasyon Taşı
Tolgahan Erdoğan’ın elinde salladığı fatura, herhangi bir ödeme ya da hizmet ilişkisini barındırmıyor. Üstelik bu faturayı kesen şirketin sahibi hâlâ cezaevinde, yüzlerce icra dosyası, batmış onlarca şirket ve milyonları bulan vergi borçlarıyla ortada duruyor.
Peki Erdoğan bu belgeyle ne yaptı? Gazetecilik mi? Asla. Bu, ne haberciliktir ne de kamuoyunu bilgilendirmek. Bu, doğrudan siyasal manipülasyon. Kamuoyunu yanlış yönlendirme ve halkın seçtiği temsilcileri hedef alma girişimidir.
Hedef Neden Yüksel Kepenek?
Çünkü Yüksel Kepenek, Honaz’da sadece belediye başkanı değil; dürüst yönetimin, sosyal belediyeciliğin ve Özgür Özel liderliğinde partide yükselen değişimin simgelerinden biri. Bu da, eski düzenin temsilcilerini rahatsız ediyor.
Tolgahan Erdoğan gibiler, işte tam da bu yüzden devreye sokuluyor. Sosyal medyada belge gibi görünen manipülasyonlarla halkın iradesi hedef alınmaya çalışılıyor. Ama unuttukları bir şey var:
Honaz halkı bu oyunu görüyor.
Yüksel Kepenek halkın içinden bir isim. Hesap sorulabilir, ama iftira atılamaz. Yanlış yapıldığında şeffaflıkla açıklayan, belgeyle konuşan bir siyasetçi. Onu susturmak isteyenler ne belgeyle gelir, ne gerçeklerle… Onların tek silahı: saptırma, sansasyon, yalan.
Ama bu toplum, bu halk, artık bu oyunlara karnını doyurdu.
Mesajla Gözdağı Verdi, Ama...
Bu yazıda anlatılanları kısa bir özet halinde sosyal medyada paylaştım. Ne oldu dersiniz?
Tolgahan Erdoğan’dan özel mesaj geldi: “Mahkemede görüşürüz.”
Buyur gel, dedik. Hodri meydan! Çünkü biz gerçekleri yazmaktan korkmayız. Çünkü biz halkın haber alma hakkını savunuruz. Çünkü bizim kalemimiz, birilerinin çıkarlarına göre eğilip bükülmez.
Sen yalan paylaşımlar yaparken keyfin yerinde, iftira atarken sosyal medyada efeleniyorsun, ama biz gerçekleri yazınca mı “mahkemede görüşürüz”? Sana bir şey söyleyeyim mi:Ben senin gibilerle çok karşılaştım. Bin tane mahkemeye girdim, sen binbirinci olursun.Hiç sıkıntı değil. Hiç.
Çünkü bizim korkumuz yok. Ama senin korktuğun şey belli:
Gerçeğin kendisi.
Ve işte o gerçek, en sonunda gelip yakasına yapışır insanın. Kimse gerçeklerden kaçamaz.




