"Dünya giderek daha da karmaşıklaşıyor ve insanlar ne olup bittiği hakkında ne kadar cahil olduklarını algılayamıyorlar."
Yuvah Noah Harrari
İnsan en savunmasız yavru dünyaya getiren canlı olmasının hıncını yüzyıllardır doğal yapıyı tahrip etmek, ekosistemin bir parçası değil sahibi olmak, kendi türünün ve tüm canlı varlığın üzerinde hakim olmak..gibi bir mücadele içindedir.
Günümüzün en büyük problemi ülkelerin ekonomisini alt üst eden iklim değişikliği krizi.. Doğru yönetilmez ise ülke coğrafyalardaki değişiklik, açlık, susuzluk, göçler,... kaçınılmaz gibi görünüyor.
Türklerin Anadolu'ya gelişine sebep olan en büyük unsurun yıllardır tarih kitaplarında Turan topraklarında meydana gelen hayvan beslenmesindeki yetersizlik olduğu okutuluyor.. "Kavimler Göçüne" sebep olan bu durum ile bir kez daha karşı karşıya kalıyoruz ne dersiniz?
Öncelikle bu yazı dizisinde alıntılar yapacağım makaleden biri İKLİM DEĞİŞİKLİĞİ KRİZİ VE ŞEHİRLER deneme yazısı olacak. Çiğdem Tuğaç imzalı bu deneme makalesindeki açıklayıcı ve bilgilendirici bölümler için kendisini tebrik ve teşekkür ediyorum.
Yerel Seçim öncesi bir de uyarı olsun bu yazılar.. Diliyorum dikkate alınır.
İklim değişikliği nedir?
"Uzun süre boyunca iklimde gözlenen doğal değişimler ile doğrudan ya da dolaylı olarak insan faaliyetlerinin neticesinde ortaya çıkan ve küresel atmosferin kompozisyonunu bozan değişiklik” ( Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi’nde (BMİDÇS) UNFCCC, 1992) olarak ifade edilmektedir.
(Tuğaç, Ç. (2022). “İklim Değişikliği Krizi ve Şehirler”,
Çevre, Şehir ve İklim Dergisi. Yıl: 1. Sayı: 1. ss. 38-60.)
İklim değişikliği tanımında da görüldüğü gibi insan herhalde bu dünyanın başına gelmiş ve gelebilecek en büyük felaket, kendi eliyle felaketleri peşpeşe yaşamakta ve yaşatmaya da devam ettirmektedir.
Makalede 1980'den günümüze her 10 yılda bir önceki yıla göre daha sıcak olduğu kaydedilmiştir. Bu yıl yaşanan sıcaklık makale yazarının belirttiği 2021 yılından daha da fazla olduğu aşikardır. Kışı neredeyse kar yağışı olmadan geçirdik, izleyen bahar aylarında kar yağışı, bizim yaşadığımız bölgede ağaçların çiçeklenme dönemine denk düştü, geç don tekrarı ve aşırı yağmur yağışı mevsim normalleri altındaki sıcaklık ile birlikte bitkilerde pekçok fungal hastalığın ortaya çıkışını destekledi.. Ve Temmuz ayı ile birlikte 40°C geçen sıcaklık Ağustos ayı ve Eylül ayının ilk yarısı boyunca da devam etti.
Yağışların kesintisiz devam etmesi yabancı ot sorunu ortaya çıkardı ve kültür bitkileri lehine mücadelede çiftçi /üretici yeteriz kalındı. Çiftçi kardeşlerimin elinde 2 yıldır kalan kekik sebebidir yabancı ot mücadelesi kaynaklı sorun.. Israrla "kekik ile ilgili yaz" demeleri boşuna değil yalnız sorun için söylenebilecek çok az şey var. Zira kekik alımı alkoloitler göz önünde bulundurularak yapılmamaktadır! Sözleşmeli üretim dışı üretici elindeki kekik içeriği "yabancı ottan ari mıdır yoksa değil midir?" sorusu yanıt bulmadıkça da tıbbı aromatik bitkilerin fiyat ve alımı çözülmeyecektir!
Konumuza dönecek olursak bu bağlamda söz konusu makalede iklim değişikliği krizinin ortaya çıkardığı bazı riskleri;
"Dünya Ekonomik Forumu (WEF) tarafından hazırlanan 2022 Küresel Riskler Raporu’nda…
(1) iklim eylemleri konusunda başarısızlık,
(2) aşırı hava olayları
(3) biyoçeşitlilik kaybı,"
Olarak ilk üç sırayı vermiştir.
Sel, heyelan, rüzgar, deprem, orman yangını, kuraklık, su kıtlığı…hastalıklar 2020 yılından bu yana dünyayı tehdit etmektedir. Peki, sorun sera gazı ise çözüm hayvan varlığını azaltmak mı? Tabi ki hayır!
Entegre tarım/ üretim/yetişticilik kapsamında hayvanları kapalı alanlara, bitkileri seralara, insanları kentlere mahkum eden sistemin sorunun kendisi olduğunun altını bir kez daha çizelim ve makaleden devam edelim.
"Küresel düzeyde karbondioksit (CO2) emisyonlarının %75’i şehirlerde gerçekleştirilen faaliyetlerden kaynaklanmaktadır."
Fosil yakıt tüketimi araçların kesintisiz kullandığı kentler, kentlerin enerji kaynağı olarak bir başka fosil yakıt olan kömürü kullanan Termik Santraller,..akar tatlı su kaynakları üzerine kurulu Hidroelektrik Santral (HES), yine akar tatlı su kaynaklarına bırakılan arıtılmamış fabrika atıkları ve kanalizasyon bağlantısı,..radyoaktif madde içeren atıkların gelişi güzel depolanması, ayrıştırılmayan çöpler,... İklim değişikliği krizinin en büyük aktörü zira makalede de bahsediliyor dünya nüfusunun %55 kentlerde yaşıyor.
Rakamlarsak;
"... Binalar sektörü hâlihazırda küresel enerji tüketiminin %30’luk kısmından ve enerji kullanımına bağlı karbon emisyonu üretiminin de %28’inden sorumludur (WEF, 2022b: 8)."
Sadece bu değil makaleden alıntı ile bir kez daha vurgulayalım;
"… şehirlerdeki faaliyetlerden kaynaklanan iklim değişikliğini ve ısı adası etkisini artıran tek unsur şehirlerdeki sektörlerde artan ve çoğunlukla fosil yakıtlara dayalı enerji talebi değildir. Şehirlerde ısı adası etkisi, şehir ölçeğinde kara yüzeyi değişikliklerinin iklim üzerine etkisi olarak nitelendirilmektedir.
Şehir ısı adaları kara temelli iklim değişikliğinin en önemli örnekleridir ve doğal toprak örtüsünün kaybı, buharlaşma-terleme oranında düşme ve değişme eğilimi ve yüzey albedosunda değişim gibi özelliklerle karakterizedir (Şekil 4). Bunun yanı sıra şehir morfolojisi ve fiziksel karakteristikleri, şehirsel yayılma, atıklardan kaynaklı ısı artışı ve sera gazı emisyonları, ormansızlaşma ve bölgesel iklim faktörleri de ısı adası oluşumunda etkilidir (McCarthy vd., 2010: 1; WEF, 2022b: 9, 10)."
Kentlerin yerleşim ve dağılım sistemi, tarım yapılabilir arazileri yutan birer yamyam gibi hareket ettiğini olduğunu hatırlatmak istiyorum..
" Şehirlerdeki ve yakın çevresindeki doğal alanlar çoğunlukla yüksek bozulma riski altındadır. WEF tarafından 2022 yılında
yayımlanan raporda Asya, Afrika ve Amerika’da yer alan 423 şehrin, dünyanın en önemli biyolojik noktalarında yer aldığı ve bunların %90’ının söz konusu doğal alanlara doğru genişleme eğiliminde olduğu ortaya konulmuştur. Bu ise iklim değişikliğine neden olan koşulların oluşması için uygun ortamı sağlamaktadır (WEF, 2022b: 8, 9)."
Hali hazırda dünya nüfusunun beslenmesini karşılayacak tarım arazisinden yoksun olduğumuz, artan nüfus kaynaklı ilerleyen yıllarda beslenmenin ve su sorununun çözümü için GDO başta olmak üzere, YAPAY ET, TAKVİYE Mg, Zn, Fe..içerikli haplar piyasaya sürülmektedir. Harrari'nin insanlık avcı toplayıcı iken daha sağlıklı ve yeterli bir beslenmeye sahip olduğunu, tarım devriminin insanlığın belli başlı gıdaları tüketime mahkum kıldığını Sapiens 'de ne de güzel ifade etmişti…
Ne demiştik iklim değişikliği son yıllarda bazı felaketleri de tetikçisi, makalede;
" İklim değişikliğiyle ilişkili aşırı hava olayları ve afetlerde son yıllarda tespit edilen değişim bunun temel göstergesidir. Son 20 yılda afetlerin yapısı değişiklik göstermiştir. BM rakamlarına göre %90’a yakın bir bölümü iklim değişikliği ile ilişkilidir ve şiddeti, sayı ve sıklığı artmaktadır (UNDRR ve CRED, 2020: 8).
Görünen şu ki bu daha iyi günlerimiz.. Zira makalede bazı felaketler ile ilgili şu bilgiler verilmiştir ;
"İklim ile ilişkili aşırı hava olayları arasında seller, dünya çapında 1600 şehirde 300 binden fazla kişiyi etkileyen ve en yaygın olarak görülen afet türüdür. 2019 yılında sel ve taşkınlar küresel çapta yaklaşık 46 milyar dolarlık ekonomik kayba ve 4500 kişinin ölümüne neden olmuştur. Dünya Bankası’nın rakamlarına göre küresel çapta 1,47 milyar kişi sel ile ilişkili ekonomik kayıplara ve ölümlere karşı oldukça kırılgan bölgelerde yaşamaktadır ve bunların 600 milyon kadarı yoksulluk sınırının altındadır (WEF, 2022b: 10)."
" İklim değişikliğiyle beraber değişen sıcaklık ve yağış deseni ve buzulların erimesi gibi etkiler nedeniyle özellikle kıyı bölgelerinde bulunan şehirler önemli risk altındadır ve önemle ele alınmalıdırlar. Çünkü deniz seviyesindeki yükselme veya aşırı yağışlar sonucunda sel ve taşkın riskiyle karşı karşıya kalmaktadırlar (Kumar, 2021). Dünya nüfusunun %10’unun deniz seviyesinden yalnızca
10 metre yüksekliğe kadar olan kıyı bölgelerinde yaşadığı görülmektedir. Küresel nüfusun %40’ı ise kıyıdan itibaren 100 km mesafedeki yerleşimlerde bulunmaktadır (Lazer vd., 2019; UN, 2017)...
… Günümüzde 33 megaşehirde 529 milyon kişi yaşamaktadır. BM tarafından yapılan bir çalışmada megaşehirlerin diğer şehir tiplerine göre meteorolojik, klimatolojik, jeolojik afetlerle karşılaşma olasılığı daha yüksek olarak bulunmuştur. Dolayısıyla megaşehirler, iklim değişikliğinin etkilerine ve afetlere daha kırılgandır ve bunun daha yüksek ölüm oranlarını ve ekonomik kayıpları ortaya çıkarması kaçınılmazdır (Gu, 2019: 12)."
…"Küresel çapta 411 milyon kişi kuraklıktan
etkilenmektedir. Şehirlerin büyüklüğü ve kalabalık nüfusları çoğunlukla su talebinde artışı beraberinde getirdiğinden, şehirlerde su stresi yaygın bir biçimde yaşanmaktadır. BM rakamlarına göre 2050 yılı itibariyle dünya çapında ülkelerin yarısının kuraklık yaşayacağı, şehirlerde nüfus artışı ve hızlı şehirleşme ile birlikte su stresi veya su kıtlığı yaşanacağı öngörülmektedir. Dolayısıyla 2050 yılında her dört kişiden üçünün su kıtlığı sorunu ile karşı karşıya geleceği
tahmin edilmektedir (WEF, 2022b: 10)"
.." Şehirlerde ulaşım ağının taşkın suları altında kalması ile gıda ve ticaret zincirlerinin bozulması ya da iklim değişikliğine bağlı aşırı hava olaylarının şehirlerdeki kritik altyapılara zarar vermesi, artan sıcaklıkların ve yağışların şehirlerdeki drenaj altyapılarını yetersiz bırakması veya evlerde, hastanelerde ve sanayide kullanılan enerjiye erişimi güçleştirmesi iklim değişikliğinin şehirlere olumsuz etkileri
arasındadır."
.."Halk Sağlığı.. Sıcaklık, bağıl nem gibi iklim değişkenleri olumsuz yönde değerler aldıkça, canlı varlığını tehdit etmektedir. Zira küresel ortalama sıcaklıklardaki artış, su ve vektör kaynaklı
hastalıkların kolayca yayılması açısından uygun ortamı meydana getirmektedir. Bu bağlamda özellikle gelişmekte olan ülkelerin şehirlerinde yaşayan insanların yüksek risk altında olduğu görülmektedir (Kumar, 2021)."
" İklim değişikliğinin etkisiyle gerçekleşen çevresel bozulma ve bu kapsamda gerçekleşen çölleşme, deniz seviyesinin
yükselmesi ve karasal alanlarda yaşanan diğer bozulmalar insanların bulundukları bölgelerdeki geçimlerini etkilemesinin yanı sıra, doğal kaynak krizlerinin neden olduğu çatışma ve şiddetten kaçmalarını ve şehirlere göç etmelerini hızlandırmaktadır."
Bir zincir halkası gibi kabul edeceğimiz iklim değişikliği sonuçlarını yukarıda Çiğdem Tuğaç'ın makalesinden alıntılarla aktarmaya çalıştım. Bilinmelidir ki, çözümleri yine bizdedir lakin bu ilkim sözleşmeleri adı altında bazı dayatmalar ile değil hee ülkenin kendi yerel strateji ve yerel yönetimlerindeki etkin çabası ile mümkündür. Küresel ölçekte mücadele ancak yerel çabaların sonuçları sonrası olacaktır.
Son olarak Türkiye'de kurulan ve üretim /yetiştirme müdahalesi yapacak komisyonlar umarım korktuğumuzu yapmaz ve endişelerimizi boşa çıkarır!
n.aydemir
4 Ekim 2023-Çal [email protected]




