Demokratik ülkelerin anayasalarında,”Din ve İnanç Özgürlüğü,
Düşünce ve Fikir Özürlüğü” sıralamada
diğer özgürlerden daha önemlidir.
İnsanlar,hangi dine mensup olurlarsa olsunlar,dini ritüellerini
Ve inançlarını hür bir şekilde yapabilmeleri,bir insanın
En önemli bedensel ve ruhsal özgürlüğüdür.
Diğer taraftan,her insan yaşadığı toplumun en değerli
Hücresi gibidir.O sebeple,her hür insan düşündüğünü
Sözlü ya da yazılı olarak ifade edebilmelidir.
Fikir suçu işledi diye TCK’nun 141-142 ve 163 maddelerine
göre yargılanan insanlarımız olmuştur.
Devletin yönetim şeklinin sadece CUMHURİYET olması
Yetmez.Yöneticilerinin ve anayasasının demokratik
Teamüllere uygun olması gerekir.
İşte o zaman,devlet ve millet bütünlüğü sağlanmış olur.
Şimdi toplumun sosyal ve inanç sistemini,yaşanan
Olaylar ışığında bir göz atalım.
Aşağıda yazacağım bütün tespitler,ATV’nin Müge Anlı’nın
sabah program ve yine aynı kanalı öğleden sonraki Esra Erol’un
programında yaşanan olaylar zincirinden analiz yapılarak,
sizlerle psikososyolojik sentezi paylaşmak istedim.
Atatürk ilkelerine ve Kanuna aykırı olmayan her türlü giyim-kuşam
Kişilerin tercihidir.
Ne Türbanlı bayan irticacı ve anti laik ne de başı açık olan kadın laik
Seküler bir düşüncenin temsilcisidir.
Hiçbir kişi giyimine,kuşamına göre,dünya görüşü değerlendirilemez,
Değerlendirilmemelidir.
Türbanlı bir bayan namazında,abdestinde demek ne kadar doğru
İse,başı açık olan bir bayanı da,itikatsız,inançsız diye
Yargılamak o derece sakıncalı ve de teolojik olarak da günahtır.
Yukarıda adını zikrettiğim programlarda canlı olarak kamu
Önünde yaşanan olayları,aklı başında,seküler,ateist,deist ve
İnançlı –imanlı namazında abdestinde olarak nitelendirilen
Hiçbir kişi kabul edemez.
Birkaç örnek vermek istiyorum.
Başı türbanlı,ailesi siyah çarşaf içinde olan,Müslüman bir ailenin
16 yaşında evlendirilip şu anda 25 yaşında 3 çocuk sahibi bir bayan,
Sosyal medyada tanıdığı evli ve 2 çocuklu bir erkekle evini ve
Çocuklarını terk edip gidebiliyor.
Bir başka türban ya da başı örtülü bayan(daha ziyade gençler türbanı
Tercih ediyorlar),26 yaşında,2 çocuk sahibi.Çocuklarının DNA testi
Yapılıyor,iki çocuğun babaları da farklı.Yani kadının resmi eşinden
Değil.Çocuğun babasının birisi bir başka erkek,diğerini babası
İse bir başka erkek.
Yine bir başka dul bayan,evli bir erkekle beraber yaşıyor.
Daha sonra bu kadın ailesi tarafından kayıp diye aranıyor.
Sonra kadının kesik başı bir başka yerde gövdesi bir başka yerde
Bulunuyor.Yapan ise ERKEK SEVGİLİ.
Bir başka kadın evli ve 4 çocuklu,ailecek görüştüğü bir erkeğe
Kaçıyor.Erkek ise,böbrek hastası iken,eşi böbreğini ona vererek
Hayatını kurtarmış.Eşi bile olmasa bir minnet borcu var.
Lakin bu kadının 2.eşi,adamın da ikinci eşi.
Ortada sayılamayacak kadar annesiz ve babasız kalan çocuklar.
19 yaşına gelen kızlardan evlerini terk eden,sığınma evlerine
Gide bir çok,bekar ya da evli bayanlar var.
Niçin 19 yaş?
Reşit olmayı beklediklerinden,18 yaşını dolduran gençler,
Hiç tanımadıkları hele İstanbul gibi metropol ve kozmopolit
Bir şehirde HÜR BİR YAŞAM arıyorlar.
Örnekleri bir kitaba sığacak şekilde çoğaltabilirim.
Mesele örnekleri çoğaltıp,yazıyı uzatmak değil,sosyolojik
Patolojinin ÖNSÖZÜNÜ sizlere arz edebilmektir.
Sonuçlara Gelince;
1-Gençlerin erken yaşta evlilikleri.(15-16-17)
Bu yaştaki kadın annelik nedir ve yuvada beraber sorumluluk
Almayı asla bilemez.Askerliğini yapmamış,önünde işi olmayan
Bir erkek içinde aynısıdır.
Türk aile yapısı,ataerkil ve korumacı olunca,gençler sorumluluk
Almak istemiyorlar.Zira,güvencelerini aileleri olarak görüyorlar.
2-İnanç,iman farklı şeylerdir.Sizler anne baba olarak İslamı sadece
Örtünmek olarak görürseniz,O zaman Kur’an’ın ruhunu yakalamamış ve
Bunu çocuklarınıza geçirmemişsiniz demektir.
3-İslam,önce edep ve ahlak dinidir.Bunlar olmazsa,İslami ibadetler
Ve onların ritüelleri boşlukta kalır.Önce Müslümanın Anayasasını
İyi öğren ve iyi öğret ki,evladın da kişi hak ve hukukunu bilsin,
Ona göre toplumda bilinçli bir fert,aklı başında,sorumlu bir aile
Ferdi olabilsin.
4-Aile baskısı ya da “MAHALLE BASKISI” sebebiyle,giyim kuşamını
Buna göre tercih eden,iman ve inanç sistemini sadece görüntüsü ile
Göstermeye çalışan kadın ya da erkek,her zaman SOSYAL MEDYANIN
Tuzağında olacaktır.
Zira,yukarıda yaşanan ve kamunun önünde paylaşılan kişi yaşamının
Kesintilerini sadece din ve inanç sitemi değil,sosyal hayat içinde
Hiçbir inancı olmayan kişiler için de,hayıflanacak bir durum
Yaratmaktadır.
Demem odur ki;Kadın ya da erkek,evlilik birliği içinde olmalarını gerektiren
Sevgi,saygı kaybolmuş ise;doğru yol,aile mahkemesine gitmektir.
Onurlu bir yaşam için öncelikli tercih bu olmalıdır.
Sonra,devlet ve aile iş birliği içinde sosyal kurumlar bu kişilerin yanında
Olacaktır.Gelecekte,mutlu olmak istiyorsan,geçmişinde utanılacak
Tutum ve eylem içinde olma.Sen unutsan bile yaşadıkların başkalarının
Beyinlerinden silinmiyor.Asıl,HAYAT SİCİLİ budur.
Sağlıklı ve mutlu olmak,akıllı olmak,zihnini iyi kullanmak,
Hayatın şifresidir.Bu şifreyi belirleyen sensin.
Mutlu,akıllı ve sağlıklı bir ömür diliyorum..
Kalın sağlıcakla…
Genel
Yayınlanma: 07 Mart 2020 - 17:53
İnanç-iman ve yaşam sosyolojisi
Ali Koçlu'nun yazsını okumak için tıklayın...
Genel
07 Mart 2020 - 17:53
İlginizi Çekebilir




