Kamu Emekçileri Sendikaları Konfederasyonu’na (KESK) bağlı kamu emekçileri, Denizli’de bir günlük iş bırakma eylemiyle hükümetin ekonomi politikalarına ve derinleşen yoksulluğa karşı ses yükseltti. Ek zamdan 3600 ek göstergeye, mülakatın kaldırılmasından en düşük maaşın yoksulluk sınırının üzerine çıkarılmasına kadar bir dizi talep için alanlara çıkan emekçiler, “İnsanca bir yaşam istiyoruz, bugün hizmet üretmiyoruz” dedi.

KESK Denizli bileşenleri, Candoğan Parkı’nda toplanarak Defterdarlık binası önüne yürüdü. Burada yapılan basın açıklamasını KESK Denizli Dönem Sözcüsü Yusuf Yurdakul okudu. Yurdakul, kamu emekçilerinin 2026 yılına ortalama yüzde 12,5 zam ve bin lira seyyanen artışla girdiğini hatırlatarak, bu artışların gerçek enflasyon karşısında çoktan eridiğini vurguladı.
“Toplu taşıma, sağlık katılım payları, kira, köprü ve otoyol ücretleri başta olmak üzere hayatın her alanında zamlar, maaş artışlarımızın en az iki katı oranında oldu” diyen Yurdakul, kamu emekçilerinin alım gücünün sistematik biçimde geriletildiğini söyledi.
“GEÇİNEMİYORUZ” SÖZÜ ARTIK BİR SLOGAN DEĞİL, GERÇEK
Basın açıklamasında “geçinemiyoruz” ifadesinin bir şikâyet değil, çıplak bir gerçek olduğunun altını çizen Yurdakul, TÜİK verilerini hatırlattı. Türkiye’nin enflasyonda dünya genelinde ilk beş ülke arasında yer aldığını belirten Yurdakul, gıda, kira ve eğitim harcamalarında ise Avrupa Birliği ve OECD ülkeleri arasında açık ara en pahalı ülke konumunda olunduğunu dile getirdi.
Somut örneklerle tabloyu ortaya koyan Yurdakul, Aralık ayında 55 bin lira maaş alan bir memurun Ocak ayında 66 bin lira aldığını, ancak aynı dönemde kiranın 25 bin liradan 33 bin 720 liraya çıktığını ifade etti. “Maaş artışının büyük kısmı kiraya gitti, kalan ise gelir vergisi dilimleriyle buharlaştı. Bu düzen sürdürülebilir değil” dedi.
“DANIŞIKLI TOPLU SÖZLEŞME, TARİHSEL KAYIP”
KESK Dönem Sözcüsü, kamu emekçilerinin yaşadığı kaybın sadece bugüne ait olmadığını, yıllara yayılan bir gerileme yaşandığını söyledi. “10 yıl önce en düşük maaşla 17 çeyrek altın alınabiliyordu, bugün 6 çeyrek altına bile ulaşılamıyor. 25 yıl önce emekli ikramiyesiyle ev alınırken, bugün ikinci el bir otomobil dahi hayal” ifadelerini kullandı.
En düşük memur emekli aylığının tarihte ilk kez açlık sınırının altına düştüğüne dikkat çeken Yurdakul, toplu sözleşme süreçlerini “danışıklı dövüş” olarak nitelendirdi. Bu sürecin sonucunun daha fazla yoksulluk, güvencesizlik ve geleceksizlik olduğunu söyledi.

SGK ÖNÜNDE İKİNCİ AÇIKLAMA: “KAPIKULU DEĞİL, EMEKÇİYİZ”
Eylemin ikinci basın açıklaması SGK binası önünde gerçekleştirildi. Açıklamayı okuyan KESK üyesi Ersoy Özden, kamu emekçilerinin bilinçli şekilde yoksullaştırıldığını, buna karşın küçük bir azınlığın zenginliğine zenginlik katıldığını ifade etti.
“Biz kapıkulu değiliz, kamu emekçisiyiz” diyen Özden, baskılara, yasaklara ve emeğin değersizleştirilmesine karşı susmayacaklarını vurguladı. Özden, tüm toplumsal kesimleri insanca bir yaşam, güvenceli iş ve güvenli bir gelecek için ortak mücadeleye çağırdı.
KESK’İN DENİZLİ’DEN YÜKSELEN TALEPLERİ
KESK Denizli bileşenleri, eylem kapsamında taleplerini net başlıklar halinde kamuoyuyla paylaştı. Açıklanan talepler şöyle sıralandı:
Ocak ayından itibaren maaşlara ek yüzde 20 zam yapılması
İlave seyyanen ödemenin taban maaşlara yansıtılması
Tüm kamu emekçilerine 3600 ek gösterge verilmesi
İlave seyyanen ödemenin emekli aylıklarına eklenmesi
Mülakat uygulamasının tamamen kaldırılması
4688 sayılı yasanın grevli toplu pazarlık hakkını engelleyen maddelerinin iptal edilmesi
En düşük kamu emekçisi maaşının yoksulluk sınırının üzerine çıkarılması
Kira, kreş ve yol desteğinin hayata geçirilmesi
KESK üyeleri, talepler karşılık bulana kadar mücadeleyi sürdüreceklerini vurgulayarak eylemi sonlandırdı.




