Değerli Dostlarım,Yurdumun Güzel İnsanları,
Dünya ve ülkemiz yaklaşık 4 aydır bir karabasan gibi üzerimize çöken Koronavirüs kabusunu yaşıyoruz. Daha doğrusu yaşamaya çalışıyoruz.
Gecenin ilerleyen bir saatinde balkonumdan Denizliye baktım. Evlerin ışıkları yanıyordu. Fakat her bir evde ne yaşanıyor, kimin ne derdi, ne sevinci var bilinmiyor.
Koronavirüs öncesinde zaten büyük bir çoğunluğumuz asosyal ve ben merkezli bir hayat yaşıyordu. Şimdilerde izole olalım derken daha da içimize gömüldük. Adeta mahzenlerden dehlizlerde gibi evde yaşıyoruz. Karşı kapı komşumuz 85’lik Kezban teyzeyi bile çaya çağıramıyoruz.
Eskilerin tabiriyle "sağ elin sol ele faydası olmadığı" günleri yaşıyoruz.
Yaşlılar ve 20 yaş altı evden çıkmaları yasak, bunalımdalar. İzmir'de yaşayan 80 yaşındaki annemi her gün arayıp halini hatırını soruyorum. Kalbinde kalp pili var. Tek başına evde yaşıyor. Evde çok bunaldığını eskisi gibi yürüyüş yapamadığı için de dizlerinin tutulduğunda şikayet ediyor. Denizli’de olduğum için kız kardeşim ihtiyaçlarını karşılıyor, eve dahi girmeden balkondan aşağı salladığı sepete koyuyor, halini hatırını sorup evine gidiyor.
3 yaşındaki torunum neden parka gidemediğini sorduğu annesinden aldığı “sokağa çıkmak yasak” cevabı karşında jest ve mimikleriyle hayretini dile getiriyor. Yaklaşık iki aydır kucağından inmediği dedesinin neden gelip kucağına almadığına bir anlam veremiyorum. Ne bilsin minik torunum Koronavirüs belasının olduğunu...
Maske takılsın, takılmasın, hastalar taksın, satılsın, satılması yasak derken e-ptt, e-devletten başvurulacak, kod gelecek eczanelerden alınacak derken hepsine başvurdum. Allah sizi inandırsın tam bir ay geçti maskeye ulaşamadım. Bu hafta TC kimlik numarası ile eczaneden alınabilecek dendi, oh şükür beş maskeye ulaşabildim. Tabii bu zaman zarfında haftada bir çıktığım Pazar market alışverişinde yıka kullan bez maske kahrımı çekti. Bunlar benim yaşadıklarım. Ben bir uygulamayı eleştirmiyor, yaşanan bir olguyu dile getiriyorum. Başkalarının da benzer sıkıntıları yaşadığını medyadan öğreniyoruz.
55 yaşında bir emekli olarak, bilim insanlarının uyarılarına uyuyor ve evde kalıyorum. Mecburen çıkmak zorunda kaldığımda maalesef maskeye ulaşamadım.
Bu arada Koronavirüs belasının beden ve ruh sağlığımızı bozmasının yanında esas ekonomik durumumuzda alt üst oldu. Süper devletlerinde tuş olduğu bu günlerde zaten sırtı yerden kalkmayan fakir ülkelerin üzerinden korona adeta bir silindir gibi geçti.
Bir çok insanımız ekmeğinden aşından oldu.Küçük büyük esnaflardan bazıları zorunlu bazıları da kendiliğinden kapandı. Dardakalan insanlarımız için devlet millet el ele verip yardıma koştu. Kamu kurum ve kuruluşları salgının ilk günlerinden itibaren organize olup, ihtiyaç sahiplerine ulaşmaya çalıştı. Bakkal veresiye defterleri hayırseverlerce satın alındı. Gıda paketleri kolileri hazırlandı.
Tam bir seferberlik derken bizleri üzen hadisler de yaşandı. Maalesef bu kadar ulvi bir hayır işi siyasete malzeme yapıldı. Sen ben kavgasını bir türlü bitiremedik; iktidarı, muhalefeti herkes.
Hz Mevlana ne güzel söylemiş asırlar öncesinden, bir kulak verelim;
“Beri gel, daha
beri, daha beri.
Bu yol vuruculuk nereye dek böyle?
Bu hır gür, bu savaş nereye dek?
Sen bensin işte, ben senim işte.
Ne diye bu direnme böyle, ne diye?
Ne diye aydınlıktan kaçar aydınlık, ne diye?
Topumuz bir tek olgun kişiyiz, bir tek,
Ne diye böyle şaşı olmuşuz, ne diye?
Zengin yoksulu hor görür, ne diye?
Sağ soluna yan bakar, ne diye?
İkisi de senin elin, ikisi de,
Peki, kutlu ne, kutsuz ne?
Topumuz bir tek inciyiz, bir tek.
Başımız da tek, aklımız da tek.
Ne diye iki görür olup kalmışız
İki büklüm gökkubbenin altında, ne diye?”
Değerli Dostlarım,
Yurdumun Güzel İnsanları,
Elbet bir gün bu koronalı
günlerde geçecek! Bir zaman sonra geriye baktığımızda hayıflanmamak için şimdilerde
birlik ve beraberlik içinde olmak zamanıdır. Ötekileştirmeyen, ötekileşmemiş, herkesi
konumunda kabul eden, evrensel normlarda
insani değerlere sahip çıkmak zorundayız.
Yaşayacağımız bir
başka Türkiye yok! Şuan yaşayacağımız bir başka dünyada yok!
“Sevelim sevilelim
guzum. Bu dünya kimseye kalmamış Sultan Süleyman’a bile!” derdi rahmetli 90 lık
Ananem.
Sağlıcakla kalınız.
29.04.2020
Doç. Dr. Şevket
CİVELEK




