
Denizli'de bir kadın daha, çocuklarıyla birlikte hayattan koparıldı. Polis memuru A.S., eşi Nazlı Söylemez ile birlikte 2 ve 7 yaşlarındaki iki çocuğunu evlerinde uykuda öldürdü, ardından aynı silahla yaşamına son verdi.
Bu cinayet, sıradan bir "aile dramı" değil. Bu, göz göre göre gelen bir yıkım; adı konulmamış bir devlet ve toplum ihmalidir. Kadın Haklarını Koruma Derneği Denizli Şube Başkanı Nurten Karakış, yaşanan vahşet sonrası bir açıklama yaptı.Karakış, “Bu bir aile dramı değil, bu sistematik erkek şiddetidir. Kadınlarımız, çocuklarımız; bastırılmış öfkenin, ekonomik baskıların ve devletin denetimsizliğinin kurbanı oluyor. Nazlı ve çocukları, sadece bir adam tarafından değil, bu çarpık düzen tarafından öldürüldü.” dedi.Nazlı'nın Yanında İki Küçük Hayat Daha Sona Erdi
Nazlı Söylemez’in yanında, henüz oyun çağında olan iki çocuğunda olduğunu söyleyen Karakış, "Ve onlar da, bu ülkenin çökmüş sistemine kurban edildi. Karakış, açıklamasında bu trajedinin sadece bir kadın cinayeti değil, aynı zamanda bir aile katliamıdır. O çocuklar neyin bedelini ödedi? Bir babanın borçlarını mı, bir sistemin çöküşünü mü, yok sayılan psikolojik sorunları mı? Soruyoruz, Nazlı'yı ve bu çocukları neden koruyamadınız?" şeklinde konuştu.Devletin Silah Verdiği Kişi, Ailesini Katletti
Karakış, "Failin bir polis memuru olması, tartışmayı çok daha derin bir noktaya taşıdı. Devletin resmi silahını taşıyan bir kişi, görev dışında ailesini öldürdü. Devlet, personeline sadece silah değil, sorumluluk da vermek zorundadır. Ruhsal denetim yapılmayan her personel potansiyel bir faciaya dönüşür. Bu ihmaldir, bu sistemsel bir suçtur,” dedi.Mobing, Geçim Derdi ve Ruhsal Çöküş Nedeniyle Aileler Parçalanıyor
Karakış, açıklamasında kamu görevlilerine ve tüm çalışanlara uygulanan mobbing, ekonomik baskı ve sistematik yıpratmanın aileleri çökerttiğine dikkat çekti:“Sadece polisler değil; öğretmenler, sağlıkçılar, işçiler, mühendisler... Hepsi birer ekonomik buhranın, işyerinde mobbingin, baskının içinde eziliyor. Bu insanlar eve yıkılmış dönüyor. O yük evde patlıyor. Olan kadınlara, olan çocuklara oluyor.”Karakış, sistemin bu yönüyle hesaplaşmadan hiçbir gerçek çözüm üretilemeyeceğini belirtti.Kadın Hakları Koruma Derneği'nden Net Talepler
Kadın Haklarını Koruma Derneği Denizli Şubesi olarak, şu taleplerin altını kalın çizgilerle çizdiler:İstanbul Sözleşmesi yeniden yürürlüğe konmalı ve etkili şekilde uygulanmalıdır.Kamu personelinin ruh sağlığı düzenli aralıklarla denetlenmeli, ruhsatlı silah taşıyanların psikolojik uygunluğu gözden geçirilmelidir.Kamu kurumlarında mobbing ve görev baskısı sistemli şekilde araştırılmalı, suç olan her uygulamaya karşı yaptırım uygulanmalıdır.Toplumsal cinsiyet rollerine karşı erken yaşta eğitim politikaları geliştirilmeli, erkeklere dayatılan güç fetişi kırılmalıdır.“Susmayacağız, Unutturmayacağız!”
Nurten Karakış açıklamasını şu sözlerle bitirdi:“Nazlı’nın ve çocuklarının ismini unutturmayacağız. Katilleri koruyan sessizlikle değil, adaletle mücadele edeceğiz. Kadınlar için, çocuklar için, yaşam hakkı için susmayacağız. Yaşasın kadın dayanışması!”
Bu cinayet, sıradan bir "aile dramı" değil. Bu, göz göre göre gelen bir yıkım; adı konulmamış bir devlet ve toplum ihmalidir. Kadın Haklarını Koruma Derneği Denizli Şube Başkanı Nurten Karakış, yaşanan vahşet sonrası bir açıklama yaptı.Karakış, “Bu bir aile dramı değil, bu sistematik erkek şiddetidir. Kadınlarımız, çocuklarımız; bastırılmış öfkenin, ekonomik baskıların ve devletin denetimsizliğinin kurbanı oluyor. Nazlı ve çocukları, sadece bir adam tarafından değil, bu çarpık düzen tarafından öldürüldü.” dedi.Nazlı'nın Yanında İki Küçük Hayat Daha Sona ErdiNazlı Söylemez’in yanında, henüz oyun çağında olan iki çocuğunda olduğunu söyleyen Karakış, "Ve onlar da, bu ülkenin çökmüş sistemine kurban edildi. Karakış, açıklamasında bu trajedinin sadece bir kadın cinayeti değil, aynı zamanda bir aile katliamıdır. O çocuklar neyin bedelini ödedi? Bir babanın borçlarını mı, bir sistemin çöküşünü mü, yok sayılan psikolojik sorunları mı? Soruyoruz, Nazlı'yı ve bu çocukları neden koruyamadınız?" şeklinde konuştu.Devletin Silah Verdiği Kişi, Ailesini Katletti
Karakış, "Failin bir polis memuru olması, tartışmayı çok daha derin bir noktaya taşıdı. Devletin resmi silahını taşıyan bir kişi, görev dışında ailesini öldürdü. Devlet, personeline sadece silah değil, sorumluluk da vermek zorundadır. Ruhsal denetim yapılmayan her personel potansiyel bir faciaya dönüşür. Bu ihmaldir, bu sistemsel bir suçtur,” dedi.Mobing, Geçim Derdi ve Ruhsal Çöküş Nedeniyle Aileler Parçalanıyor
Karakış, açıklamasında kamu görevlilerine ve tüm çalışanlara uygulanan mobbing, ekonomik baskı ve sistematik yıpratmanın aileleri çökerttiğine dikkat çekti:“Sadece polisler değil; öğretmenler, sağlıkçılar, işçiler, mühendisler... Hepsi birer ekonomik buhranın, işyerinde mobbingin, baskının içinde eziliyor. Bu insanlar eve yıkılmış dönüyor. O yük evde patlıyor. Olan kadınlara, olan çocuklara oluyor.”Karakış, sistemin bu yönüyle hesaplaşmadan hiçbir gerçek çözüm üretilemeyeceğini belirtti.Kadın Hakları Koruma Derneği'nden Net Talepler
Kadın Haklarını Koruma Derneği Denizli Şubesi olarak, şu taleplerin altını kalın çizgilerle çizdiler:İstanbul Sözleşmesi yeniden yürürlüğe konmalı ve etkili şekilde uygulanmalıdır.Kamu personelinin ruh sağlığı düzenli aralıklarla denetlenmeli, ruhsatlı silah taşıyanların psikolojik uygunluğu gözden geçirilmelidir.Kamu kurumlarında mobbing ve görev baskısı sistemli şekilde araştırılmalı, suç olan her uygulamaya karşı yaptırım uygulanmalıdır.Toplumsal cinsiyet rollerine karşı erken yaşta eğitim politikaları geliştirilmeli, erkeklere dayatılan güç fetişi kırılmalıdır.“Susmayacağız, Unutturmayacağız!”
Nurten Karakış açıklamasını şu sözlerle bitirdi:“Nazlı’nın ve çocuklarının ismini unutturmayacağız. Katilleri koruyan sessizlikle değil, adaletle mücadele edeceğiz. Kadınlar için, çocuklar için, yaşam hakkı için susmayacağız. Yaşasın kadın dayanışması!”







