Akbelen’in sessizliğinde bir eksiklik var bugün. Kuşların ötüşü yarım, rüzgarın uğultusu kısık, çamların yaprakları ağır. Çünkü ormanın anası, Zehra Nine(Yıldırım), göçtü.
Onu hep bir fotoğrafla hatırlayacağız:
Kolları bir çama sarılmış, gözlerinde inadın ve sevdanın aynı anda parladığı o kare. Çocukları, torunları, köylüleri değil, bütün bir memleket o kucaklayışta kendini bulmuştu. Sanki bu ülkenin yitik vicdanı, yaşlı bir kadının ince kollarında yeniden filizlenmişti.
Zehra Nine sadece bir köylü değildi. O, Homeros’un destanlarındaki kahraman kadınların devamıydı. Toprağını bırakmayan bir Antigone, suyunu koruyan bir Kibele, çocuklarına gölgelik arayan bir Demeter… Mitlerin arasında dolaşan o eski kadın figürleri, Akbelen’de onun bedeninde yeniden can buldu.
Şimdi bedeni toprağa karıştı. Artık toprağın her zerresi onun sesiyle çınlıyor.
“Su kutsaldır. Zeytin kutsaldır. Orman kutsaldır. Sakın bırakmayın.”
Bu memleket nice büyük adam gördü, nice makamlar yükseldi, nice paralar döküldü. Ama tarihin sayfalarına gerçekten yazılacak olan, bir çam ağacına sarılan 88 yaşındaki bir köylü ninenin inadıdır. Çünkü o sarılış, sadece bir ağacı değil, bu ülkenin geleceğini savunuyordu.
Bugün Akbelen’in üstünden bir ağıt geçiyor.
Ormanın anası toprağa döndü.
Zehra Nine, artık her çam kokusunda, her rüzgarda, her su damlasında yaşıyor.
Onu hep bir fotoğrafla hatırlayacağız:

Kolları bir çama sarılmış, gözlerinde inadın ve sevdanın aynı anda parladığı o kare. Çocukları, torunları, köylüleri değil, bütün bir memleket o kucaklayışta kendini bulmuştu. Sanki bu ülkenin yitik vicdanı, yaşlı bir kadının ince kollarında yeniden filizlenmişti.
Zehra Nine sadece bir köylü değildi. O, Homeros’un destanlarındaki kahraman kadınların devamıydı. Toprağını bırakmayan bir Antigone, suyunu koruyan bir Kibele, çocuklarına gölgelik arayan bir Demeter… Mitlerin arasında dolaşan o eski kadın figürleri, Akbelen’de onun bedeninde yeniden can buldu.
Şimdi bedeni toprağa karıştı. Artık toprağın her zerresi onun sesiyle çınlıyor.
“Su kutsaldır. Zeytin kutsaldır. Orman kutsaldır. Sakın bırakmayın.”
Bu memleket nice büyük adam gördü, nice makamlar yükseldi, nice paralar döküldü. Ama tarihin sayfalarına gerçekten yazılacak olan, bir çam ağacına sarılan 88 yaşındaki bir köylü ninenin inadıdır. Çünkü o sarılış, sadece bir ağacı değil, bu ülkenin geleceğini savunuyordu.
Bugün Akbelen’in üstünden bir ağıt geçiyor.
Ormanın anası toprağa döndü.
Zehra Nine, artık her çam kokusunda, her rüzgarda, her su damlasında yaşıyor.




