“Dünyada akla değer veren yok madem
Aklı az olanın parası çok madem
Getir şu şarabı, alsın aklımızı
Belki böyle beğenir bizi el alem”
Ömer Hayyam
Bağbozumu arası verdiğim köşe yazıma kendi köyüm, Edhem Eldem, A Franch View Of The Ottoman –Turkısh Wine Market 1890-1925 ( Osmanlı Türk Şarap Piyasasına Fransız Bir Bakış), Salih Kayikcioglu, Umit Arikan-Dünya Şarapçılık Sektörüne Genel Bir Bakış ve Filiz Yıldırım-Mühimme Defterleri’ne Göre Osmanlı Devleti’nde Şarap adıyla yazılan araştırma makalelerinden alıntılarla bu hafta başlıyorum.
Ortaköy’de 22 Ağustos-14 Eylül tarihleri aralığında sadece şaraplık olarak verilen Çalkarası, Ekse/Dimrit/İrigara ve Çekirdeksiz Sultani (beyaz)üzümü kesimi gerçekleştirildi. Eylül ortası ve Ekim ayı başı itibarylede Şiraz, Öküzgözü, Boğazkere üzümlerin kesimi tamamlandı. Ortalama toplam ürün 10 bin ton civarında gerçekleşti.
Hadi gelin yeniden başlamışken yazmaya 7 bin yıl öncesinde de var olduğunu bildiğimiz bağcılık tarihine bir kez daha bakalım;
Salih Kayikcioglu, Umit Arikan-Dünya Şarapçılık Sektörüne Genel Bir Bakış (Global Business Research Congress (GBRC - 2020), Vol.11-p.219-223) makalesinin girişinde
“Yapılan arkeolojik kazılar, ilk üzüm asması anavatanının Ön Asya olduğunu göstermekte olup; M.Ö. 4000'li yıllarda şarap yapıldığı, daha sonra Hititler, Lidyalılar gibi diğer uygarlıklarda da şarap yapımının yayıldığı bilinmektedir (Çelik ve ark.2000). Arkeolojik kazılarda çıkarılan binlerce yıllık kadehler ve testiler, İyonya döneminden kalma amforalar, Hitit Krallarının Tanrılara şarap sunuşunu gösteren resimler, üzerinde üzüm salkımı bulunan Kilikya sikkeleri, efsaneler, yazıtlar, aslında binlerce yıllık bir bağcılık mirasının üstünde oturduğumuzu ve Anadolu topraklarının, bağcılık, şarap üretimi ve şarap ticaretinin önemli bir merkezi olduğunu işaret etmektedir.”
Burada Osmanlı dönemi ve cumhuriyetin ilk yıllarına doğru gidip Fransız’ların kurduğu ticaret odası kayıtlarından yararlanan ve Osmanlı imparatorluğu’nda şarap üretimi ve tüketimi güvenilir veri bulunmamasının altını çizen Edhem Eldem tarafından yazılan A Franch View Of The Ottoman –Turkısh Wine Market 1890-1925 ( Osmanlı Türk Şarap Piyasasına Fransız Bir Bakış) araştırma makalesine bakalım;
“Gazette Commerciale tarafından toplanan istatistiklere göre, 1899'da İngiliz kontrolündeki Kıbrıs da dahil olmak üzere Osmanlı İmparatorluğu 1.950.000 hektolitre( 195.000 ton) şarap üretmişti..”
“…Tam dünya karanlığa gömülmek ve şimdiye kadarki en büyük çatışmanın yıkımına uğramak üzereyken, bira hariç alkollü içkiler için Osmanlı pazarı 55 milyon kuruştan oluşuyordu ve yaklaşık 42 milyonu şarap ve alkollü içkiler arasında aşağı yukarı eşit olarak bölüşülmüş yerel ürünlerden, geri kalanı da ithal mallardan oluşuyordu.”
Burada şu bilgiyide aktarmakta fayda olacağını düşünüyorum, Fransız Ticaret Odası’nın yetkilisi olan Girauld 1918 mütarekesinden sonra 1920 kadar ara vermek zorunda kalmıştır. Yazı içeriğine daha sonraki yazılarımda yer vemeyi düşündüğümü de bilmenizi isterim. Aynı makalede en iyi şarap;
“En popüler üzüm bağları ise Tekirdağ'ın batısında, Ganos'tan Şarköy'e kadar uzanan bölgeydi. Hem beyaz hem de kırmızı, en az 13-14° dayanıklı, bazen 16-18° kadar güçlü ve Avrupa'ya, özellikle Fransa ve İtalya'ya karıştırılmak üzere toplu olarak ihraç edilen en çok aranan kupa şaraplarını ürettiler.”
Osmanlı İmpartorluğunun en iyi üzümleri neredeydi sorusuna bu kezi Filiz Yıldırım-Mühimme Defterleri’ne Göre Osmanlı Devleti’nde Şarap (Fırat Üniversitesi Sosyal Bilimler Dergisi /The Journal of International Social Sciences Cilt: 31, Sayı: 1, Sayfa: 495-514, OCAK – 2021) araştırma makalesinden yanıt verelim;
“…Petervaradin Kalesi civarında, Tuna Nehri’nin sağ kıyısı boyunca uzanan çok verimli bağlar mevcuttu13. Bunun yanında bağ ve bostanlarıyla çok değerli bir araziye sahip olan Temeşvar, bağları ve güzel üzümüyle meşhur olan Gölhisar (Bosna Eyaleti’nde), etrafı bağlarla çevrili olan Alacahisar, halkının çoğu bağcılığı meslek edinen Banaluka14 ile İskenderiye15, bağlarının çokluğuyla övünen aynı zamanda şırası ile meşhur Üsküp16 ve gayet sulu olan üzümü ile Belgrad önde gelen yerlerdendi. Belgrad şehrinin hemen her yerinde üzüm bağları mevcuttu. Öyle ki Macar şaraplarının ünü her tarafa yayılmıştı. Saraybosna’da yetişen bağlardan elde edilen üçgen şeklindeki üzümler de çok sevilmekteydi. Bunun yanında İpsala, Malkara, Dubrovnik, Priştine ve üzümüyle ünlü Semendire, Kili, Eflak, Boğdan, Hırsova18, Ohri, Vize, Vidin, Seçoy, Budin, Estergon19 ve Eğri bağ üretiminde hayli gelişmişlerdi. Eğri Güngöş’te bilinen on yedi çeşit üzümden yedisinin misket üzüm olduğunu aktaran Evliya Çelebi, bu üzümlerden elde edilen şarabın kırmızı, beyaz, sarı yakut gibi berrak ve parlak şaraplar olduğunu da ilave etmektedi.”
Peki, Şarap Nedir?
Şarap konusunda da yine Salih Kayikcioglu, Umit Arikan-Dünya Şarapçılık Sektörüne Genel Bir Bakış (Global Business Research Congress (GBRC - 2020), Vol.11-p.219-223) araştırma makalesinden yararlanalım istiyorum;
“Şarap, Saccharomyces Cerevisiae adlı mayanın üzüm suyundaki glikozu, etil alkole dönüştürmesinden meydana gelir. Diğer bir ifadeyle, şarap üzüm suyunda mevcut olan şekerin, üzümde doğal olarak mevcut olan mayaların veya kültür mayalarının yardımı ile etil alkole dönüşmesi sonucunda oluşan bir içkidir.”
Kimilerine keyf, kimilerine dost, kimilerine göre gelir, kimilerine göre ise haram… Öyle veya böyle 7000 yıl öncesine giden bağcılık benim yaşadığım bu topraklarda yeniden ve hakkettiği şekli ile canlanıyor, daha da güzel olacağına inanıyorum.
n.aydemir
7 Ekim 2022-Denizli




