Denizliekspres/KADRİYE SÖZERİDanışmanlık şirketleri üniversitelerin kontenjanlarını sattı, memurlar e-imzalarıyla sisteme müdahale etti. Pamukkale Üniversitesi’nde patlayan yabancı öğrencilerin sahte kayıt skandalının dosyası gizlilik kararı alınarak, apar topar Ankara’ya kaçırıldı, şimdi herkes susuyor. PAÜ’deki sahte kayıt skandalının üstü kapatıldı mı?Pamukkale Üniversitesi’nde yabancı öğrenci kayıtlarına yönelik rüşvet ve usulsüzlük iddiaları gün yüzüne çıkalı tam iki yıl oldu. 2022-2023 akademik yılına damga vuran, sistemin içine sızmış memur ağı, danışmanlık şirketleri e-imza ve şifre hırsızlığı ile şekillenen bu skandal, bugün sahte diplomalarla çalkalanan Türkiye’nin aslında 2023’te “haber verilmiş” bir yarasıydı.Peki ne oldu? Yükseköğretim Kurulu (YÖK), bu dosya hakkında bugüne kadar neden tek kelime etmedi? Denizli Cumhuriyet Başsavcılığı’nın hazırladığı dosya neden ani bir kararla Ankara’ya kaçırıldı? Pamukkale Üniversitesi’nin eski rektörü Prof. Dr. Ahmet Kutluhan bu sürecin neresinde duruyor? Ve en önemlisi, ülke genelinde 400 sahte diploma ile patlayan skandalın taşra üniversitelerindeki bu “sessiz kayıt operasyonlarıyla” bağlantısı neden görmezden geliniyor?Şimdi buradan bir de yeni rektör Prof. Dr. Mahmut Güngör’e soruyoruz: Skandalın size miras kalan bu enkazı karşısında neden sessizsiniz? Göreve geleli 4 ay oldu. Bu süreçte üniversitenizde detaylı bir iç denetim başlattınız mı? Mağdur edilen 140 öğrencinin usulsüz kayıt skandalı ile ilgili hangi adımları attınız? Pamukkale Üniversitesi’nin güvenilirliğini yeniden tesis etmek için hangi çalışmaları yürüttünüz? Bugüne kadar kamuoyuna neden tek bir açıklama yapmadınız?SİSTEM NASIL KURULDU?Pamukkale Üniversitesi’ndeki usulsüzlük, 2023’ün başında üniversiteye yapılan bir ihbarla deşifre oldu. Kırgızistan başta olmak üzere Türk Cumhuriyetleri ve Afrika ülkelerinden düşük puanlı öğrenciler, Türkiye’deki taşra üniversitelerine rüşvet karşılığında kayıt ediliyordu. Sözde “danışmanlık şirketleri” üzerinden yürütülen bu süreçte, üniversitenin öğrenci işleri birimi doğrudan kullanıldı. Memurların şifreleri ve çalınan e-imzalarla sisteme müdahale edilerek öğrencilerin puanları değiştirildi.Üniversite kayıtları adeta bir pazar yerine çevrildi. Mühendislik fakültesine kayıt ücreti 8 bin dolar, Tıp fakültesine ise 10 bin dolar olarak belirlendi. Ancak bu öğrencilerin birçoğunun asıl hedefi akademik eğitim değil, Türkiye’de oturum izni almaktı. Oturum başvurularında kullanılacak belgeler için sahtecilik yapıldı. 1965 doğumlu Azerbaycanlı bir şahsın, usulsüz bir şekilde Pamukkale Üniversitesi’ne öğrenci olarak kaydedilip oturum başvurusu yaptığı tespit edildi. Bu olay, sistemin ne kadar pervasızca kullanıldığını gözler önüne serdi.Pamukkale Üniversitesi’nde öğrenci işleri memuru A.Ş.Ç.’nin kontenjan aşımıyla 140 öğrenciyi kaydettiği ve her kayıt için rüşvet aldığı iddia edildi. Üniversite yönetimi bu memuru görevden ihraç etti. Fakat ne danışmanlık şirketleri, ne de müdür düzeyindeki sorumlular hakkında adli işlem yapılmadı.Bu sistem yalnızca Pamukkale Üniversitesi’ne özgü değildi. 2023 yılında YÖK’ün üniversitelere yabancı öğrenci kayıt yetkisini devretmesiyle birlikte, taşra üniversitelerinde benzer yöntemlerle kayıt operasyonları başladı. Denetimsizlik ve şeffaflıktan uzak yönetim anlayışı, danışmanlık şirketleri aracılığıyla organize bir yapı kurdu. Taşradaki üniversiteler, bu sistemle adeta “rüşvetle kayıt merkezi”ne dönüştürüldü.DOSYA ANKARA’YA NASIL KAÇIRILDI?Denizli Cumhuriyet Başsavcılığı, olayın ardından Pamukkale Üniversitesi’nde soruşturma başlattı. Kayıt işlemlerinde yapılan değişiklikleri belgeleyen tüm evraklara ve bilgisayarlara el konuldu. Ancak soruşturmanın ilerleyen aşamasında dosyaya gizlilik kararı konularak dosya Ankara’ya devredildi.İddialara göre, bu olay yalnızca Pamukkale Üniversitesi’yle sınırlı değildi. Türkiye genelinde pek çok taşra üniversitesine yayılan, rüşvet karşılığı kayıt zincirinin Denizli ayağıydı bu. Ankara’da ilgili bakanlıklar ve YÖK’ün, olayın büyümesini önlemek için süreci ‘merkezileştirdiği’ iddiaları kulislerde konuşuluyor. YÖK, PAÜ’deki usulsüz kayıt skandalından sonra ilk defa, Yabancı Uyruklu Öğrenci Sınavı (YÖS), Türkiye'deki yükseköğretim kurumlarında okumak isteyen yabancı uyruklu öğrencilerin girecekleri ve sonuçlarını bu kurumlara kabul için başvururken kullanabilecekleri bir sınav getirdi.Dosyanın Ankara’ya taşınmasıyla birlikte, taşra üniversitelerindeki benzer kayıt usulsüzlüklerinin üzeri örtülmeye çalışıldı. Bugün ülke genelinde gündeme oturan sahte diploma skandalının taşra ayağının temelleri işte bu süreçte atıldı. Pamukkale Üniversitesi’ndeki usulsüzlük, “kontrollü sessizlik” politikasıyla devletin ilgili kurumları tarafından halının altına süpürüldü.YÖK’ÜN SESSİZLİK DUVARI NASIL ÖRÜLDÜ?2023 yılında YÖK, yabancı öğrenci kayıt yetkisini üniversitelere devrederek bir “serbestleşme” adı altında taşra üniversitelerini kontrolsüz bıraktı. Bu yetki devriyle birlikte devreye giren danışmanlık şirketleri, akademik liyakati hiçe sayan rüşvet operasyonlarını örgütledi. Ancak bu yapı, Ankara’nın bilgisi dışında mıydı?Ankara kulislerinde konuşulanlara göre, belirli danışmanlık şirketleri YÖK’te “arka kapı diplomasisi” yürüterek, taşra üniversitelerindeki bu serbestliği kendi ticari çıkarları için dizayn etti. YÖK’ün üst düzey yetkililerine ulaşıp, denetim mekanizmalarını bilinçli şekilde devre dışı bırakmaları sağlandı. Bu şirketler, YÖK’ün üst düzey masalarında “bu işin taşradaki rantı”nı projelendirdiler.Bu arka kapı görüşmelerinde hangi şirketlerin kimlerle oturduğu, yetki devrinin hangi gerekçelerle hızlandırıldığı, Pamukkale Üniversitesi’ndeki skandalın neden “örnek olay” olarak merkeze taşındığı kamuoyuna açıklanmadı. Üstüne üstlük, soruşturma dosyası gizlilik kararıyla Ankara’ya alındıktan sonra, dosya üzerindeki etkili isimlerin kim olduğu da karanlıkta kaldı.AKILLARDAKİ SORULAR, YANITSIZ DOSYALARYÖK, üniversitelere devrettiği bu yetkiyi hangi danışmanlık şirketlerinin telkinleriyle serbest bıraktı?Ankara’da YÖK’ün üst kademelerinde bu operasyonların ranta dönüşmesinde kimlerin imzası var?Pamukkale Üniversitesi’ndeki usulsüzlük, taşra üniversitelerindeki benzer skandalların Ankara’ya ulaşmasını engellemek için mi merkezileştirildi?Denizli Cumhuriyet Başsavcılığı’nın hazırladığı dosya Ankara’ya kaçırılırken hangi bakanlıklar devreye girdi?Bugün sahte diplomalarla patlayan skandalda Ankara’daki “sessizlik duvarı”nı kim ördü?
PAÜ’DEKİ USULSÜZ KAYIT SKANDALIYLA İLGİLİ SESSİZLİK DAHA NE KADAR SÜRECEK
Pamukkale Üniversitesi’nde yaşanan rüşvetle kayıt skandalı, taşra üniversitelerinin sahte diploma üretim merkezlerine dönüştürülmesinin ilk adımıydı. YÖK’ün serbestleştirme adı altındaki kontrolsüzlük politikası, Ankara’da arka kapılardan dizayn edildi. Şimdi Ankara’nın bu sessizlik duvarını yıkmadan, taşrada yaşanan her skandal yeniden üretilmeye devam edecek.
PAÜ’DEKİ USULSÜZ KAYIT SKANDALIYLA İLGİLİ SESSİZLİK DAHA NE KADAR SÜRECEK
Pamukkale Üniversitesi’nde yaşanan rüşvetle kayıt skandalı, taşra üniversitelerinin sahte diploma üretim merkezlerine dönüştürülmesinin ilk adımıydı. YÖK’ün serbestleştirme adı altındaki kontrolsüzlük politikası, Ankara’da arka kapılardan dizayn edildi. Şimdi Ankara’nın bu sessizlik duvarını yıkmadan, taşrada yaşanan her skandal yeniden üretilmeye devam edecek.




