Bir dönem Pamukkale Üniversitesi yönetiminin en tepesinde oturan eski Rektör Prof. Dr. Hüseyin Bağ hakkında verilen mahkeme kararı, üniversite koridorlarında yıllardır konuşulan iddiaları yeniden gündemin ortasına taşıdı. Denizli 15. Asliye Ceza Mahkemesi, Bağ’ın “görevi kötüye kullanma” suçunu işlediğine hükmederek hapis cezası verdi.
HÜSEYİN BAĞ

Mahkeme, dosyadaki eylemlerin sıradan bir idari tasarruf değil; “yoğunluk ve süreklilik taşıyan” uygulamalar olduğuna dikkat çekti. İlk etapta 1 yıl 3 ay hapis cezası verilirken, yapılan indirim sonrası ceza 1 yıl 15 güne düşürüldü. Ancak kamuoyunda tartışma yaratan kararla hükmün açıklanması geri bırakıldı.
DOSYADA “MOBBİNG”, “YILDIRMA” VE “PASİFİZE ETME” İDDİALARI
Dava dosyasına yansıyan bilgiler, üniversite içinde yıllarca konuşulan baskı iddialarını adeta belgeledi. Müşteki Tamer Ceylan’ın görev yaptığı süreçte peş peşe görevlendirmelere maruz bırakıldığı, sürekli soruşturma baskısıyla karşı karşıya kaldığı ve sistematik biçimde yıldırılmaya çalışıldığı iddiaları mahkeme dosyasına girdi.
Savcılık mütalaasında ve idare mahkemesi kararlarında yer alan değerlendirmeler ise dikkat çekiciydi. Bazı görevlendirmelerin “kamu yararı” ile açıklanamayacağı, belirli işlemlerin doğrudan çalışanı pasifize etmeye ve görevden uzaklaştırmaya dönük olduğu yönünde tespitler yapıldığı aktarıldı.
TAMER CEYLAN

GÖREVİ KÖTÜYE KULLANDIĞI SUÇUNU OLUŞTURDUĞU KANAATİ
Dosyada yer alan iddialar yalnızca bir personel tartışmasının ötesine geçti. Görev yerlerinin sürekli değiştirilmesi, anlamsız görevler verilmesi ve art arda açılan soruşturmalar, üniversite içinde uzun süredir konuşulan “mobbing düzeni” tartışmalarını yeniden alevlendirdi.
Cumhuriyet savcısı da esas hakkındaki mütalaasında, eski rektörün astı konumundaki personele yönelik işlemlerinin hizmet gereklerinden uzaklaştığını ve Türk Ceza Kanunu kapsamında “görevi kötüye kullanma” suçunu oluşturduğunu açıkça ifade etti.
MAHKEMEDEN DİKKAT ÇEKEN VURGU: “SÜREKLİLİK GÖSTERDİ”
Mahkeme kararındaki en çarpıcı bölüm ise eylemlerin “yoğunluk ve süreklilik” taşıdığı yönündeki değerlendirme oldu. Kararda, mağduriyetin boyutu ve uygulamaların sürekliliği dikkate alınarak ceza verildiği belirtildi.
Ancak tüm bu tespitlere rağmen kararın HAGB kapsamında değerlendirilmesi, kamuoyunda yeni bir tartışma başlattı. Çünkü mahkeme suçun oluştuğunu kabul etti, fakat hükmün açıklanmasını geri bıraktı.
ŞİMDİ HERKES AYNI SORUYU SORUYOR
Bir üniversitede akademik özgürlük mü hâkimdi, yoksa korku ve baskı mı?
Bilim üretmesi gereken bir kurumda, insanlar neden sürekli soruşturma ve görevlendirme kıskacına alındı?
Ve en önemlisi…
Mahkemenin “görevi kötüye kullanma” tespiti yaptığı bir dosya, gerçekten sadece birkaç satırlık bir adli vaka olarak mı kalacak?
Karara karşı tarafların iki hafta içinde istinaf başvurusu yapabileceği öğrenildi.




