48 sanığın beraatiyle sonuçlanan PAÜ FETÖ/PDY yapılanması davasıyla ilgili Pamukkale Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Hüseyin Bağ da 24 Ağustos 2017 tarihinde mahkemede tanık olarak ifade vermişti.Bağ’ın mahkeme huzurunda verdiği ifadesinde ilginç detaylar dikkat çekmektedir.Bilindiği gibi mahkeme huzurunda ifade veren kişiler aşağıdaki yemini etmektedirler. Bağ da bu yemini etmiştir. “Bana sorulan sorular hakkında gerçeğe uygun cevap vereceğime ve hiçbir şey saklamayacağıma namusum, şerefim ve kutsal saydığım bütün inanç ve değerlerim üzerine yemin ediyorum”Yukarıdaki yemini eden Bağ’a mahkeme huzurunda şu soru soruluyor:Bir kısım sanık müdafii Av. Mehmet Altıntaş tanığa; F. Ö.’e savcılık beyanından hemen önce dekanlık teklif ettiniz mi? F. Ö. daha önce bu örgüt içerisinde olduğunu beyan etti. Buna rağmen neden halen kendisini görevden almadınız?Bağ bu soruya şu şekilde cevap veriyor:Tanık cevaben: F. Ö. doçent olduğu için dekan olması mümkün değildir. Bu nedenle böyle bir teklifte bulunmadım. Dekan vekilliği teklifinde de bulunmadım. F. Ö. görevine halen devam etmektedir. Üniversitede rektörlük görevim sebebiyle yürütmekte olduğum fetö soruşturmalarıyla ilgili bilgi vermek istemiyorum.Bağ F. Ö.’yü görevden almadığını itiraf ediyor ve F. Ö. doçent olduğu için dekan olması mümkün değildir. Diyor.Ancak F.Ö. de mahkeme huzurunda yemin ederek verdiği ifadesinde kendine Bağ tarafından dekan yardımcılığı teklif edildiğini beyan ediyor.İşte F.Ö.’nün o ifadeleri:“Dekan vekilliği teklifi olmadı. Rektör Hüseyin Bağ beni Dekan yardımcılığı görevine getirmeyi düşündüğünü söyledi. Ben de bunun uygun olmayacağını söyledim ve kabul etmedim. Çünkü bu süreçte çocuklarım FETÖ’nün okullarına gitmişti. Sohbetlerine katılmıştım.” Aslında F.Ö. soruyu düzeltiyor ve dekanlık değil dekan yardımcılığı teklif edildiğini beyan ediyor. Rektör Bağ ise yine idari görev olan dekan yardımcılığı teklif ettiğini bildiği halde mahkeme heyetinden bunu gizliyor ve “ F. Ö. doçent olduğu için dekan olması mümkün değildir.” diyor.Mahkemeye heyeti dahil tüm katılanların akademik şargonu tam olarak bilmesi mümkün değildir. aslında soru çok net (mahkeme sonucunda, FETÖ üyesi olmaktan ceza alan) “daha önce bu örgüt içerisinde olduğunu beyan eden kişiye bir görev teklif ettiniz mi?” ancak Rektör Bağ böyle bir teklif ettiğini mahkeme heyetinden gizliyor.Bu durum mahkemede hazır bulunanlar tarafından fark ediliyor ve aynı soru tekrar soruluyor:İşte mahkeme tutanaklarındaki o sözler:Sanık A. T. söz alarak; "F. Ö. kendisine tanık Hüseyin Bağ tarafından dekan vekilliği teklif edildiğini söylüyor. Tanık rektör Hüseyin Bağ ise böyle bir teklifte bulunmadığını söyledi. Bunlardan birisi yalan söylüyor. Hangisinin yalan söylediğinin tespitini talep ediyorum. Çünkü yalan söyleyenin beyanlarının yanlış olduğu da anlaşılacaktır. Diş Hekimliği fakültesindeki 8 veya 9 öğretim üyesinden üçü, yani F. Ö., R. K. ve H. H. K. bu dosyada yargılanmasına rağmen görevlerine devam ediyorlar. H. B. da yargılanıyor ancak görevinden ihraç edildi. Üçte biri fetöcü olduğunu kabul eden bir fakültede, bir fetöcüye neden dekan yardımcılığı teklif ettiniz?Rektör Bağ yine bu teklifi gizlemeye çalışsa da sonunda itiraf etmek zorunda kalıyor.İşte Rektör Bağ’ın mahkeme tutanaklarındaki o sözleri:Tanık cevaben : Yukarıda da söylediğim gibi profesör olmayan birisi dekan olamaz. Dekan vekili de olamaz. Ancak asıl dekan atanmışsa asıl dekanın geçici olarak görevinde olmadığı sırada, o bölümdeki doçent, vekaleten dekanlığı yürütebilir. Zaten dekanları rektör atamaz. Sadece YÖK'e önerir. Dekanları YÖK atar. Fırat Öztürk ile dekan yardımcılığı konusunda görüşmemiz oldu. Kendisi dekan yardımcılığını istemedi. O bölümün dekan yardımcılığına B. Y. atandı. Dekan yardımcılarını da dekan atar. Şu an rektör yardımcım YÖK onayıyla Diş Hekimliği Dekanlığı'nı vekaleten yönetmektedir. Ben F.Ö’nün fetö ile bağlantısını bilmiyordum. Bu nedenle dekan yardımcılığı konusunu kendisiyle konuştum.Daha önce F. Ö.’ye idari bir görev teklif etmediğini gizleyen Rektör Bağ, sonunda itiraf etmek zorunda kalıyor.Ancak ifadesinde yine çok dikkat çekici bir ifade daha bulunmaktadır. F. Ö.’nün “çocuklarım FETÖ’nün okullarına gitmişti. Sohbetlerine katılmıştım, Bankalarına para yatırdım, medya aboneliği için para verdim.” İtiraflarına rağmen “Ben FETÖ ile mücadele etmek için görevlendirildim” diyen bir rektör, devletin tüm bilgi, belgeleri, banka, dernek kayıtları, istihbarat verileri elinde olmasına rağmen;Mahkeme heyetine hiç de inandırıcı olmayan şekilde “Ben F.Ö’nün fetö ile bağlantısını bilmiyordum.” Diyor.Tüm bu bilgileri ve Bağ’ın ettiği yemine sadık kalıp kalmadığı, gerçek dışı beyanda bulunup bulunmadığı, bir şeyler saklayıp saklamadığı hususlarını kamuoyunun bilgisine sunuyor ve yorumlarına bırakıyoruz.





