Pamukkale Üniversitesi ağası rektör Hüseyin Bağ ile ilgili kumpas kurma, entrika düzenleme, yolsuzluk yaptığı söylentileri ortalıkta dolaşıyor. Bir üniversitede bu tür söylentilerin dolaşması, dedikodu kazanına çevrilmesi kenttin aydınları olarak bizleri üzüyor. Üzülmesi gereken üniversite çalışanları profesörlerden, üniversitenin eski rektöründen, mangalda kül bırakmayan saçını arkadan bağlamış büyük devrimcilerden tık yok.Rektör Hüseyin ağa da ortalığa egemen olan sessizlikten cesaret alarak; ağa olmanın getirdiği kazanımları tadına vararak değerlendiriyor. Her zaman söylüyorum. Aydın ovasında bin dönüm tarlan olacağına Pamukkale Üniversitesine rektör ol. Bir yanda iki dudağının arasına bakan binlerce çalışan, diğer yanda harcamakta kendini özgür gördüğün milyarlarca lira…Son olarak dolaşımdaki söylenti, sakın söylenti olarak almayın, -belgeleri var- eşinin okuluna temizlik malzemesi almış, üniversite kaynaklarından da ödemiş. Bu yolsuzluk sayılır mı? Rektör Hüseyin ağa, kendisini ağa olarak gördüğü için kamu kaynaklarına harcamaya bileceğini düşünüyor. Peşkeş çekiyor. Yasalara göre düpedüz yolsuzluk. Cumhuriyet savcılarına, Sayıştay’a, üniversitenin ilgili birimlerine göreve çağırıyorum.Ama ben, yazsam da böyle düşünmüyorum. Neden? Rektör Hüseyin ağa da kamusal duyarlılık var. Eşinin görev yaptığı okulda helâların temizliğinden kendini sorumlu hissediyor. Bu sorumluluk duygusu çok önemlidir. Çünkü bu okulda çocuklarımız okuyor. Helâyı kullandıktan sonra çocuklar ellerine temizlemeden mi dolaşsın? Koleraya, tifoya, ishale ve değişik sindirim sistemi hastalığına mı yakalansın? Bir öğretmen, bir veli olarak rektör Hüseyin ağa bunu kabullenemezdi. Soruyorum hanginiz çocuğunuzla bir kg. sıvı sabun alıp okula gönderdiniz?Birde girişimin farklı bir boyutu var. Çocukların böyle dolaşmaları kamuya, SGK’ya ciddi maddi zarar veriyor. Hastanelerde iş yükü artıyor. Zaman, iş yükü, harcanan para düşünülürse, rektör Hüseyin ağanın ödediği para bunun yanında hiç… Birde şu var. Sonuçta her iki kaynakta kamunun parası değil mi?Alınganlık gösterdiğimiz konu şu; rektör Hüseyin ağanın yalnızca eşinin okulunun helâlarından kendini sorumlu hissetmesidir. Denizli’nin tüm okullarının helâlarının temizliğinden kendisini sorumlu hissedip, temizlik malzemesi yardımı yapmış olsaydı kendisini alkışlayacaktık. Ama o bizlerin alkışlama hakkını elimizden almada kararlı görünüyor. Çünkü kamusal duyarlılığının sınırı eşinin okulunun duvarı.Bunu kabul edemiyoruz. İlgilileri göreve çağırıyorum. Yapılan iş kamu kaynağını kötü kullanmaktır. Buna benzer yüzlerce dosya var. Bizi izlemeyi sürdürün.
Gündem
Yayınlanma: 14 Kasım 2017 - 09:47
Rektör Bağ: "Yolsuzluk O'da ne?"
İrfan Hatipoğlu'nun köşe yazısını okumak için tıklayınız
Gündem
14 Kasım 2017 - 09:47
İlginizi Çekebilir




