• Künye
  • İletişim
  • Çerez Politikası
  • Gizlilik İlkeleri
Anasayfa
  • Yaşam
  • Denizli Haberleri
    ÇameliPamukkale MerkezefendiAcıpayamBeyağaçBozkurtÇalÇardakGüneyHonazKaleSerinhisarTavasBuldanÇivrilBekilliBabadağBaklanSarayköy
  • Gündem
  • DENİZLİ BŞB
  • Siyaset
    Adalet ve Kalkınma PartisiCumhuriyet Halk PartisiİYİ PartiMilliyetçi Hareket PartisiDiğer Partiler
  • Ekonomi
  • Asayiş
  • DTO
  • Spor Dünya Sağlık Kültür-Sanat Bilim ve Teknoloji Magazin Eğitim Genel
  • Ara
A
Büyüt
A
Küçült
  1. Haberler
  2. Genel
  3. Rus Şair Sergey YESENIN'in İntiharı
Genel
Yayınlanma: 10 Nisan 2020 - 15:12

Rus Şair Sergey YESENIN'in İntiharı

Baha Akıner'in yazısını okumak için tıklayın

Genel
10 Nisan 2020 - 15:12
5 dk okunma süresi
A
Büyüt
A
Küçült
Rus Şair Sergey YESENIN'in İntiharı

Bu bir;
Modern dansın kurucularından Amerikalı Isadora DUNCAN ve
Rus edebiyatının en önemli şairlerinden Sergey YESENIN’in,
Sonu intiharla biten Aşk hikayesidir aynı zamanda…

1921 yılının sonlarına doğru;
Ressam Gheorgi YAKULOV’un,
Kendi evinde verdiği partide karşılaştıklarında,
Isadora DUNCAN 44,
Sergey YESENIN ise henüz 26 yaşındaydı…

Eros, ikisinin de kalplerine oklarını fırlattı...

Isadora DUNCAN;
Kariyerinin zirvesinde,
Yaptığı işlerden sıkılıp,
Kendine yeni ufuklar açacak işlerin peşinde…

Sıradan tiyatro salonları yerine;
Katedrallerde, kiliselerde, tapınaklarda sahneye çıkıp,
Dini cemaatin önünde dans etmek isteyen,
Bir dünya sanatçısı...

Dansı kurumsallaştırmak için gittiği Moskova’da,
Rusya’nın klasik balede ulaşılabilecek en üst düzeye geldiğini fark eder….

Dansı gerçek yaşama uzak, yabancı kimliğinden çıkarıp;
Yaşamın içine sokmaya çalışan Isadora,
Küçük yaştaki çocuklar için Moskova’da dans okulu kurar…

Bu hikayenin diğer karakteri, Şair,
Rusya’nın Ryazan köyünde,
Çiftçi bir ailede yetişen Sergey YESENIN ise,
1918 yılında Moskova’ya taşınır ve
Ekspresyonizm,
Natüralizm,
Fütürizm,
Sürrealizm gibi akımlarla boğulan edebiyat dünyasına,
Yeni bir soluk kazandırmayı düşünen;
Silindir şapkalı,
Renkli kravatları,
Yerlere kadar uzanan atkıları,
Kareli ceketleri,
Gemici kasketleri giyimleriyle ilgi çeken,
Mayakovski'nin başını çektiği,
Edebiyatçı dostlarıyla birlikte;
Sanatta tek geçerli yasanın,
Yaşamı resim tasvirleriyle görünür kılmak olduğunu iddia ederek,
Resim tasvirini de Şiir’in en önemli unsuru olarak ortaya koyarlar…

1919 yılı başlarında,
İmajinistler olarak kuruluş manifestosunu yayımlarlar…

Isadora DUNCAN; dansı, yaşamının kaynağına oturturken,
Sergey YESENIN; devrimi, Rus Şiir’ine sokarak,
Çağdaşları tarafından hayranlıkla karşılanırlar…

Dansın Kraliçesi olarak bilinen
Ve “Dans, benim dinimdir…” diyen Isadora DUNCAN,
Sergey YESENIN’le tanışana kadar evliliğe hep karşıdır…

Sergey YESENIN ise;
Katı bir din eğitimiyle büyüdüğünden,
Birbirlerinden çok farklıdırlar aslında…

Aşk bu ya!...

Hep zıt kutupları çeker…

Önce Sergey’in sert tavırları etkiler Isadora’yı…

Isadora’nın asi karakteri, hırçınlığı ve güzelliği de,
Sergey’i…

Birbirleriyle vakit geçirdikçe,
Bir Aşk hikayesi başlar kendiliğinden
ve aralarındaki yaş farkını kapatırlar...

Yaş farkı da neymiş?

Kim ya da ne durabilir ki Aşk’ın karşısında?

Isadora DUNCAN,
Sergey YESENIN’e duyduğu hayranlığı etrafındakilere şöyle anlatır:

“Bu, beklediğim yegâne kişidir.
Bu, yaşam mutluluğumun son dirilişini borçlu olacağım büyük aşkımdır.”

Isadora’nın Sergey’e olan Aşk’ını,
Hayranlığını göstermekten çekinmeyip,
Her fırsatta dillendirmesi Sergey’in hoşuna gider…

Bu sefer de;
Isadora’nın rahat, uçuk tavırlarından etkilenir YESENIN…

Sergey’in gel-gitleri arasında geçen bir Aşk’tır bu…

Doğup büyüdüğü yerlerdeki kadınlar gibi alçak gönüllü,
Dindar, yumuşak biriyle bir yaşam kurmak isterken;
Isadora gibi istediğini elde etmek için bütün dişiliğini kullanan,
Vahşilik ve şefkat arasında gidip gelen birine aşık olmak etkiler Sergey’i…

Kimisinin başa çıkabildiği,
Kimisinin başa çıkamayıp derinlerinde boğulduğu;
Ama her büyük şair gibi,
Aforizmalarıyla birlikte yaşar Sergey de…

Kırılganlaşmanın yerini, sertleşme alır…

Arkadaşları arasında “Külhanbeyi” olarak bilinen;
Sergey’in başını döndüren Aşk,
Zamanla yerini krizlere bırakır…

Bir sabah Şiir okuyup,
Isadora’ya Aşk’ını ilan eden Sergey,
Ertesi gün onu evinden kovacak kadar değişmiştir artık…

Aslında değişim de değildir bu.
Var olanın;
Özgüvenle birlikte,
Ortaya çıkmasıdır bir yerde…

Sergey YESENIN’in bu sert karakteri;
Isadora’ya,
“2 insan arasındaki tutkulu duygular,
bir drama dönüşmediği takdirde bir şey ifade etmez”
dedirtecek kadar hoşuna gider…

Hayatı boyunca evlilik kurumuna karşı olan Isadora DUNCAN,
Sergey YESENIN’e’ e karşı koyamaz ve
“Evliliklerini;
Stalin’in politikalarına karşı Sergey’i Rusya’dan çıkarmak
ya da Sergey’in,
Isadora’nın şöhretinden faydalanmak için yaptıkları iddia edilse de,
2 Mayıs 1922’de evlenirler…

Bir zaman sonra aralarındaki kültür
ve yaş farkı sorun olmaya başlar...

Döneminin yeniliklerini izleyen,
Modern bir kadın olan Isadora ile,
Kadınlara karşı,
Köy geleneklerine bağlılığını sürdürmeye çalışan,
Sergey için evlilik;
Sahip olma arzusu,
Güvensizlik ve kıskançlık üçgeninde çatırdar...

Sergey’in giderek artan alkol bağımlılığı;
Artık Isadora için ayrılık düşüncesinin,
Filizlenmesine neden olur…

Arkadaşına yazdığı bir mektupta derdini şöyle anlatır Isadora:

“O’nun için o kadar uzun saatler ağlayıp inlemiştim ki,
Sanki içimdeki tüm insani acıma yeteneğim tükenmişti.”

İçinde hâlâ yaşam enerjisi bulunduran Isadora,
Alkol bağımlılığına hastalık derecesindeki şüpheciliği de eklenince,
Dayanılmaz biri olan Sergey’e daha fazla tahammül edemez artık…

Ve ayrılırlar…

Bu ayrılığa dayanamayan
ve kendini iyice alkole kaptıran Sergey,
Dostu Mayakovski’nin girişimleriyle,
Bir süre akıl hastanesinde tedavi görür…

Ve…………

1925 yılının,
27 Aralık gecesi,
Noel için hastaneden çıkıp,
Moskova’da kaldığı,
İngiltere Otel’inin odasında Şiir yazmak ister
Sergey YESENIN…

Mürekkep bulamaz…

Bıçakla çizdiği kolundan akan kanla;
Dostu Mayakovski’ye,
Son Şiir’ini yazar…

Ertesi sabah kahvaltı için otel görevlileri odaya girince;
Yere atılmış sigaralar,
Devrilmiş masa
ve gece lambasıyla birlikte,
Sergey YESENIN’i pencereye asılmış halde bulurlar…

Ve dostu Mayakovski’ye,
Kanıyla yazdığı son Şiir’ini…

Elveda dostum,
Elveda!...

Elveda sevgili dostum,
Elveda!...
Sen kökleri içimde uzanan…

Ayrılık yazılmış alnımıza;
İleride yine karşılaşırız, inan…

Elveda dostum,
El sıkışmadan!...
Sessizce…

Ne keder, ne tasa gerek:
Ölmek yeni bir şey değildir bu dünyada…

Ama yaşamak da,
Yeni bir şey olmasa gerek…

  


ANASAYFAYA DÖNMEK İÇİN TIKLAYINIZ
İlginizi Çekebilir
Eğitim-İş'ten Demokrasiye Sahip Çıkma Çağrısı: Butlan Yönetimlerini Kabul Etmiyoruz
Eğitim-İş'ten Demokrasiye Sahip Çıkma Çağrısı: Butlan Yönetimlerini Kabul Etmiyoruz
NERUDA ,
NERUDA , "POSTACI"NIN EFSANE REPLİĞİ VE NÂZIM'A YAZDIĞI ŞİİR...
Çameli'de Gökyüzünden Yağan Buz Üreticinin Umudunu Kırdı
Çameli'de Gökyüzünden Yağan Buz Üreticinin Umudunu Kırdı
Cengiz Bektaş Şiir Ödülü İçin Başvurular Başlıyor
Cengiz Bektaş Şiir Ödülü İçin Başvurular Başlıyor
Helal olsun jandarmaya
Helal olsun jandarmaya

Ana Sayfa
Yaşam
Denizli Haberleri
Gündem
DENİZLİ BŞB
Siyaset
Ekonomi
Asayiş
DTO
Spor
Dünya
Sağlık
Kültür-Sanat
Bilim ve Teknoloji
Magazin
Eğitim
Genel
Köşe Yazarları
Foto Galeri
Video Galeri
  • Rss
  • Künye
  • İletişim
  • Çerez Politikası
  • Gizlilik İlkeleri

Sitemizde bulunan yazı , video, fotoğraf ve haberlerin her hakkı saklıdır.İzinsiz veya kaynak gösterilemeden kullanılamaz.

Yazılım: Tumeva Bilişim