Senelerce sınıf başkanlığı yapmış bir adamın, yaşayacağı en büyük sarsıntıdır; sevdiği kızın ve en yakın arkadaşlarının sınıfın konuşanları arasında olması.Ulan ne gidip gülüp eğlenebilirsin onlarla ne de öğretmenin verdiği kutsal göreve ihanet edebilirsin.O öyle bir görevdir ki…Sürekli tutman gereken bi’ liste vardır elinde.Konuşanlar listesi yazar en üstünde, istemeye istemeye yazarsın.Öğretmenin sınıfta olmadığı her an, oturup arkadaşlarını ispiyonlamak için izler durursun sonra onları.Kim konuşuyor, kim yerinde oturmadı, kim sessizce çiçek olmadı diye bakarsın.Bu görev sınıf başkanının en temel ve zorlu görevidir.Gerçekten zordur, inanın!Yaşayan bilir.İşte sadece bir teneffüs önce simitinden kopardığım arkadaşlarımı sınıf içerisinde gülüp eğleniyorlar diye öğretmenime şikayet edip etmeme ikileminde kaldım yıllarca.Sizler için bu satırları yazarken, neden sürekli sınıf başkanı olurdum sorusunu hala cevaplayamıyorum.Bunun yanında güzel yanları da vardı elbette.Arkadaşlarımın yanında, sevdiğim kızı da,Yani ilk aşkımı da yazamazdım o kağıda asla.Görevimi ve öğretmenimi karşıma alır, çılgınca eğleniyorlarmış gibi gelen o güruhu AtibaHutchinson gibi sessizce toparlardım.İşte tam da bu andan sonra tarif edilemez bir gurur yaşardım.Bu gurur o zorlu göreve üstün geliyordu o dönem.Bu duygularla yapardım teneffüste simitli, ayranlı kahvaltımı.Zaten çoğu zaman da kimseyi yazamazdım o konuşanlar listesine.Halkımın sevebileceği türden bir başkandım yani.Sevdiğim kızın bana seçimlerde oy verecek olması da beni aday göstermeye yeterdi.Dayanamaz ve aday oluyordum her seferinde.Sonrasında ise en başta anlattığım durum…Zorlu fakat bi’ o kadar da güzel günlerdi. **Peki neden anlattım bunları size?Sanırım artık böyle içten duygularımız olabileceğine dair umutlarım kalmadığı için.İstanbul’a gidip mezarının başında dua ettikten sonra,Müslüm Baba’ya da söylemiştim aynılarını.‘’Her şey sınıf başkanıyken güzeldi de baba, büyüyünce neden işler değişti?’’ demiştim.Sonra akan gözyaşlarımdan ve çatallaşan sesimden beni duyabildiyse eğer gerçekten gururlanmıştır benimle, biliyorum.** Asla uslu bir öğrenci değildim.Bu da sınıf başkanlığına oynamam için bir başka büyük etkendi.Hem de çok büyük bir etken.O kadar haylazdım ki o listeyi tutan ben olursam eğer hiçbir zaman konuşanlar listesinde de olmayacağımı bilirdim.Geçerli bir sebep değil mi?Fakat sevdiğim kızın konuşanlar listesinde, benim sayemde olmayacak olması daha da geçerliydi.Selvi Boylum Al Yazmalım filminde, Asya’nın gözyaşlarından etkilenip bana Samet ismini koyan müthiş bir babanın, oğlu olma gurur ile düşünüyorum bunları.Ve şöyle ekliyorum:Unutmayın içtenlik, tüm olgulara üstün gelecektir.Peki, kim bilebilirdi daha sonra bir öğretmenlik fakültesinde okurken bulacağım kendimi.Stajyer olarak ilk dersime girdiğimde gözlerim hemen sınıfın başkanını aramıştı.Ve onu en arkada arkadaşlarıyla muhabbet ederken tanıdığımda içimde kader kavramına bir kez daha inandığım güzel duygular oluştu.Belki de o da öğretmeni gibi haylaz bir öğrenciydi.Ya da onun da en içten duygularla sevdiği bir kız vardı sınıfta.Ve hiç düşünmeden öğretmeni gibi sınıf başkanı olmayı seçti belki o da, bilmiyorum.‘’Memnun oldum Mehmet’’ derken usulca gülümsemiştim ona.**Sınıf başkanlığına aday olmak gibi içtenlikle atıldığım birçok davranış vardı hayatımda.Hep yenilerini ekledim.Ve şimdi düşünüyorum da hiçbiri için pişman değilim.Sadece içten olduğu için, değer verdiğim için yaptım tümünü.Ramazan’da oruç tutacak ya da tutmayacak olsam da annemle sahur yapmak için tüm sahurlara kalkmaya çalıştım.Üniversitede, son sınıfa geçene kadar, teneffüs zilinin olması gerektiğini savundum.Telefonla kısa filmler çekip hayallerimi anlatmaya çalıştım.Sanat asla sanat için olamaz halk için olmayan ne var ki zaten dedim durdum.Bazı şeyler böyle işte, nedensiz güzel.Sadece inandığın ve içten olduğu bildiğin için kıymetli.**Hatta bazen kavgalar bile öyle.Dört cam otomatiği olan arabama ışıklarda yanaşıp, elleriyle cam aç işareti yaptıktan sonra‘’Hemşehrim şu farlarını aç yahu böyle araba mı kullanılır? ‘’ diye sitem edip,‘’Kusura bakma, hakkını helal et gene de, hadi hayırlı geceler’’ deyip yanımdan ayrılan amcayla karşılaştığımda anlamıştım.İşte O amca kırmızıdan yeşile geçecek olan sarı ışıkta acele edip korna bassa bile olurdu.Konuşur anlaşırız nasılsa onunla. İşte bu yüzden;Unutmayın!İçtenlik, tüm olgulara üstün gelecektir.
Genel
Yayınlanma: 10 Kasım 2017 - 09:26
Güncelleme: 10 Kasım 2017 - 10:49
SADECE İÇTEN
Samet Önder'in köşe yazısını okumak için tıklayınız
Genel
10 Kasım 2017 - 09:26
Güncelleme: 10 Kasım 2017 - 10:49




