Savaşma, İthal Etme... Üret, İhraç Et!
Reklam

Savaşma, İthal Etme... Üret, İhraç Et!

Nilüfer Fatma Aydemir'in yazısını okumak için tıklayın...

Savaşma, İthal Etme... Üret, İhraç Et!

Nilüfer Fatma Aydemir'in yazısını okumak için tıklayın...

Savaşma, İthal Etme... Üret, İhraç Et!
11 Temmuz 2019 - 16:03

Tüketim toplumuna evrilen bizler; yerleşik hayata geçmeden tarımsal üretim yapan, köpek ve at gibi hayvanları evcilleştiren neslin devamı sayılabilir miyiz?

Peki, üretimden miras topraklarının bölüşümü,  küçük parçalı toprak varlığı,  girdi maliyetlerinde ki artış,… yasal zorunluluklar gibi nedenlerle vazgeçen insanımız toplayıcı ve avcı olmaktan vazgeçmeyecek mi?

Hadi öyleyse dengesizlikler içinde ki dengelere bir bakalım… bir de kıyas için örnek verelim.

Türkiye'nin savunma bütçesi 2019 yılı için 102.8 milyar TL olarak belirlenirken Stockholm Barış Araştırmaları Enstitüsü'nün 2018 askeri savunma raporunda 19 milyar dolar harcama yaptığımız ve 15.'nci sırayı koruduğunuza yer verilmiş. Gündemi işgal eden S400 füzelerinin ülkeye maliyeti 2 milyon doların üzerinde... Peki ya tarıma ayrılan yıllık bütçe? Bir önceki yıla göre 3 milyar TL azaltılarak sözde tarım bütçemiz 26,5 milyar TL’ye düşürülmüş… müş. Traji-komik!

Aynı zamanda savaş, şiddet,  çatışma, insan hakları ihlali... ve yoksulluk gibi sebeplerle ülkelerini terk eden 4 milyon kayıtlı yani resmi makamlarca bilinen insanı misafir ediyoruz. Bilinmeyen? İşte onlarda, tarım sektörü başta olmak üzere pek çok sektörde kaçak ve ucuz çalıştırılmaktayız… İnsani sayılabilirse tarımda, mevsimlik işçi statüsündeler notunu düşelim isterim...

Ulu Önder Gazi M.Kemal 1931 yılında şöyle diyor: "Bugüne kadar devam eden savaşlar, ne yazık ki çiftçiliğimizi çok geri bırakmıştır. Bundan sonra, bu gibi sakat hareketlerden kaçınacağız. Memleketin evlâtlarını uzun zamanlar silâh altında bulundurmak suretiyle toprağında çalışmaktan, ailesi ile birlikte bulunup çalışmaktan mahrum etmeyeceğiz."

Çalışmak, üretmek... ve kalkınmaktan başka gayesi yok, sakat dediği savaş mı? "Yurtta barış, dünyada barış" söylemi ile yeterince açık. Tabi anlayanına.

 Ülke tarımına "Fransız kalmak" nasıl bir de ona bakalım: Fransa, Avrupa ülkeleri içinde tarımsal gelirde 1.'nci sırada ve tarımsal ihracatta dünya 2.'ncisi. 65 milyonluk Fransa'nın 1 milyon kayıtlı çiftçisi var. Çiftçisine verdiği destek ise, 11 milyar doların üzerinde! Üstelik Fransız çiftçisi örgütçü bir yapıya sahip. Sendikaları ve kooperatifleri ülkenin tarım politikasını belirleyici rolde. Sık sık yazılı ve görsel basındaki eylemleri ise taktirlik. Çünkü bilinçliler. Ürettiklerini değerinde satmak için ve tüm diğer haklarını savunmak için Paris sokaklarını korkusuzca işgal edebiliyorlar. Biz de yok, yok! Göçmenlikte ise tarımdan farklı olarak cömert değiller...

Fransa deyipte meşhur Roquefort kasabasından adını alan Rokfor peynirden söz etmemezlik olmaz değil mi? Dünyanın en pahalı peynirlerinden. Fransa'ya özgü olan Larzac koyun ırkının sütünden elde ediliyor ve penisilin içerikli küflü bu peynir mağaralarda mayalama geleneğini sürdürerek, devlet denetiminde üretilmekte... ihracatı ile tek başına ülkesinin ekonomisine katkısı bizim tarım bütçesinden daha çok. Fransa'da 200 civarı peynir çeşidi daha yapılmakta. Her biri ülke ekonomisi için nimet…

Özetle üretmek, örgütlenmek... ve birleşmek zorundayız, savaşmak değil!

YORUMLAR

  • 0 Yorum
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR x
“ALKIŞLANACAK PROJEYİ GÖLGELETMEM”
“ALKIŞLANACAK PROJEYİ GÖLGELETMEM”
6 yılda büyüyen 38 cm büyüklüğünde ki tümör doktorları bile hayrete düşürdü
6 yılda büyüyen 38 cm büyüklüğünde ki tümör doktorları...