Denizli aylardır tuhaf bir oyunu izliyor. Sahne kurulmuş, dekor hazır, roller dağıtılmış… Ama ortada tek bir sorun var:
Denizli Şehir Hastanesi.
Ya da daha doğru ifadeyle, “Şehir Hastanesi diye anlatılan ama bir türlü ortaya çıkamayan proje.”
Ve bu hikâyede en garip olan şey şu:
Ortada aylarca konuşulan “su krizi” vardı. Ama meğer su varmış, kriz yokmuş.
SU YALANI ÇÖKTÜ
Aylar boyunca kamuoyuna aynı cümle tekrar edildi.
Muhammet Subaşıoğlu, Nihat Zeybekci ve İl Sağlık Müdürü Berna Öztürk adeta koro halinde aynı gerekçeyi dile getirdi:
“Büyükşehir Belediyesi suyu bağlamıyor, o yüzden hastaneyi açamıyoruz.”
Hikâye buydu.
Ama gerçek, kapalı kapıların arkasında saklanamayacak kadar basitti.
CHP İl Başkanı Ali Osman Horzum basınla birlikte hastanenin kapısına gittiğinde içeri alınmadı.
Kapılar kilitlendi.
Sorular cevapsız bırakıldı.
Horzum’un sorduğu soru çok basitti:
“Muhammet Subaşıoğlu’nun girdiği yere ben neden giremiyorum?”
Cevap yok.
Ama kapıdaki yetkililer bir şeyi inkâr edemedi:
Suyun aylardır bağlı olduğu gerçeğini.
Yani aylardır Denizli’ye anlatılan hikâye çöktü.
Su var.
Vana açık.
Peki o zaman asıl soru geliyor:
Hastane nerede?
BÜYÜKŞEHİR GÖREVİNİ YAPTI
Gerçek şu:
Denizli Büyükşehir Belediyesi üzerine düşeni yaptı.
Başkan Bülent Nuri Çavuşoğlu, teknik olarak yapılması gereken altyapı işlerini yerine getirdi ve su bağlantısı sağlandı.
Yani ortada belediyeden kaynaklanan bir sorun yok.
Ama buna rağmen aylarca kamuoyuna “hastane açılmıyor çünkü su yok” masalı neden anlatıldı günlerce?
ŞEHİR HASTANESİ Mİ, SAHRA HASTANESİ Mİ?
İşin bir başka tarafı daha var.
Denizli halkına “açılıyor” diye anlatılan yapı aslında bir Şehir Hastanesi değil.
Gerçek şehir hastanesinin kaba inşaatı bile tamamlanmış değil.
Peki açılacağı söylenen yapı ne?
İki katlı bir sağlık binası.
Bir afet anında kurulacak sahra hastanesine benzeyen bir yapı.
Buna “Şehir Hastanesi” demek, kelimenin tam anlamıyla Denizli halkının aklıyla alay etmektir.
Yarın vatandaş o kapıdan içeri girdiğinde şu soruyu soracak:
“Devasa şehir hastanesi bu mu?”
Bu soruya verilecek bir cevap var mı?
YATAK SAYISI NEDEN DÜŞÜYOR?
Denizli Devlet Hastanesi zaten yıllardır yoğun.
Randevu bulmak zor.
Koridorlar dolu.
Doktorlar yük altında.
Buna rağmen yeni açılacağı söylenen yapının yatak kapasitesinin 800–900’lerden 400–500’lere düştüğü konuşuluyor.
Bu bir büyüme mi?
Hayır.
Bu düpedüz küçülme.
Koca bir şehrin sağlık kapasitesini yarıya düşürüp buna “müjde” demek, vatandaşa hizmet değil planlama fiyaskosudur.
ASIL SORUN: PLANLAMA YOK
Denizli’de yıllardır bilinen bir gerçek vardı.
Mevcut hastane için deprem dayanıklılığı raporları tartışma konusu olmuştu.
Bu durum yeni hastanenin hızla tamamlanmasını gerektiriyordu.
Hatta hem Devlet Hastanesi'nin hem de Diş Hastanesi'nin iki ay aralıklarla tavanı resmen çöktü...
Ama aradan geçen yıllara rağmen proje bitmedi.
On yıl geçti.
On yıl boyunca bir hastane tamamlanamadı.
Ve şimdi bütün bu gecikmenin üstü “su meselesi” ile kapatılmaya çalışıldı.
Ama o perde de düştü.
BECERİKSİZLİK PERDESİ
Bugün Denizli’de konuşulan mesele artık çok net:
Sorun su değil.
Sorun yönetim becerisi.
Bir şehir hastanesini yıllarca bitiremeyen,
planlamayı zamanında yapamayan,
kapasiteyi büyütmek yerine küçülten,
ve sonunda su bahanesine sığınan bir anlayış var.
Üstelik bu süreçte kamuoyuna yanlış bilgi verilmiş olması meselenin en ağır tarafı.
Onlarca Güvenlik Görevlisi Neden Burada Görevlendirildi?
Şimdi Denizli kulislerinde konuşulan başka bir soru daha var.
Henüz kapıları açılmamış, hastası olmayan, bir hastane için onlarca güvenlik görevlisinin burası için görevlendirildiği söyleniyor...
Doğal olarak herkes aynı soruyu soruyor:
Neyi koruyorsunuz?
Ortada tam anlamıyla hizmet veren bir hastane yok.
Hasta yok.
Yoğunluk yok.
Peki o zaman o kadar güvenlik görevlisi kimin için görevde?
Boş bir binayı mı koruyorlar?
Yoksa Denizli’ye “şehir hastanesi açılıyor” diye anlatılan hikâyenin gerçeğinin içeride görülmemesi için mi bu kadar sıkı bir güvenlik önlemi alındı?
Çünkü CHP Denizli İl Başkanı Ali Osman Horzum kapıya gittiğinde içeri alınmadı.
Basın kapıya geldiğinde içeri alınmadı.
Kapılar kilitli, sorular cevapsız.
Ama bir gerçek var ki, o kapıların ardında ne saklanırsa saklansın değişmez:
Gerçekler kilitlenmez.
Gerçekler gizlenmez.
Denizli halkı o kapıların arkasında ne olduğunu er ya da geç görecek.
SON SORU
Şimdi Denizli halkı şu soruyu soruyor:
Su bağlıysa…
Hastane neden yok?
Ve daha önemlisi:
Bu beceriksizliğin sorumluluğunu kim üstlenecek?
Çünkü gerçek şu:
Kapıları kilitleyebilirsiniz.
Basını içeri almayabilirsiniz.
Ama bir şehrin hafızasını susturamazsınız.
Denizli artık masal dinlemek istemiyor.
Denizli hastane istiyor.




