Değerli Dostlarım, Değerli Denizliekspres Okurları,
22 ağustos gecesi Giresun ilimizde meydana gelen sel, gün ağarınca tam anlamıyla bir felaket olduğu anlaşıldı. Manzara gerçekten korkunçtu. Sel önünde ne bulduysa, alıp götürmüştü.
Selin ilk anlarında tıkanan menfezi açmaya giden kepçe operatörü ile jandarma aracında bulunan askerlerimiz suya kapıldılar. Askerlerimiz ve kepçe operatörünün cansız bedenlerine ulaşıldı. Selde yaralananlara ulaşılıp, tedavilerine başlanırken, kaybolan vatandaşlarımıza ulaşılmaya çalışılıyor. Şehitlerimize Allah’tan rahmet diliyorum. Mekanları cennet olsun.
Selin zararlarını telafi edebilmek için devletimiz tüm imkanlarıyla bölgede. Maddi zararların telafisi mümkündür, lâkinyiten canlar geri gelmesi mümkün değildir!
Sel bir doğal afet mi? Gelin bu sorunun yanıtını birlikte bulalım!
Öncelikle selin yaşandığı bölge ve tüm Karadeniz bölgesi coğrafi yapısı itibariyle dağlık ve dağların arasından akan yüzlere derelerden oluşmaktadır.
2014 yılında ailecek bir doğu Karadeniz turu yapmıştım. Bölgeyi neredeyse her yerini 10 gün karış karış dolaştım. Fındık ve çay bahçeleri ile yaylaları bir doğa harikası idi. Şırıl şırıl akan derelerin sesi insanı mest ediyordu.
Uzun yıllar inşaat mühendisliğinde ders veren bir akademisyen olarak gezdiğim yerlerin yapılaşmasına dabir göz atarım. Doğu Karadeniz’de gördüğüm manzara ise tam bir çarpık yapılaşma örneğiydi.
Yaşanan ve görmeyi arzu etmediğimiz Giresun’daki bu felaket aslında bağıra çağıra göz göre göre gelmişti. Fakat bizler kulağımızı tıkadık, gözümüzü kapayıp görmezden geldik. Tâ ki sel bizi alıp götürünceye kadar!
İnanın afet bölgesindeki fotoğrafları görünce yapılan mühendislik ve şehircilik hataları karşısında insan şok oluyor!
Defalarca yaşanan bu seller bizim için doğal afet olmuş! Kanıksamış bir halde teslim olmuşuz!
Önceki yaşanan depremlerden ders almadığımız gibi,geçmişte yaşanan sellerden de maalesef ders almadık!Alsaydık yaşanmazdı herhalde!
Yıllardır yapılan hatalar zinciri konunun uzmanları tarafından dile getirildi:
-Dere yataklarının üzerine yapılan köprü ve sel menfezlerinin küçük dar ve dayanıksız yapılması
-Toprak kayması ve heyelan riski olan yerlerin yerleşime açılması
-Yamaçlarda dere yataklarında yüksek katlı binaların yapılmasına göz yumulması,
-Riskli ve kaçak binaların imar affı kapsamına alınması
-Kamu binalarının yerleşim yerlerinin seçiminde de yukarıda sıralanan hataların tekrar edilmesi
-Yağmur ishale hatlarının ıslah edilmemesi, yapısal olarak hatalı imal edilmesi veya yetersizliği
-HES adı verilen hidrolik elektrik santrallerinin bölge ve yurdumun insanlarının karşı çıkmasına rağmen yapılması nedeniyle derelerin yapısının bozulması, debilerinin artarak taşkınları tetiklemesi
-Ormanları tahrip edilmesi veya yok edilmesi yüzünden meydana gelen erozyon, toprak kayması ve heyelanların sık sık yaşanması
Değerli Dostlarım, Değerli Denizliekspres Okurları,
Giresun’daki yaşanan bu vahim sel hadisesi ne ilk ne de son olacaktır, şayet gerekli tedbirler alınmazsa!
Devlet kurumları, bilim insanlarının önerilerini dikkate alarak, koordineli çalışarak öncelikli riskli bölgeler için acil olarak afet eylem planlarını hayata geçirmesi gerekmektedir!
İktidarı, muhalefeti, ittifakı her kim olursa olsun bu konu siyasete malzeme ve alet edilemez!
Dünyada iklim değişikliklerinin yaşanmasına neden olan insanoğlu şapkasını önüne koyup, bir kere daha düşünmesi gerekiyor! Doğadan aldığını doğaya vermemenin bedelini ağır bir şekilde ödüyor!
Yaşadığımız bu ve benzeri sellerden sonra “Seller bir doğal afet mi?” sorusunun cevabını bulduğunuzu umarım.
24.08.2020
Doç. Dr. Şevket CİVELEK




