• Künye
  • İletişim
  • Çerez Politikası
  • Gizlilik İlkeleri
Anasayfa
  • Yaşam
  • Denizli Haberleri
    ÇameliPamukkale MerkezefendiAcıpayamBeyağaçBozkurtÇalÇardakGüneyHonazKaleSerinhisarTavasBuldanÇivrilBekilliBabadağBaklanSarayköy
  • Gündem
  • DENİZLİ BŞB
  • Siyaset
    Adalet ve Kalkınma PartisiCumhuriyet Halk PartisiİYİ PartiMilliyetçi Hareket PartisiDiğer Partiler
  • Ekonomi
  • Asayiş
  • DTO
  • Spor Dünya Sağlık Kültür-Sanat Bilim ve Teknoloji Magazin Eğitim Genel
  • Ara
A
Büyüt
A
Küçült
  1. Haberler
  2. Genel
  3. Tıp Bilimi
Genel
Yayınlanma: 15 Mart 2020 - 14:39

Tıp Bilimi

Şadan Gökovalı'nın yazısını okumak için tıklayın...

Genel
15 Mart 2020 - 14:39
3 dk okunma süresi
A
Büyüt
A
Küçült
Tıp Bilimi

"Halk İçinde mutaber bir nesne yok devlet gibi
Olmaya devlet cihanda bir nefes sıhhat gibi.”
(Muhibbi: Kanuni Sultan Süleyman)

Hastalıkları iyileştirmek, hafifletmek veya önlemek amacıyla başvurulan teknik ve bilimsel çalışmaların tümüne “Tıp” diyoruz.
Arapça çıkışlı olan bu sözcüğün özgün biçimi “tıbb”.
Bunun yerine Türkçe bir sözcük bulunamamış.
Dilimizde “otacı”, ”otamak” kelimeleri varsa da bunlar, çeşitli bitkilerle tedavi uygulayan kişiler için halk arasında “hekim” veya “eczacı” anlamında kullanılan bir unvanlar.
Tıp biliminin kurucu olarak, sıfırdan önce V.II’da komşumuz Kos’ta (İstanköy) yaşamış olan Hippokrates kabul ediliyor. Kendisi Hekim Heraklides’in oğlu olup, mesleği ondan öğrenmiş, İonia’yı (Batı Anaddolu) gezerek yeni bilgilerle donanmış. Meslekteki temel ilkesi “Primum non nocere” (önce zarar verme) idi. Çağdaşı Platon (Eflatun) onun, öğrencilerine para ile ders verdiğini, bu yolla heykeltraş Phidias ve Polykleitos kadar üne kavuştuğunu yazar.
Yine o, “sınamaya dayalı tıbbın öncüsü” sayılıyor.
Yani o, hastaya elinde hazır bulunan ilaçları sırayla veriyor, buna karşılık, “Bergama’nın büyük evladı Calinus (Galen) Hekim, tanıya (teşhis) dayalı doktorluğun öncüsü sayılıyor. O kadar ki; boynunda, “Romanın imparatorundan hekimlerin imparatoruna” yazılı altın kolye taşıyordu.
Bizim kültürümüzdeki Lokman Hekim’in, Hekim Galen olduğu yolunda görüşler vardır.
Bugün hekimler mesleğe ilk adım atarken “ Hipokrat Andı” içerler.
Bu yemin, mitolojinin tanrı ve tanrıçalarını yüceltir.
Şöyle başlar:
“Hakim Apollon Assculapius, Hygia Pancea ile bütün tanrı ve tanrıçalar adına and içerim…”
Hekimlerimizin, üç yıl öncesine dek, ettikleri yemin;
“Tıp fakültesinden aldığım bu diplomanın bana kazandırdığı statü, hak ve yetkileri kötüye kullanmayacağıma, hayatımı insanlık hizmetine adayacağıma, hastalarımı memnun edeceğime, insan hayatına mutlak saygı göstereceğime...” sözleriyle başlıyordu.
Dünya Tabipler Birliğinin aldığı değişiklik kararı, Türk Tabipler Birliği’nin Ekim 2017’de yapılan 68. Genel Kurul toplantısında kabul edildi.
Yeni metin şöyle başlıyor:
Hekimlik mesleğinin bir üyesi olarak, yaşamımı insanlığın hizmetine her zaman öncelik vereceğime, Hastamın sağlığına ve esenliğine her zaman öncelik vereceğime…”
Hayli uzunca olan yemin, şu sözlerle bitiyor: “Hizmeti en yüksekte tutabilmek için kendi sağlığımı, esenliğimi ve mesleki yetkinliğimi korumaya dikkat edeceğime, Tehdit ediliyor olsam bile, tıbbi bilgimi, insan haklarını ve bireysel özgürlükleri çiğnemek için kullanmayacağıma, ant içerim.”
Günümüzde pek çok meslek, ilişki ve konu hakkında özel günler belirlenip değerlendiriliyor. Bazı mağdur durumdakiler için dikkat çekiliyor. Kimi zaman sevgi gösterileri yapılıyor. Bizde tıp eğitiminin başlangıcı, II. Mahmut döneminde dayandırılıyor.
Onun zamanında, Hekimbaşı Mustafa Behçet’in önerisiyle, ilk cerrahhanenin, Şehzadebaşı Tulumbacıbaşı Konağında başladığı 14 Mart 1827, modern tıp eğitiminin başladığı tarih olarak kabul edildi.
İlk Tıp Bayramı ise,
1919 yılı 14 Mart günü kutlandı.
Halen bu tarihte değerlendirilmekte olan tıp bayramının amacı; hayatımızı kendilerine emanet ettiğimiz sağlık personelinin sorunlarına dikkat çekmek, bir anlamda onlara moral desteği vermek.
Büyük Atatürk’ün, “Beni Türk hekimlerine emanet ediniz” özlü sözünü unutmayalım ve doktorlarımızın ve tüm mensuplarımızın daha güvenli ve gönençli günlere kavuşmalarını dileyelim.
Dileriz böyle olsun.


Ağır Hasta
Üfleme bana anneciğim korkuyorum,
Dua edip edip geceleri.
Hastayım ama ne kadar güzel
Gidiyor yüzer gibi, vücudumun bir yeri.
Niçin böyle örtmüşler üstümü
Çok muntazam, ki bana hüzün verir.
Ağarırken uzak rüzgarlar içinde
Oyuncaklar gibi şehir.
Gözlerim örtük fakat yüzümle görüyorum
Ağlıyorsun, nur gibi
Beraber duyuyoruz yavaş ve tenha
Duvardaki resimlerle, nasibi.
Anneciğim, büyüyorum ben şimdi,
Büyüyor göllerde kamış.
Fakat değnekten atım nerde
Kardeşim su versin ona, susamış.
(Fazıl Hüsnü Dağlarca)

ANASAYFAYA DÖNMEK İÇİN TIKLAYINIZ
İlginizi Çekebilir
Çameli'de Gökyüzünden Yağan Buz Üreticinin Umudunu Kırdı
Çameli'de Gökyüzünden Yağan Buz Üreticinin Umudunu Kırdı
Cengiz Bektaş Şiir Ödülü İçin Başvurular Başlıyor
Cengiz Bektaş Şiir Ödülü İçin Başvurular Başlıyor
Denizli Cumhuriyet Başsavcılığına Mustafa Akbulut Atandı
Denizli Cumhuriyet Başsavcılığına Mustafa Akbulut Atandı
Uçaklı Fakülte'de sorular büyüyor: Neden hâlâ kazma vurulmadı?
Uçaklı Fakülte'de sorular büyüyor: Neden hâlâ kazma vurulmadı?
Buldan deve güreşleri korona virüsü tedbirleri kapsamında iptal edildi
Buldan deve güreşleri korona virüsü tedbirleri kapsamında iptal edildi

Ana Sayfa
Yaşam
Denizli Haberleri
Gündem
DENİZLİ BŞB
Siyaset
Ekonomi
Asayiş
DTO
Spor
Dünya
Sağlık
Kültür-Sanat
Bilim ve Teknoloji
Magazin
Eğitim
Genel
Köşe Yazarları
Foto Galeri
Video Galeri
  • Rss
  • Künye
  • İletişim
  • Çerez Politikası
  • Gizlilik İlkeleri

Sitemizde bulunan yazı , video, fotoğraf ve haberlerin her hakkı saklıdır.İzinsiz veya kaynak gösterilemeden kullanılamaz.

Yazılım: Tumeva Bilişim