İzmir Milletvekilleri, İzmir İl Başkanı DenizYücel, Büyükşehir Belediye Başkanı Tunç Soyer, İlçe Belediye Başkanları, İl veİlçe örgütünün katılımıyla gerçekleştirilen toplantıda; toplumsal barışınimkanları, insan hakları temelli politikalar, somut adımlar değerlendirildi. Ardındangerçekleştirilen basın toplantısında 1 Eylül Dünya Barış günü mesajlarınıpaylaşan Gülizar Biçer Karaca, şunları söyledi:
TOPLUMSAL GÜVENİ YENİDEN İNŞAA ETMELİYİZ
Toplumunyüzde 50’sinden fazlası “yargının kişiye göre karar verdiğini” düşünüyor. Her10 kişiden 3’ü yargının doğru karar vereceğine inanmıyor. Yüzde 50’sindenfazlası yargının siyasallaştığını, yargı mensuplarının baskı altında olduğunu,her 5 kişiden biri kanunların kendini koruyamaz hale geldiğini düşünüyor. Her 5kişiden 3’ü kendinin ötekileştirildiğini, ayrımcılığa maruz kaldığını, kendini ikincisınıf vatandaş olarak gördüğünü söylüyor. Basın özgürlüğü, toplantı ve gösteriyürüyüşü hakkında, eğitim, sağlık, çalışma, barınma hakkında gelinen nokta, neyazık ki verilen rakamlardan çok farklı değil.
TOPLUMSAL BARIŞIN KALICILIĞI İÇİN MÜCADELE
Bizlerbarışı yeniden tanımlamak sorumluluğu taşıyoruz. Savaşın olmadığı, silahlarınsustuğu sözde barış zamanlarında gerçekten toplumda kalıcı bir barış havasıhakim midir? Özgürlüklerden, toplumsal huzurdan, insan haklarından sözedebilmek ne yazık ki mümkün değil. 5 temel sorunumuzdan biri toplumsal barış,toplumsal barışın tesisi için ise demokrasi ve insan hakları olmazsaolmazımızdır. Hiç kimse CHP anlayışında, etnik kökeni, siyasi düşüncesi, dini,inancı, kimliği, cinsiyeti her ne olursa olsun ötekileştirilemez.
HAK İHLALLERİNİN ÖNLENMESİ ESASTIR
Yoksullukyüzünden eğitim hakkına erişemeyen, sağlıklı beslenmeden mahrum kalanparasızlık yüzünden mahrum olan çocuklarımızın yanında Saray şürekasınınçocuklarının olduğu bir ülkede toplumsal barıştan söz edemeyiz. Tedavi edilmehakkına erişmek isteyen kanser hastalarımızın yaşadığı hasta hakları ihlallerivarken, engelli vatandaşlarımızın yerleşmesi gereken engelli kadroları boştutulup çalışma hakkından mahrum bırakılıyorken, bakım yükünün yüklendiğikadınlar çalışma hayatından koparılıyorken, halkın haber alma özgürlüğüneipotek konuyorken toplumsal barışın tesisinden söz etmek mümkün değildir.




