“Evinizin eşiğini temizlemeden, komşunun damındaki
karlardan yakınmayınız.” Konfüçyüs.
“Arslan yattığı yerden belli olur.” Atasözü.
“Misafir gelecekmiş gibi evini, ölüm gelecekmiş gibi
kalbini temiz tut.” Mevlana.
Yer, mekân, beden, ruh… Biz insanlar, bu saydıklarımın
temizini, pakını ve safını sever ve hatta böylesini arar, böylesini isteriz.
İsteriz, istemesine de… Peki, temiz ve ari olması için gayret eder miyiz?
Yerlerin, bedenlerin ya da ruhların temizliği için gereğini yerine getirir
miyiz ya da üzerimize düşenleri yapar mıyız yeterince?

Yazımın girişini süsleyen sözlere uygun yaşayanlarımız
elbet ki var yaşamlarımızda… Sizlerin de vardır. Ama bakın ne anlatacağım;
İzmir’in, hatta ülkemizin asırlık kulüpleri Altınordu ve
Altay, TFF 1.Ligden, Türkiye Süper Ligine terfi edecekleri son doksan
dakikalarını oynayacaklar. Ve kesindir ki, en az bir sezon, birbirleri ile lig
maçlarında karşılaşmayacaklar. Belki de önümüzdeki sezon sonunda tekrar bir
araya gelirler ve elbet ki en büyük dileğim, bu birlikteliğin Süper Ligde sürmesi
yönündedir. Tıpkı, “final olan bu son doksan dakika, İzmir’i Süper Lige taşısın”
dileğimde olduğu gibi… Tüm İzmir’in gönlünden geçen bu dilek, bir kez
gerçekleşti! Bir kez daha neden olmasın?
Dileğimden, yarı finalde Samsunspor’u eleyerek, İzmir’in
Süper Lige yükselmesine sebep olan, iki taraftan biri; Altınordu’ya geçiyorum;
Ve hatta,Samsun’un yeni stadında Samsunspor’u
elediklerimaçınardından çekilen boş bir oda fotoğrafına… Ancak tertemiz bir
fotoğraf; bir soyunma odasının fotosu… Sanırsınız; henüz herhangi bir müsabaka
oynanmamış ya da oynanacak olan maça futbolcularını bekliyor. Gelin odası gibi,
pak… Rakibi ile berabere kalmasına rağmen, ilk maçın üstünlüğü ile finale çıkan
konuk ekip Altınordu’nun soyunma odasının fotosu… Maç öncesi değil, maçtan
sonra, finale adını yazdıran konuk Altınordu…Dikkat ediniz; 1. Ligden Süper
Lige çıkış maçlarının son doksanına adım atıyorsunuz ve soyunma odasını
tertemiz bırakıp, öyle terkediyorsunuz stadı…

Elbet ki bu bir mantalite meselesi… Bir özümseme… Bir
yaşam çizgisi… Ve umuyorum ki, Altınordu’lu çocuklar, gençler, tüm hayatlarına
yayarlar bu anlayışı… Basit bir dağınıklığı toparlama veya kiri, pasağı bertaraf
etme değil bu! İnanın…
Peki, nereden kalma bir anlayış bu? Kim, ne demiş ki,
Altınordulular, A Takımdan alt yaş gruplarına kadar bu tarz temiz bir zihniyetle
çalışıyorlar?
Şu anda takımın başındaki A Takım hocaları Hüseyin
Eroğlu… Ve Hüseyin Hocanın ağabeyi, Altınordu Futbol Akademisi idari direktörü Halit
Eroğlu…Elbet ki, bu iki ismin ortak bir özellikleri var; Çamdibigücü…
İzmirli futbol camiası Çamdibi semtini çok iyi bilir; sporcu
beşiğidir. Çamdibi deyince, Yeşilova ve Altındağ’ı da kapsayacak şekilde
anlatılır ve Bornova’nın neredeyse yarısıdır. Kimler yetişmemiştir ki,
Semihler, Onurlar, Çağdaşlar, Aliler, Erenler… Yetmemiştir, bu bölge,
futbolcular dışında farklı branşlarda da sporcular ve hatta yöneticiler,
öğreticiler de Türk sporuna armağan etmiştir. İşte, Hüseyin ve Halit Eroğlu
kardeşler de bu örneklerden en yukarılara, bileklerinin hakkıyla tırmananlardan
sadece ikisidir.

Çamdibigücü ise, yukarıda betimlediğim Çamdibi semtinin
sakin ama eski ekiplerindendir. Ve Çamdibigücü ismi ile özdeş olan Lütfü
Cihaner hocamızdır. Sayısız futbolcu ve sayısız adam yetişmiştir Türk
futboluna… Futbolculuğu zamanında Tarsus İdman Yurdu Kulübünün unutulmazları
arasına girmiştir. Şimdilerde dinleniyor kendisi. Normal; yılların yorgunluğu
var üzerinde. Çamdibigücüise elbet ki emin ellerde… Lütfü ağabeyin, tıpkı
Hüseyin Eroğlu gibi eski bir talebesi olan Kadir Yaşar altyapı hamleleri ile
Çamdibigücü efsanesini,ailesi ile birlikte yaşatmaya devam ediyor. Bahsini
ettiğim Lütfü Cihanerağabey, Hüseyin ve Halit Eroğlu’nun da Altınordu’da
uyguladıkları, soyunma odasını, maç içerisinde kulübe ve çevresini temiz tutma
alışkanlıklarını uzun yıllar, amatör sahalarda uygulayan ender
hocalarımızdandır. Doğaldır ki, Eroğlu kardeşler, sonraları birlikte A Takımda
da forma giydikleri, çalıştırıcı olduklarıÇamdibigücü’nden bu anlayışla
ayrılmışlardır.
Çamdibi semtindeki takımların bir kısmında, soyunma
odasını ve yedek kulübesini temiz tutan bu anlayışın hala devam etmekte
olduğunu yazmalıyım; Altınırmak Spor Kulübünün her şeyi olan Hilmi Bayer, Pınargücü’nden
Yalçın ve Levent Hocalarım, Çamdibispor’dan Kaan Yılmaz, Altınok’tan Nedim
Hocam bu konuda aklıma ilk gelenler…
Son doksan dakikaya dönelim mi? Elbet ki, herkesin
gönlünde bir aslan yatıyor. Ve inanıyorum ki, geçen haftaya kadar “finale kim
kalsın” sorusunun cevabı, “iki İzmirli kalsın da, gerisi önemli değil”
şeklindeydi… Vakit tamam; şimdi tercih zamanı… Ben ise tercihimi, sahaya,yüreğini
en temiz şekilde yansıtacak olandan yana kullanıyorum.