• Künye
  • İletişim
  • Çerez Politikası
  • Gizlilik İlkeleri
Anasayfa
  • Yaşam
  • Denizli Haberleri
    ÇameliPamukkale MerkezefendiAcıpayamBeyağaçBozkurtÇalÇardakGüneyHonazKaleSerinhisarTavasBuldanÇivrilBekilliBabadağBaklanSarayköy
  • Gündem
  • DENİZLİ BŞB
  • Siyaset
    Adalet ve Kalkınma PartisiCumhuriyet Halk PartisiİYİ PartiMilliyetçi Hareket PartisiDiğer Partiler
  • Ekonomi
  • Asayiş
  • DTO
  • Spor Dünya Sağlık Kültür-Sanat Bilim ve Teknoloji Magazin Eğitim Genel
  • Ara
A
Büyüt
A
Küçült
  1. Haberler
  2. Ekonomi
  3. Yaşayarak Değil Öngörerek Hareket Edelim
Ekonomi
Yayınlanma: 22 Nisan 2020 - 14:49

Yaşayarak Değil Öngörerek Hareket Edelim

DESİAD Başkanı i. Okan Konyalıoğlu yazılı bir basın açıklaması yaptı. Açıklamasında Konyalıoğlu,"krizi fırsata çevirebilen yarınların başarılı şirketleri geleceği tasarlama fikrini taşıyan, yol haritalarını sürekli yenileyen, değişimin gereği dönüşümü şimdiden başlatabilen şirketler olacaktır"dedi.

Ekonomi
22 Nisan 2020 - 14:49
4 dk okunma süresi
A
Büyüt
A
Küçült
Yaşayarak Değil Öngörerek Hareket Edelim

Konyalıoğlu yazılı açıklamasında şu görüşlere yer verdi:

Aralık 2019’da Çin’den başlayarak tüm dünyaya yayılan, bugün itibarıyla 210 ülke ve bölgeyi etkisi altına alan koronavirüsle mücadelemizde en olumlu senaryoda bile virüsün yayılma hızının plato dönemine girmesi Haziran ayını, yaraların sarılması ve daralan ekonominin normale dönüşü 2021 yılı başını bulacaktır. 

Değişkenlik, belirsizlik, karmaşıklık ve muğlaklığın hat safhada olduğu bu kriz döneminde yeni normaller oluşuyor, hayatımız değişiyor. Ancak, birçok şeyin değiştiği bu dönemden sonra da liderlik, tahsilat, nakit akışı yönetimi, katma değer yaratma, verimlilik, etkinlik, geleceğin tasarlanması iş insanlarının gündeminde kalmaya devam edecek.

İşte bu yüzden, krizi fırsata çevirebilen yarınların başarılı şirketleri geleceği tasarlama fikrini taşıyan, yol haritalarını sürekli yenileyen, değişimin gereği dönüşümü şimdiden başlatabilen şirketler olacaktır.

İyimser taraftan baktığımızda, hayatını belirsiz ortamda iş yaparak geçiren ve kaos ortamında iş yapabilme kasları kuvvetli Türk sanayicisi ve üreticisinin bu değişime ayak uydurma ve krizi fırsata dönüştürme şansının daha yüksek olduğu söylenebilir. Ancak, bu kaslarımızı kuvvetlendiren bazı alışkanlıklarımız aynı zamanda en hassas yanımız. Artık, şirketlerimizde güncelin içinde boğulan değil 360 derece ve derinlemesine düşünebilen, ağacı değil ormanı görebilen, teknoloji ve dijital dünyayı kucaklayan, bildiğini sanan değil öğrenen, öğrenen organizasyona inanan, öğrendiğini günceline yansıtan, eski köye yeni adet getiren, merkezine emtia üretmeyi değil değer yaratmayı koyan, direnci yüksek lider ve ekiplere ihtiyacımız var. Çünkü dünkü bilgi ve deneyimlerimizle yarınlarımızı doğru şekillendirebilmemiz artık mümkün değil.

Özellikle bu tür zamanlarda sürekli başkalarından fayda bekleyen patron şirketlerindeki edilgen yapılarımız, krizle mücadelede yetersiz kalmaktadır. Bu sıra dışı krizi sıradan, bildiğimiz yöntemlerle fırsata çevirebilmek mümkün olmayacaktır. Bu noktada doğru liderlerin önderliğinde tüm ekibin aktif olması ve proaktif çözümleri araştırması gerekmektedir. Kuvvetli kaslarımız ancak bu nitelikteki liderler ve ekipler sayesinde krizi fırsata dönüştürmemize imkân verecektir.

Fason hizmet vererek birkaç büyük müşteri ile yıllık üretim kapasitelerini dolduran ve düne kadar mutlu olan devasa şirketlerimiz bu krizde sipariş azaltan, iptal eden ve öteleyen müşterilerinden dolayı üretimlerini durdurma noktasına gelmiştir. Hazır giyimde sadece Mart ayında bile ürünlerin yüzde 30’u yüklenememiş, 400 milyon dolara varan bir gelir elde edilememiştir. Bu kriz hepimize müşteri segmentasyonu, nihai müşteriye ulaşma, markalaşmayla birlikte satış ve gelir yaratma kaslarımızı da geliştirmek zorunda olduğumuzu öğretmiştir.

Birçok şirketin 2020 bütçelerinde hedef revizyonuna gideceği bu dönemde yaşadıklarımız karşısında Peter Drucker’ın “Problemlerden çok fırsatlara odaklanın” ilkesini Türk sanayicisinin dikkate alma zamanı gelmiştir.

E-ticaret ve özellikle sınır ötesi e-ticaret (e-ihracat) Türk üreticileri için yeni bir fırsat kapısıdır. Olabildiğince çok sayıdaki üretici firmamız ile kendi ürettiğimiz ürünlerimizi dijital kanallarda (mümkünse kendi markaları ile kendi web sitelerinde, yurt içi ve dışı dijital pazar yerlerinde), araya hiçbir aracı sokmadan final müşteriye satabilecek dijital dönüşüm kaçınılmazdır.

Türkiye’de perakendede e-ticaretle yapılan işin, sektörün toplam cirosunun % 4-5’i civarında olduğu dillendirilmektedir. Bu oran (gelişmiş ve gelişmekte olan ülkelerde % 12-15 aralığındadır. Bu oranlar Covid-19 etkisiyle tüm dünyada hızla artmaktadır. Şubat ayından bugüne sadece Alibaba’da bile günde 30 bine yakın e-mağaza açılmıştır. Türkiye ve dünya pazarları arasında farkın büyük olması, fırsatın da büyüklüğünü göstermektedir. Üretime dayalı tesislerimizi ve iş modellerimizi e-ticaretle tanıştırıp, sadece emtia üretir olmaktan çıkararak daha fazla değer üretir hale getirir isek, bu savaştan başarı ile çıkacağımız aşikârdır.

Bu dönemde özellikle gıda, bilişim teknolojileri, kimya, e-ticaret, lojistik, perakende, sağlık ve ihracata dayalı sektörlerdeki şirketler için yeni fırsatlar oluşmuştur. Bu sektörlerin yanında online eğitim, uzaktan tıp hizmetleri ve medikal endüstri, internet fuarcılığı gibi birçok yeni iş fırsatları da ortaya çıkmıştır. Dünyanın en büyük fuarlarından 127. Kanton Fuarı’nın (Çin İthalat ve İhracat Fuarı) bu yıl ilk kez internet üzerinden düzenlenecek olması Covid-19 sonrasında fuarcılık anlayışının da dijitale kayacağının çok kuvvetli bir işaretidir. Bir süre sonra hantal fuar hazırlıkları ve ziyaretleri de tarihe karışacak, bu kanalda da e-pazarlama yeni bir boyut kazanacaktır.

Şirketlerimizin yarınlarını öngörerek değil, yaşayarak şekillendirmeye çalıştığımızda geleceğin maliyeti katlanamayacağımız boyutlarda olacaktır. Hayatta kalmak ve sağlıklı büyümek için kuvvetli kasımız olan üretim becerimizi asimetrik etki yaratacak şekilde dijital dönüşüm ve e-ticaretle buluşturma vaktimiz gelmiştir. Başarının sırrı stratejik düşünebilmektedir. Sun Tzu’nun MÖ 5.yy’da söylediği gibi “Taktik olmadan strateji, zafere giden en yavaş yoldur. Strateji olmadan taktik, yenilgi öncesi yapılan gürültüdür.”

ANASAYFAYA DÖNMEK İÇİN TIKLAYINIZ
İlginizi Çekebilir
Çal'ın Bereketi Türkiye'nin Sofralarında! Kabalar Kooperatifi Yöresel Lezzetleri Markaya Dönüştürüyor
Çal'ın Bereketi Türkiye'nin Sofralarında! Kabalar Kooperatifi Yöresel Lezzetleri Markaya Dönüştürüyor
Aydem Enerji, Inavitas ve Schneider Electric'ten Şebeke Dijital Dönüşümüne Stratejik İmza
Aydem Enerji, Inavitas ve Schneider Electric'ten Şebeke Dijital Dönüşümüne Stratejik İmza
Fiyatlar Düşünce Vatandaş Koştu: Anpa Gross'ta Yoğunluk Artıyor
Fiyatlar Düşünce Vatandaş Koştu: Anpa Gross'ta Yoğunluk Artıyor
DSO’dan ‘İnsan Kaynaklarında Dijitalleşme ve Bağlılık Odaklı Uygulamalar’ eğitimi
DSO’dan ‘İnsan Kaynaklarında Dijitalleşme ve Bağlılık Odaklı Uygulamalar’ eğitimi
BAYRAM SEVİNCİ MERKEZEFENDİ SOKAKLARINDA
BAYRAM SEVİNCİ MERKEZEFENDİ SOKAKLARINDA

Ana Sayfa
Yaşam
Denizli Haberleri
Gündem
DENİZLİ BŞB
Siyaset
Ekonomi
Asayiş
DTO
Spor
Dünya
Sağlık
Kültür-Sanat
Bilim ve Teknoloji
Magazin
Eğitim
Genel
Köşe Yazarları
Foto Galeri
Video Galeri
  • Rss
  • Künye
  • İletişim
  • Çerez Politikası
  • Gizlilik İlkeleri

Sitemizde bulunan yazı , video, fotoğraf ve haberlerin her hakkı saklıdır.İzinsiz veya kaynak gösterilemeden kullanılamaz.

Yazılım: Tumeva Bilişim