Programda UYF Başkanı, bu sürecin nasıl geliştiğine
ilişkin soruyu şöyle yanıtladı:“Senelerdir yoganın bir spor dalı olarak
olimpiyatlara dahil edilmesi konusu üzerinde çalışıyoruz. İlk önce yoganın bir
spor olduğunu kanıtladık ve sağ olsun devletimiz, Gençlik ve Spor
Bakanlığı’mız, yogayı bir spor olarak kabul etti. Yogayı şu an spor olarak
geliştiriyoruz. Uluslararası Yoga Federasyonu kurulmuştu. Şimdi de
olimpiyatlara yaklaşmaya başladık. İlk önce Uluslararası Yoga Federasyonu,
International OlympicCommittee ile bağlantı kurdu ve onların bünyesine dahil
olduk. Dünya çapındaki yarışmalar için onlarla birlikte çalışıyoruz. Bu arada
da zaman kaybetmemek için çünkü bu çok uzun bir süreç20 sene bile sürebilir,
International Yoga Olympic Committee’yi kurduk. Şu an 208 ülkede çok aktif bir
şekilde olimpiyat oyunlarına hazırlanıyoruz. Yoga olimpiyat oyunları çok
yakında gerçekleşecek. Bütün dünyada hazırlıklar yapıyoruz, ulusal ve
uluslararası yarışmalar gerçekleşiyor.”
UYF Başkanı Manaf, yogada yarışma olmaz diye bir
yaklaşım olduğunu belirterek bu konuya şu şekilde açıklık getirdi: “Biz diyoruz
ki, bu bir yarışma değil. Bu, Yoga Olimpiyat Oyunları’dır. Uluslararası Yoga
Olimpik Komite’nin en önemli konsepti: Dünyayı savaş alanlarından oyun
alanlarına dönüştürmek.Yoga olimpiyat oyunlarıyla biz dünyayı savaş
alanlarından oyun alanlarına dönüştüreceğiz ve bu şekilde savaşlara son
vereceğiz. İnsanlık bu şekilde rahatlayacak. Bu konuda 208 ülkede yani
dünyanın her ülkesinde hazırlıklar yapılıyor. Uluslararası Yoga Olimpik
Komite’nin dünyanın her ülkesinde temsilcileri var ve oradaki yoga
kuruluşlarından uluslararası federasyonlar, dernekler ve yoga merkezlerinden
herkesi davet ediyoruz. Olimpik oyunlar şemsiyesi altında bütün dünyanın yoga
severlerini birleştiriyoruz. Yogada da bazı sürtüşmeler ve çatışmalar var. Bu
şekilde, yoga olimpiyat oyunları ile bütün bu tartışmalara son verilecektir.
Bütün yoga severler bir araya geliyor ve bir büyük aile olarak bu oyunlara
katılıyoruz. Bu, dünyada da büyük bir yankı oluşturacak. Sonuçta bireysel
bilinç toplumsal bilinci etkiler. İnsanlar yoga yaparak barışçıl bir bilince
sahip oluyorlar, birlik bilinci oluşuyor Orijinal Yoga Sistemi’nde uygulanan
tekniklerle. Şimdi biz bireysel düzeyde bu birliği, barışı sağlarsak, içsel
barış oluşursa, insanlar savaşmak, kavga etmek yerine oyunlar sergilerse,
pozitif yönde dönüşürse bütün dünya mutlu olacak. Aslında bu çok eski bir
gelenek. Olimpiyat oyunlarını Antik Yunan’da olimpiyat dağının eteğinde
senede bir her yerden insanlar toplanıp oynuyorlardı. Olimpiyat oyunlarıydı
bunlar. Yarışma değil, hırs değil, birincilik için değildi. Oynuyorlar,dans
ediyorlar, müzik yapıyorlardı. Gelenek buydu. Artık bunu Uluslararası Yoga
Olimpik Komite sayesinde yaygınlaştırıyoruz, hızla ilerliyoruz. Çok yakında 1.
Uluslararası Yoga Olimpik Oyunları gerçekleşecek.
UYF Başkanı Akif Manaf, Uluslararası Yoga Olimpik
Komite’nin yoga sporunu 8 dala ayırdığını söyledi ve sözlerine şöyle devam
etti: “Bu kategoriler şunlar olacak: Yoga duruşları, yoga koreografi, yoga
dans, yoga ritmik, yoga atletik, yoga akrobatik, yoga artistik, yoga akış. Çok
yakında 1 Ağustos 2020’de 1. Uluslararası Yoga Olimpik Oyunları gerçekleşecek.
Şimdilik iki seçenek var, ya İstanbul’da ya da New York’ta olacak. Bu, salgının
sonuna doğru netleşecek.
5. kez üst üste Dünya Yoga Şampiyonu olan Merve
Tanrıverdi ise bu süreçte Uluslararası Yoga Olimpik Komite’nin Türkiye
temsilcisi ve Yoga koreografi kategorisinin globalorganizatörü seçildi.
Tanrıverdi, sevgi ve barış için herkesi 1 Ağustos’ta gerçekleşecek olan 1.
Uluslararası Yoga Olimpik Oyunları’na davet etti. Katılmak isteyenlerin
kendisiyle iletişime geçebileceğini ve bu sürece ilişkin her türlü konuda tüm
sporculara destek olacağını belirtti.
www.internationalyogafederation.com.tr




