İmar revizyonlarından yıllardır çözülemeyen pazar yeri sorununa, sosyal belediyecilikten üretim ve turizm hedeflerine kadar Çal’da 2025’in bilançosu çıkarıldı, 2026 için izlenecek yol netleşti. Başkan Hakan’a sorduk, Hakan yanıtladı.
Kadriye Sözeri:
2025’te Çal’da neler yaptınız, hangi sorunlara dokundunuz ve bu birikim 2026’ya nasıl bir yol açıyor?
2025, Çal’da konuşmanın değil, dokunmanın yılı oldu. Yıllardır biriken meseleleri tek tek ele aldık. İmar revizyonlarıyla ilçenin önünü açtık; belirsizlikleri, kilitlenmiş alanları çözdük. Pazar yeri meselesi gibi yıllardır konuşulan ama çözülemeyen konulara cesaretle girdik. Sosyal belediyeciliği laf olmaktan çıkarıp sahaya indirdik; ihtiyaç sahibine ulaşan, kadını, genci, yaşlıyı gören bir anlayışı güçlendirdik. Köylerden merkeze kadar sahadaydık, masa başında değil. “2025 yılı, Çal için gerçekten dolu dolu ve çok kritik bir yıl oldu. Öncelikle kent planlaması ve imar revizyonlarıyla başladık. Tersine göçü destekleyecek şekilde ilçe merkezlerimizi ve köyleri yeniden ele aldık. Bu kapsamda Çal’da ciddi bir imar revizyonu yaptık; insanların yerleşebileceği alanları belirledik, sağlıklı ve sürdürülebilir bir yerleşim düzeni için alt yapıyı hazırladık. Pazar yeri sorunu yıllardır çözülemiyordu, 6306 Kentsel Dönüşüm Yasası kapsamında Pazar üstü dükkanlarının güçlendirilmesini sağlayarak yıkım ve yeniden inşa sürecini tamamladık. Tarihi ve kültürel dokuyu koruyarak modern bir alan oluşturduk.

Kadriye Sözeri:
2025 bitti. Ama Çal’da bu yıl sadece takvim yaprakları mı kapandı, yoksa gerçekten bir dönem mi geride kaldı?
Ahmet Hakan:
Açık konuşayım, 2025 Çal için yalnızca bir yılın bitişi değil, bir dönemin kapanışıydı. Çünkü bu yıl boyunca hep şunu yaptık: Ertelenmiş meseleleri, “şimdi sırası değil” denilen dosyaları, kimsenin elini sürmek istemediği başlıkları tek tek masaya yatırdık. Bu kolay bir süreç değildi. Çoğu zaman “idare etsek olurdu” denilebilecek alanlarda biz “hayır, kökten çözeceğiz” dedik. İşte bu yüzden 2025 yorucu oldu ama aynı zamanda öğretici oldu. Çal’ın artık eski alışkanlıklarla yönetilemeyeceği çok net ortaya çıktı.

Kadriye Sözeri:
İmar revizyonları uzun yıllardır Çal’ın en hassas konularından biri. Bu konuda neden bu kadar kararlıydınız?
Ahmet Hakan:
Çünkü imar konusu ihmal edildiğinde, bedelini sadece bugünkü yönetimler değil, gelecek kuşaklar ödüyor. Çal’da yıllardır imarla ilgili konuşulan ama çözülemeyen sorunlar vardı. Biz bu meseleye günü kurtaran değil, geleceği kuran bir yerden baktık. Revizyonları yaparken herkesin hoşuna gidecek kararlar almadık; ama doğru olanı yapmaya çalıştık. Şunu biliyoruz: Bugün attığınız yanlış bir imar adımı, yarın telafisi mümkün olmayan sorunlara yol açar. Biz bu riski almak istemedik.

Kadriye Sözeri:
Yaklaşık 50 yıldır çözülemeyen pazar yeri meselesi de bu yıl somut bir adımla gündeme geldi. Bu karar zor muydu?
Ahmet Hakan:
Zordu. Hem de çok zordu. Çünkü pazar yeri meselesi Çal’da sadece bir yapıdan ibaret değildi; alışkanlıklar, hatıralar, duygular vardı. Ama bir gerçek de vardı: O yapı artık Çal’a yakışmıyordu. Güvenlikten hijyene, şehir estetiğinden kullanım alanlarına kadar ciddi sorunlar vardı. Biz bu sorunu görmezden gelmek yerine çözmeyi seçtik. 50 yıl boyunca kimsenin cesaret edemediği bir kararı almak kolay değil ama yöneticilik bazen tam da bunu gerektirir.

Kadriye Sözeri: “Başkan Hakan, 2025’te Üzüm Festivali büyük ses getirdi. Festival hakkında neler söylemek istersiniz?”
Ahmet Hakan: “2025 Üzüm Festivali, Çal için bir dönüm noktasıydı. İlk kez uluslararası katılımla gerçekleşti ve hem üreticilerimiz hem de halk için büyük bir buluşma alanı oldu. Bağcılığımızı ve yerel ürünlerimizi tanıtma fırsatı bulduk, gençlerimiz ve kadınlarımız etkinliklere aktif katıldı. Festival süresince kültürel gösteriler, atölyeler ve tadım alanlarıyla Çal adeta bir kültür ve üretim merkezi hâline geldi. 2026’da bu geleneği daha da büyütmeyi ve Çal’ı uluslararası arenada tanıtmayı hedefliyoruz.”

Kadriye Sözeri:
Sosyal belediyecilik vurgusu röportaj boyunca öne çıkıyor. Sizce sosyal belediyecilik nerede başlar?
Ahmet Hakan:
Sosyal belediyecilik kapı çalmadan olmaz. İnsanların evine girmeden, derdini dinlemeden olmaz. Biz bunu laf olsun diye söylemiyoruz. Evde bakım hizmetlerinden yaşlılara, dar gelirli ailelerden belediye çalışanlarına kadar her alanda bu anlayışı benimsedik. Belediyecilik sadece asfalt dökmek değildir; bazen bir insanın derdini dinlemek, bazen maaş politikasında adalet sağlamaktır. Kriz dönemlerinde belediyelerin insanı yalnız bırakmaması gerekir.

Kadriye Sözeri:
Üretim ve turizm, 2026 hedeflerinin merkezinde yer alıyor. Çal bu alanda nereye gitmek istiyor?
Ahmet Hakan:
Çal’ın en büyük gücü toprağıdır, üzümüdür, tarihidir. Ama bu güç uzun yıllar doğru değerlendirilmedi. Biz tarımı sadece geçim kaynağı değil, aynı zamanda bir gelecek meselesi olarak görüyoruz. Dijital tarım uygulamaları, gençleri yeniden üretime çekmenin anahtarı. Turizm tarafında ise Bağ Yolu Projesi, Çal’ın hikâyesini anlatma projesidir. İnsanlar buraya sadece gezmeye değil, Çal’ı yaşamaya gelsin istiyoruz.
Gençler, Kadınlar ve Kırsal Yaşam: Çal’ın Sessiz Ama Asıl Gündemi
Kadriye Sözeri:
Gençler meselesi hep konuşuluyor ama çoğu zaman somut karşılığı olmuyor. Çal’da gençler için nasıl bir yol haritası var?

Ahmet Hakan:
Gençlik meselesi sadece “gençler gitti” diye yakınarak çözülecek bir konu değil. Önce şunu kabul etmek gerekiyor: Gençler tembel değil, umutsuz. Eğer bir genç doğduğu yerde kendine bir gelecek göremiyorsa, bavulunu toplar gider. Çal’da bizim derdimiz gençleri tutmak değil, geri dönebilecekleri bir zemin hazırlamak. Üretimde, tarımda, turizmde, teknolojide gençlere alan açmadan bu iş olmaz. Gençlere sadece “sabredin” demiyoruz; “gelin birlikte üretelim” diyoruz.
Kadriye Sözeri:
Çal’da bu yıl açılan okul, hem gençler hem aileler hem de ilçenin geleceği açısından ne ifade ediyor?
Ahmet Hakan:
Bu okul, Çal’da yıllardır sessizce yaşanan bir soruna verilmiş açık bir cevaptır. Gençler bana hep şunu söyledi: “Başkanım, gitmek istemiyoruz ama burada okuyacak yer yok.” İşte bu okul, o cümlenin karşısına konulmuş bir iradedir. Sadece bir eğitim binası değil; göçe, umutsuzluğa ve mecburiyete karşı atılmış bir adımdır. Okul sayesinde gençler eğitim için ilçeden kopmak zorunda kalmıyor, aileler “çocuğum için gideceğim” demekten vazgeçiyor, kırsal yaşam nefes alıyor. Eğitim yoksa umut olmaz; umut yoksa ilçe ayakta kalamaz. Biz bu okulla şunu söyledik: Çal’dan vazgeçmiyoruz. Gençler okusun, hayal kursun ama bu topraklardan kopmasın. Bu okul, Çal’ın geleceğine atılmış en sağlam adımlardan biridir.
Kadriye Sözeri:
Çal’da açılan okuldan söz ederken sık sık gençlerle birebir temaslarını, pazarda birlikte gezmeyi, kahvaltı sofralarını anlatıyorsunuz. Bu temaslar ve okul birlikte düşünüldüğünde ne ifade ediyor?
Ahmet Hakan:
Ben gençleri masa başında tanımadım. Pazara birlikte gittik, sabah kahvaltısında aynı sofraya oturduk, çay içtik, dert dinledik. Orada resmi konuşmalar olmaz; gençler ne hissediyorsa onu söyler. Bana da şunu söylediler: “Başkanım, Çal güzel ama okumak için gitmek zorundayız.” Bu cümleyi pazarda duydum, kahvaltıda duydum, sokakta duydum. Açılan okul işte bu sohbetlerin, bu yüz yüze temasların sonucudur. Bir binayı planlarken değil, gençlerle yan yana yürürken doğdu bu fikir. Okul; göçe mecbur bırakılan gençlere, “gitmek zorunda değilsiniz” demektir. Aileler için rahat nefes, kırsal yaşam için umut, Çal için gelecektir. Eğitim yoksa umut yoktur. Biz bu okulla şunu söyledik: Gençleri dinliyoruz, yanlarında duruyoruz ve Çal’dan vazgeçmiyoruz.

Kadriye Sözeri:
2026 için Çal halkına ne söylemek istersiniz?
Ahmet Hakan:
Şunu açık yüreklilikle söyleyebilirim: 2025’te attığımız adımların sonuçlarını 2026’da daha net göreceğiz. Kolay bir yıl olmayacak ama daha sağlam olacak. Çal için hayal satmıyoruz; ayağı yere basan, gerçekçi hedefler koyuyoruz. Bu ilçe geçmişte çok zorluk gördü ama her seferinde ayağa kalkmayı bildi. 2026 da bunun yeni bir örneği olacak.
Kadriye Sözeri:
2026’ya girerken Çal için nasıl bir yol haritası çiziyorsunuz? Özellikle eğitim, gençler ve ilçede kalıcı yaşam açısından hedefiniz nedir?
Ahmet Hakan:
2026, Çal için “başladık” dediğimiz işlerin derinleşeceği yıl olacak. Ben bunu her yerde söylüyorum: Eğitim, bir bina işi değil; bir geleceği ilçede tutma meselesi. Gençlerle pazarda yürürken, kahvaltı sofrasında konuşurken duyduğum şey şuydu: “Başkanım, burada kalmak istiyoruz ama yolumuz yok.” 2026’da o yolu genişletmek istiyoruz. Açılan okul bunun ilk adımıydı; şimdi o okuldan çıkan gencin Çal’da kalabileceği sosyal, kültürel ve üretim imkânlarını büyütme zamanı. Gençlerin sadece okula gidip gelmediği, söz söyleyebildiği, üretime katılabildiği bir ilçe hedefliyoruz. Aileler için de bu çok net: “Çocuğum için gitmek zorunda kalmayayım” diyen her anne-baba, bizim 2026 pusulamızdır. Kırsal yaşamı ayakta tutmak, göçü tersine çevirmek ve Çal’ı yaşanır kılmak istiyoruz. Benim 2026 için söylediğim cümle şu: Günü kurtaran değil, yarını kuran adımlar atacağız. Eğitimle, gençlerle, yüz yüze temasla… Çal’dan vazgeçmeden, Çal’ı büyüterek.
Başkan Hakan, Çal Belediye iştirakimiz Yeşil Çal A.Ş. Müdürü Oğuz Helvacı bünyesinde de çok güzel işlere imza attık. Oğuz Helvacı ve gece gündüz demeden çalışan tüm ekibime teşekkür ederim.
Ayrıca, bu yıl Çal’daki tüm projelerimizde büyük desteklerini esirgemeyen Büyükşehir Belediye Başkanı Bülent Nuri Çavuşoğlu’na teşekkür ediyorum. 2026’ya umutla bakıyor, herkese sağlıklı, mutlu ve başarılı bir yıl diliyorum” dedi.




