Denizli’nin Baklan ilçesine bağlı Çalkebir Mahallesi — eski adıyla Boğaziçi köyü — tarihte bilinen ilk adı Çal olan, daha sonraları Çalkebir ve Asıçal isimleriyle de anılan köklü bir yerleşim. Büyükşehir Yasası ile mahalleye dönüşen bu tarihi yer, bugün ilgisizlik içinde ayakta kalmaya çalışıyor.
Mahalledeki Süleyman Ağa Konağı, muhteşem ahşap işçiliği ve sanat tarihi açısından taşıdığı değerle tescilli bir yapı. Yıllara meydan okuyan bu konak, Türk inanç sistemine ait örnekleri de yansıtıyor. Ancak Tabiat ve Kültür Varlıklarını Koruma Kurulu ile belediye, restorasyon için bugüne kadar hiçbir çaba göstermedi.
Çalkebir’in Türkmen mezarlığı, bölgenin en eski mezar alanlarından biri. Yaklaşık bin üç yüz yıllık olduğu tahmin edilen mezarlıkta ahşap şahide süslemeleri, Türklerde mezar taşlarında bulunan Harezmi sayıları, “acı tamgası” ve cennetin sekiz kapısını anlatıyor.
Çalkebir mezarlığı, Moğolistan’daki Tonyukuk balballarıyla benzerliğiyle dikkat çekiyor ve Türklerin mezar kültürü ile öteki aleme geçiş inancını simgeliyor.
Kültürel miras bununla sınırlı değil. Tavan işçiliği ve eyvanlı yapısıyla Süleyman Ağa Konağı, Ödemiş Birgi’ye rakip olabilecek tarihi yapılardan sadece biri.
Mahalledeki Koca muhtar Ömer Aycan Konağı ise çok özel bir ayrıntıya sahip:
Yüz yıl önce bu evde lokum imalatı yapılmış. Boğaziçi’nde hâlâ ayakta duran son birkaç toprak damlı Selçuklu mimarisi örneği de zamana direniyor.
Bölgede bulunan Musalla taşından çıkarılan yazılı taş ise bambaşka bir tarihi hatırlatıyor. Bu taşta, İlyada destanında adı geçen Anadolu kahramanı Sarpedon’un ismi yer alıyor.
Tüm bu değerlerin yanı sıra mahallede Tunç Çağı’na ait 6 bin yıllık bir höyük de bulunuyor. Ancak bugüne kadar burada tek bir kazı yapılmadı, arkeolojik buluntular turizme kazandırılmadı.
Kalem işi süslemeleri ile bilinen Çalkebir Türkmen Cami ise görülmeye değer bir eserdir.
Çalkebir Derneği, tüm bu ilgisizlik karşısında tepkili. Dernek Başkanı Ahmet Akbay, resmi kurumların sessizliğini şu sözlerle eleştirdi:“Bu topraklar tarih kokuyor ama biz ilgisizlik kokusunu duyuyoruz. Eğer bugün harekete geçilmezse, yarın elimizde anlatacak tek bir taşımız kalmayacak. Bu konaklar, mezarlıklar, yazıtlar ve höyükler atalarımızın bize bıraktığı kimliktir. Biz sahip çıkmazsak, kimse sahip çıkmaz.”
Çalkebir halkı, tarihi miraslarının korunmasını, restore edilmesini ve turizme kazandırılmasını bekliyor.
Mahalledeki Süleyman Ağa Konağı, muhteşem ahşap işçiliği ve sanat tarihi açısından taşıdığı değerle tescilli bir yapı. Yıllara meydan okuyan bu konak, Türk inanç sistemine ait örnekleri de yansıtıyor. Ancak Tabiat ve Kültür Varlıklarını Koruma Kurulu ile belediye, restorasyon için bugüne kadar hiçbir çaba göstermedi.
Çalkebir’in Türkmen mezarlığı, bölgenin en eski mezar alanlarından biri. Yaklaşık bin üç yüz yıllık olduğu tahmin edilen mezarlıkta ahşap şahide süslemeleri, Türklerde mezar taşlarında bulunan Harezmi sayıları, “acı tamgası” ve cennetin sekiz kapısını anlatıyor.
Çalkebir mezarlığı, Moğolistan’daki Tonyukuk balballarıyla benzerliğiyle dikkat çekiyor ve Türklerin mezar kültürü ile öteki aleme geçiş inancını simgeliyor.
Kültürel miras bununla sınırlı değil. Tavan işçiliği ve eyvanlı yapısıyla Süleyman Ağa Konağı, Ödemiş Birgi’ye rakip olabilecek tarihi yapılardan sadece biri.
Mahalledeki Koca muhtar Ömer Aycan Konağı ise çok özel bir ayrıntıya sahip:
Yüz yıl önce bu evde lokum imalatı yapılmış. Boğaziçi’nde hâlâ ayakta duran son birkaç toprak damlı Selçuklu mimarisi örneği de zamana direniyor.
Bölgede bulunan Musalla taşından çıkarılan yazılı taş ise bambaşka bir tarihi hatırlatıyor. Bu taşta, İlyada destanında adı geçen Anadolu kahramanı Sarpedon’un ismi yer alıyor.
Tüm bu değerlerin yanı sıra mahallede Tunç Çağı’na ait 6 bin yıllık bir höyük de bulunuyor. Ancak bugüne kadar burada tek bir kazı yapılmadı, arkeolojik buluntular turizme kazandırılmadı.
Kalem işi süslemeleri ile bilinen Çalkebir Türkmen Cami ise görülmeye değer bir eserdir.
Çalkebir Derneği, tüm bu ilgisizlik karşısında tepkili. Dernek Başkanı Ahmet Akbay, resmi kurumların sessizliğini şu sözlerle eleştirdi:“Bu topraklar tarih kokuyor ama biz ilgisizlik kokusunu duyuyoruz. Eğer bugün harekete geçilmezse, yarın elimizde anlatacak tek bir taşımız kalmayacak. Bu konaklar, mezarlıklar, yazıtlar ve höyükler atalarımızın bize bıraktığı kimliktir. Biz sahip çıkmazsak, kimse sahip çıkmaz.”
Çalkebir halkı, tarihi miraslarının korunmasını, restore edilmesini ve turizme kazandırılmasını bekliyor. 



